Yagmur Damlası...

Hayat kazanmak ve kaybetmek arasında geçen bir serüven gibi aslında.. Hiç bir zaman berabere başlanılmayan küçük oyunlar serüveni. " I love Coffee " yazan bir not defterinde başlanılan bir öykünün, bir damla kahve içilmeden yazılması kadar tezatlarla dolu...

Bazen utana sıkıla birbirine tutunan iki el kadar sıcak bazen birbirine değen iki dudak kadar koyu ve bazen zevk çığlıklarını etrafa duyuracak kadar kadar acı bir kahve gibi.. İçinde doğru ve büyük hissetiğimiz kapalı kutuların aslında sadece bir boşluk, sadece bir hiçlik olması kadar utanç verici..

Bazen bir cümlenin sonundaki üç nokta kadar anlamlı bazen de ucu bucağı belli olmayan bir yol kadar belirsiz.. Tutsak olduğunu bile bile haykırarak, avazın çıktığı kadar bağırarak özgürlük şarkıları söylemek gibi bazen.. Yağan yağmur damlalarının sesini sessizce dinleyip, şairin  dediği gibi " Aldırmam hiç yağmurlara, benim güzel hatalarım var ! " diyebilecek kadar cesur olmaktı bazen..

Bazen başını alıp giden bir köpeği zapt etmek kadar zor bazen karnını doyurmak isteyen bir kedinin güvercini yakalaması kadar kolaydı. Bazen iki bira içip bir kedinin peşinden koşmak kadar komik bazen de gecenin bir yarısında geçimini sağlamak için bira şişesi toplayan teyze kadar üzücü..

Bazen hırçın dalgaların kıyıya vurması gibiydi.. Sesiyle ürpertici, görüntüsüyle korkutucu.. Belki canın yanmazdı ama arkasına rüzgarı alması titretirdi dizlerini.. Kıyıdaki kayalara her çarpışında dağılması, param parça olması ama yılmadan tekrar gelmesi bile yeterdi bazı şeyleri anlaman için..

Kim bilir belki de bir yağmur damlasının denize düşüp engin sulara karışmasını seyredecekken, mazgala düşüp kanalizasyona karışmasını izletecekti hayat.. 

Siz, siz olun yağmur damlası olmayın.. Ya " Rüzgar " olun ya da kendinize bi Rüzgar bulun. Hayat acı kahve içirmeye ant içmiş.. Ama az ama çok her fani tadar bu kahveden.. Gün olur biri gelir adı Bahar olur, Anıl olur, Nalan olur, Utku olur.. Ya gelir kahvenize şeker atar ya da hadi biraz ara ver der.. Ya sizi Rüzgar'ına katıp götürür ya yağmur olur yağar üstünüze.. Siz ne Leyla olun ne Mecnun.. Gün olup bir kervancı alıp gittiğinde ne soru soracak, ne cevap verecek kimse kalmadığında yağmurun sesini dinlersiniz..Ve yağmuru neden bu kadar sevdiğinizi anlarsınız. Belki de ağlayan bir yüreğe benzediği içindir..

" Bazı bedenler birbirine yasaktır. Bazı gözyaşları sadece insanın kendi görebileceği kadardır ve bazı aşklar sadece bir kişiyi yakacak kadar ateşe sahiptir. " [Bana İkimizi Anlat]

7 yorum:

banu dedi ki...

Ancak bu kadar güzel olabilirdi :)

Elysion dedi ki...

Yürege dokunan satırlar..

Eleanor dedi ki...

Allahım sana geliyorum! Çok çok çok çok güzel yazmışsın eline koluna kalbine sağlık......

Bir İnce Ses dedi ki...

@banu - @Elysion - @Eleanor : Teşekkür ederim :)

Ilunga dedi ki...

Ne kadar akıcı ve güzel yazmışsınız yureginize sağlık..

Bir İnce Ses dedi ki...

@llunga : teşekkür ederim :)

francesca mckennitt dedi ki...

Yine mi damar :)