Bu da Bi Tespit Vol 13 !

Galiba yarım saat düşünüp giriş cümlesi yazamayınca böyle bi cümleyle başlamak zorunda kaldım. Aslında bu yazıyı daha canlı, aşırı heyecanlı yazmak isterdim ama yapamıyorum olmuyo yani.. Bu yazıyı yazmayı düşündüğüm ilk an not almaya başlasam muhtemelen buraya gelene kadar yüzünüze bi tebessüm kondurabilirdim.. Her neyse.. Bari kalanını kurtaralım di mi ;)

Geçtiğimiz Çarşamba günü sınavım olduğu için işten 4 günlük güzel bi izin aldım. Ama pazarı saymazsak 3 gün.. Cuma akşamı eve dönüş yapıp taaaa Perşembe günü işe dönüş yaptım.. Cuma akşamı eve geldiğimde içimde inanılmaz bi mutluluk duygusu vardı. Çünkü ertesi gün Cumartesi'ydi.. Sizin için sıradan bi gün olabilir ama benim için kesinlikle değildi.. Yaklaşık 13 yıldır hiç bi Cumartesi günü geç uyanamamış birinin evde kalması ne demek biliyor musunuz? Gece yatıcam ama içimde de bi korku var hani acaba bi şey olur mu diye tedirginim.. Ramazan Bayramı'nda yine Cumartesi'ne denk geldiği için sevinmiştim sonra Cumartesi sabahı 5'de kalkıp işe gitmiştim.. Bi de geç yatıyorum ki hani geç kalkayım.. Cumartesi sabahı 9'da kalktım gençler aşırı zevkli bi şey.. Tam bi saat yatağın içinde döndüm durdum. Müzik dinledim, maillere baktım.. Hani bi gören olsa acaba bu çocuk sevgilisinden gelen mesajı mı okuyor diyecek..

İşten izin aldığıma bakmayın Cumartesi' yi bildiğiniz tatil ilan ettim kendime.. O günü çatır çatır kendime harcamaya and içtim. Hani şey diyorum bütün yorgunluğumu atarım, keyfime bakarım ondan sonra tertemiz boş kafayla ders çalışırım. Abi Cumartesi bitmiyor ya bildiğin bitmiyor.. Pazar günü tatil ilan edilmiş ya bence çok yanlış.. Resmi tatil günü kesinlikle Cumartesi olmalı.. Pazar kadar hızlı biten bi gün daha yok.. Hafta içi zaten çalıştığımız için bitmiyo.. Pazar ne ara başlıyo ne ara bitiyo hiç anlamıyorum.. Çok bereketsiz bi gün.. Cumartesi ve Pazar ikilisi "Sarışının adı var esmerin tadı var" sözüyle tamamen örtüşüyor. Valla Pazar'ın adı çıkmış.. Tabi şöyle bi şey var.. Güzel bi Cumartesi'yi takip eden Pazar, yemeğin üstüne gelen tatlı gibi.. Birbirini güzel tamamlıyo.. Cidden insan dinlendiğini hissediyo.. Ben normalde Pazar'a o kadar çok şey sıkıştırıyorum ki iyice yoruluyorum.. Uzun lafın kısası Cumartesi çalışmayanlar veya yarım gün çalışanlar böyle güzel bi günün kıymetini bilin.. Haa bu arada ben sarışın severim..

Ben de uyku düzenimi çok güzel bozdum bu arada.. Uyku haram, zombi gibi geziyorum.. Bu da ben de sinir sistemi problemi yaratıyor.. Hala mantıklı düşünebiliyorum ama korkmayın sadece kızınca çok kızıyorum.. Yaa bana bi çözüm bulun.. Ben çok kızıyorum kontrolden çıktım sanırım.. Neyse bu konuya sonra dönelim.. Bi yandan ders çalışıyorum bi yandan feci sıkılıyorum.. Bünye böyle uzun tatillere alışmamış.. Sadece Pazar günüyle ciddi ve seviyeli bi ilişkim varken böyle Pazartesi, Salı falan ağır geldi.. Allah işi olmayanların yardımcısı olsun.. Hani tamam ben ders dolayısıyla çıkamadım dışarı ama hep evde kalsam nereye kadar dışarı çıkabilirim ki.. İş güç derken sinemadan falan baya baya uzak kaldım.. Yeni filmlerden bi haber yaşadığım için Yüzüklerin Efendisi'nden bi girdim  Karayip Korsanları'ndan çıktım.. Sonra kendime ulan ne kadar boş bi hayat yaşıyosun dedim. Bi kahve alıp balkondan karşıdaki inşaatı izledim.. Niye inşaat hala bilmiyorum.. Sonra aklıma Nejat geldi.. Dur dedim bi Kaybedenler Kulübü yapayım.. Yine bi hüzünlendim.. Tam Aşk Tesadüfleri Sever'e geçiyodum ilahi bi güç yeter dedi.. Ne ara ders çalıştın demeyin geceleri hayat çok sessiz..

Ev içinde biraz daha kapalı kalsam fenomen olmam an meselesiydi.. Resmen direkten döndüm.. İnsanın canı sıkıldı mı bi şeyler yazmak istiyo.. Böyle nası diyeyim beyin bi başka çalışıyo.. Sanki her şeyde bi açık arıyosun. Hani nası diyim biri bi şey yazsa da ben laf soksam diye tetikte bekliyo gibisin..Cidden ben çok sıkıldım.. Annemin sürekli bi şeyler yedirme isteği zaten başlı başına bi bela.. Apartmanda bağıran çocuklar mı dersiniz, gelen giden komşular mı dersiniz.. Resmen can sıkıntısından sigaraya başlıcaktım.. Millet nası alkolik nasıl sigara bağımlısı oluyor çok iyi anladım.. Derdimden içiyorum diyolar ya hep hikaye millet can sıkıntısından içiyo.. Mesela ders çalışıyorum bi ara vereyim diye kalkıyorum masadan bi hava alayım diye balkona çıkıyorum.. Zaten hava soğuk bi dk durup geri geliyorum. Ama sigara öyle mi titreye titreye içiyor insan.. Neyse sigaraya başlamayın ben her an başlayabilirim.. Maksat can sıkıntısı.. Yahu düşünebiliyor musunuz canım yemek yemek istemediiiii !!!

Tabi bu zaman zarfında sosyal medyanın diğer mecralarından eksik kaldım mı ? Tabi ki hayır.. Aldığım bi karar var ve kesin emin olduğum bi şey bu.. Ben Facebook kadar gereksiz bi şey hayatımda görmedim.  Benim de Facebook'um var yok değil ama böyle gereksiz şeyler için kullanıldığı dikkatimi çekmemişti.. Ne kadar boş adam var sayamadım.. Şöyle yapılan paylaşımlara baktım, gruplara göz attım.. Yemin ederim çoğu grup zeka seviyesi 5-10 yaş aralığında bi çocuğa eş değer yöneticiler tarafından yönetiliyor. Bi fotoğraf ekleyip haydi 10.000 beğeniiii !!!!! yazmak nedir ya.. Rekor paylaşım !! Hayır utanmasam ben de kendi fotoğrafımı koycam.. Her ne kadar yeni yasayla internet sansürlenmek istense de Facebook duvarları bir nevi billboard halini alıp hatta bazı profiller online seçim bürosuna dönüşmüş durumda..

Evde kalanların bir numaralı kurtarıcısı kadın ve evlilik programları.. Çekirdeğini al otur izle.. Karısını/kocasını aldatan mı dersin,  5 çocuğuyla ortada kalan kadınlar mı dersin konu çok.. Annemle Zahide'nin programını seviyoruz biz.. Ordan Esra Erol'a transfer falan oluyoruz.. Annem artık ezberlemiş kim kime geldi bana özet geçiyor.. Evlilik programları çok saçma ama bi o kadar da zevkli.. Hani bi ara ben de mi katılsam diye düşünmedim değil.. Haa amaç evlenmek değil.. Gider bi ay falan takılırım zaten gelen kızları beğenmem.. En azından bana gelecek kız profilini görmüş olurum.. Baktım güzel kız gelmiyo tası tarağı toplar Yeni Zelanda'ya giderim.. Oralar yeşillik böyle su kenarı falan mangal yaparım her gün.. 

Yalnız programları izlerken bu aldatma mevzusu gözüme çok takıldı.. Bu erkekler karılarını ne kadar çok aldatıyolar ya.. Hele bi tanesi var utanmaz pislik.. Sen kalk kadın hamileyken aldat.. Bunların bi cezası falan yok mu ya.. Boşanırsan nafaka diyolar hemen.. Bence çok saçma.. Sen al kadının ömrünü zehir et ondan sonra da aldat bi de üstüne boşa.. Kadın iyice ortada kalsın eline de üç kuruş para ver ohh ne ala memleket ! Eğer beni seçerseniz meclise adım attığım ilk gün bu konu hakkında yasa tasarısı hazırlayacağım sevgili hemşehrilerim !! Öhm öhm.. 

Yine böyle internette dolanıyorum bari alışveriş sitelerine falan bakayım dedim.. Hani modadan geri kalmayayım.. Bi fotoğraf gördüm.. Görmez olaydım.. Resmen kahroldum.. Yıllardır giyindiğim marka, sen kalk hiç utanma sıkılma benim en sevmediğim adama gömlekleri, ceketleri, montları giydir. Sonra bi güzel fotoğraf çek bunları paylaş.. Yeminlen tiksindim bak.. Benim en sevdiğim ay geliyor.. İlkbahar demek gömlek demek triko demek.. Şimdi gidip alcam olmaz ya o da aldı giydi.. Direk kaldır at çöpe.. Ben daha onu giymem.. O adamla aynı şeyleri giyemem ben zevklerimiz bile uyuşamaz.. Uyuşmamalı !! Bu olay üzerine sen kalk bi depresyona gir.. Hali hazırda yatma pozisyonu almış yatağın içine gir.. Bi insan yorganın altında oksijensiz ne kadar dayanabilir testi yap.. Sonra dedim olum Bis kendine gel.. Sen bu değilsin.. Bırak o utansın dedim.. Cool tanımını bu ülke senin doğumunla öğrendi sonuçta..

Yani demem o kii sürekli çalışmaya alışmış birini evde tutmak gerçekten çok zor.. İşim falan olmasa direk kafayı yerim heralde.. Tamam bir gün iki gün neyse de insan her gün kalamaz ya.. Gündüz zaten genel itibariyle herkes çalıştığı için zaman geçmiyo.. Akşama kadar o site senin bu site benim gezip duruyosun ama o da bi yere kadar.. İnsan uğraşacak bi şey arıyo cidden.. Millet bu kadar tweeti nası atıyo diye düşünürken birden kendimi içinde bulmam çok garip oldu.. Ama dediğim gibi tweet atmak çok istemsiz oluyo.. Hani sonra dönüp yazdıklarıma bakıyorum hani yazmasam da olur ama o an yazmalıyım evet yapmalıyım bunu diyorum.. Cidden çok garip.. Fenomen olmak için çok bi şey yapmaya gerek yok akşama kadar evde oturun, siteleri gezin, Tv'ye bakın yeter.. Hadi iyisiniz bu ipucunu da verdim size ;)

Bu aralar hiç tadım yok.. O yüzden böyle okunası yazılar yazamıyorum ama bloga geri dönüş yapmak üzereyim.. Boşa geçen bomboş hayatımı şekillendirmem gerek.. Nası yapacağımı da bilmiyorum.. Sakın hayatına bi kız al demeyin(!).. Patron yok kardeşim Allah versin.. 

Eee hadi o zaman görüşürüz.. 

Sigara !

Siz hiç yalnızlıktan korktunuz mu ? Yalnız olmaktan yalnız kalmaktan? Yalnız yaşamak demiyorum.. Yalnız kalmak.. Belki onlarca insanın arasında sıkışıp kalmak.. Belki de hiç kimse yokken hareket edememek.. İşte ben hep bunlardan korktum.. 

Çevrenizde o kadar çok insan vardır ki sanki hiç yalnız kalmayacakmış gibi hissedersiniz. Çünkü hangi tarafa bakarsanız bakın birileri mutlaka vardır. Size uzanan bir eli illa ki tutarsınız.. Ama insanoğlu işte en fazla iki tane eli var.. Birini bırakmadan diğerini tutamaz.. Bakar etrafına bi el daha tutmak ister.. Ne elindekileri bırakabilir ne istediğini tutabilir.. İşte o zaman yalnız kalır.. Uzaktan bakar sadece.. Konuşmak haykırmak ister.. Sesini duyuramaz.. Evet dışardan bakıldığında yalnız değildir.. Ama dışı seni içi beni yakar.. Yalnızdır !

Kapana kısılmak nedir bilir misiniz ? Onca insanın onca dostun onca arkadaşın içinde kapana kısılmak.. Kaçamamak.. Dilinin ucuna gelen kelimeleri içine akıtmak.. Susmak nedir bilir misin sayın izleyici.. İçinde bir yanardağ patlarken susmak nedir bilir misin ? O lavlar içine akarken, yavaş yavaş yakarken susmak nedir bilir misin ? Avazın çıktığı kadar bağırmak isterken yüzüne küçük bi tebessüm kondurmak nedir bilir misin sayın izleyici.. 

Peki ya kimse yokken.. Yalnızken yalnız kalmanın ne demek olduğunu düşündün mü hiç.. Pencerenin kenarına geçip, ince belli bardaktan dışarda koşan çocukları izledin mi hiç ? Ya yağmur yağarken.. Sırılsıklam olmuş, koşa koşa sığınacak bi yer arayanları seyrederken için hiç mi sızlamadı ? Sığınacak bi yer bulduklarında, birbirlerine bakıp gülen insanları gördükçe dışarının soğuğu içine işlemedi mi ? İçtiğin çayın ne kadar soğuk olduğunun farkına varmadın mı hiç ? 

Avazın çıktığı kadar bağırdığında seni kimsenin duymadığını anlayınca daha da çok bağırmak istemedin mi hiç ? Ağlarken sana mendil uzatan, gözünü kapatıp başını yasladığında başını okşayacak bir el bulamadığında yastığa sarılmadın mı hiç ? 

Ya da şöyle mi sormalıydım.. Yalnız yaşamakla yalnız olmanın farkını anladığında bi sigara yakıp dumanının içini ısıtmasını beklemedin mi hiç ? 

Senden, Benden, Bizden !

Soğuktan matruşka bebeklere taş çıkardığımız yeni yılın ilk günlerinden herkese merhaba ! Yeni yıl yeni yazı, bir üst sınıfa geçmiş öğrencini defterine açılmış yeni bir sayfa demek.. Gerçi ben hep eski seneden kalmış defterimi kullanmaya devam ederdim. Onun için geçmiş hiç peşimi bırakmıyo galiba.. Neyse haa bi de yeni yıl yeni kızlar demek..

İtiraf etmem gerekirse bu zamana kadar bloga defalarca yazı yazmak için geldim fakat bi türlü başarılı olamadım.  Hep bi engel çıktı yazamadım daha sonra yazacağım şeyleri unuttum.  Bu yazıyı 5 günden beri yazmaya çalışıyorum artık nası bi yoğunluktayım siz düşünün. Buraya asıl yazmak istediğim şeyi de unuttum bu arada.. Bu sırada Francesca gelip seni mim'ledim deyince fırsat bu fırsat dedim. Her ne kadar kolay kolay mim yazmasam da bu mim güzel.. Kısaca geçen yılın özetini yapmış olurum. Mim konusu geçen sene ne istedin ne oldu tarzında.. Ee hadi başlayalım.. 

Hesaplarıma göre geçen sene bu zamanlar mezun olmalıydım. İki dersi kalan bi öğrencinin başka bi şey planlaması beklenemez tabi.. Fakat olmayınca olmuyor. İnsanların egolarını tatmin etmekten kendi yolumuzu çizemez hale geldik. Bu sene ki hesaplarıma göre en erken ay sonu en geç Şubat'ın ortasında mezun olmam gerek.. Bakalım bu sene nası bi süpriz beni bekliyor. 

Hali hazırda devam eden bi işim var. Deli gibi çalışıyorum. Çalışmaktan kör olmam an meselesi.. Sosyal hayat kavramını neredeyse rafa kaldırmış durumdayım. Asosyal biri olarak hayatımı sürdürüyorum. Kendi işimin yanı sıra babamın işlerine de koşturmak durumunda kalabiliyorum. Hal böyle olunca kendi kendime zaman ayıramıyorum. Tüm bunlara rağmen okulun bitmemesinden kaynaklı olarak üzerimde aşırı bi baskı var. Atlas misali dünyanın yükünü sırtıma almış gibiyim. Altta kalmaktan bi hayli sıkıldığım ve hareketlerimin kısıtlı olmasından dolayı sinirlerimi kontrol edemem şu sıralar başıma bi iş açmazsa sevinecem. Boğa burcu bi insanım normalde kolay kolay sinirlenmem tek seferde kusarım ama bu aralar saman alevi mode on.. Geçen gün hocayı dövmek için okula gitmedim, hayır yapmadım bunu.. Beni son dakika durduran ilahi güç i <3 you