Your Smile, My Happiness !

Sürekli gülebilen insanlar var... Bence müthiş bi şey.. Düşünsenize bi dert yok tasa yok.. Belki de çok derdi vardır ama yüzünden gülümseme hiç eksik olmuyo.. Bazen düşünüyorum acaba bana mı hep böyleleri denk geliyo ? Onlara bakınca kendimi daha kötü hissediyorum işin açıkcası.. Aynadan fotoğraf çekme furyasına ben de katıldım.. Ama mazeretim var asabiyim ben.. Bi insanın hiç mi gülen fotoğrafı olmaz.. Gülemiyorum arkadas olmuyor.. Hani acaba güldüğüm kareyi mi kaçırıyorum dedim geçtim aynanın karşısına.. Olmuyor olmuyor.. Hep bi yapmacık gülümseme.. Nerdeyse Youtube'dan fıkra açıp dinlicem ki güleyim de bi iki fotoğraf çekeyim.. Yarın bir gün torunlarıma işte bu 32 dişi görünen genç delikanlı dedeniz diyemeyecek miyim ? Gülen bi fotoğrafım olmadığı için evlenemiyorum..  Yoksa kızlar kapıda kuyruk biliyosunuz..

Bir diğer soru da bu insanlar profesyonel gülücü mü yoksa gerçekten içerden gelen bi mutluluk yüzüne mi yansıyor ? Biliyorsunuz ki biz cenazenizde göz yaşı düğünlerinizde halay başıyız... Diyelim ki bu insanlar aşırı derecede mutlu.. Taşıyor artık.. Bu mutluluğun kaynağı ne ? Nerden geliyor bu yoğurdun bolluğu ? En büyük zevkim sabahın erken saatlerinde instagrama bakmak.. Sabahın köründe kalkıp aşırı mutlu olan insanlar var.. Ben sabah zorla yataktan kalkmışım.. Yüzümü yıkayana kadar ekran netleşmemiş.. Utanmasam biri gelsin yüzümü yıkasın dicem... Bi de onlara bakıyorum süslenilmiş püslenilmiş.. Aşırı mutlu bi yüz ifadesi.. Bi kahkaha atsa ortalık yıkılacak nerdeyse.. O kadar hoşuma gidiyo ki.. Bazen de diyorum ki acaba ben sadece madalyonun bir yüzünü mü görüyorum.. Sonuçta gülen kadar belki de daha fazla mutsuz olan güne ağlayarak başlayan insanlar var.. Belki de o yüzünü görmek istemiyorum.. Evet belki de başkalarının mutlu olması bi nebze beni de mutlu ediyo.. Sevdiğim insanların mutlu olduğunu bilmek, onların mutluluğu için bi şeyler yapabilmek de benim hoşuma gidiyo.. 

Bis Cosmetics !

Sene geçen sene moda ve makyaj bloglarının tavan yaptığı bi dönemdeyiz..
Bi çok kişinin Blogger'lığı meslek edindiği günler.. Kişisel blogların geri çekildiği, kış uykusuna yattığı hala da doğru düzgün uyanamadığı dönemlerin başlangıcı o günler.. Hadi kızlar bi şeyler bulup buluşturuyo yazıyo ama erkeklerde durum çok sıkıntılı. Yazacak bi şey bulamayınca olduğun yerde kalıyosun.. Benim de giyim kuşama olan merakımı bi çoğunuz tarafından bilinir. O sıralar bana da moda bloggerı olan falan diyolar.. Ben kim moda bloggerı olmak kim... Eee o olmadı hadi erkek kozmetiği yaz falan filan derken geçen gün yine böyle bi muhabbet geçince hadi yazalım bakalım dedim.. Korkmayın uzun soluklu bi yazı dizisi değil sadece bi yazıdan ibaret olacak.. Yani erkeğiz arkadaşlar kozmetik dediğiniz şey kadınlar için var.. Bakalım bir elin parmaklarını geçecek mi ?

Farzedelim ki benim dışarı çıkmam gerek.. Yani o gün bi ilham gelmiş çok afedersin bi götüm kalkmış.. Gideyim de iki üç kızın canını yakıp geleyim dedim.. Bunun için ilk şart ne ? Duş almak.. Duşa girmeden önce mutlaka sakallarımı düzeltirim.. Instagramdan takip edenler bilir kendinden şekilli bi sakalım var.. Otomatik şekilli çıkıyo. DNA kodlarım bu şekilde yazılmış.. Sakalı düzeltmek için en önemli aletimiz tabiki traş makinesi.. Yılda bir en fazla iki kere jiletle traş olurum.. Nasıl ki kadınların epilatörü var erkeklerin de traş makinesi var.. Dediğim gibi traş makinesini sadece sakallarımı düzeltmek için kullandığım için süper bi makine alma gereği duymuyorum.. 1 numara alsın yeter. Bunun için de elektronik piyasasına yön veren Urfa'lılardan aldığım mükemmel makine Dingling'i sizlere sunmaktan gurur duyuyorum.. Şarjlı harika bi makine.. Tamamen Çin malı olup hiç bi garantisi yoktur. 35 TL fiyat biçilip 15 TL'ye alındığı için garantiye ihtiyaç duymazsınız zaten.. (Bkz. Dingling) Ayrıca burun kıllarını uzatıp boncuk takmak istemeyenler için bir diğer mükemmel ürünümüz Sinbo ! Kendisi pilli olduğu için yarıyolda kalabilirsiniz ama normal zamanda tam bir görev adamı.. Kullan yıka yerine koy hiç itiraz etmez.. (Bkz. Sinbo)

Live It Up !

Tamam kabul bu sefer arayı çok açtım...

Ortadoğu ve Balkanların en yakışıklı, en mükemmel, en romantik, en sevilesi öpülesi, en bir lokmada yenesi, en en en Blogger'ı Bis tekrar aranızda.. Aradan bir buçuk ay gibi bi süre geçti. En son gelmiş geçmiş en iyi yazılarımdan biri olarak gördüğüm (evet narsistim) Rüzgar'la sizlere veda etmiştim.. (Bkz. Rüzgar) Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen hala film teklifi gelmedi.. Halbuki 10 yıldır aynı numarayı kullanıyorum, maillere anında cevap yazarım ama gelin görün ki ne arayan ne soran.. Çok güzel bi yaz filmi çekebilirdik.. Deniz, güneş, kızlar, ben.. Deniz ve güneş olmasa da olur problem etmem.. Öpüşme sahnesi olmayan filmde oynamam.. Katı kurallarım yok..

Benden haber alamadığınız bu süreç içerisinde çok şey değişti demek isterdim ama değişen hiç bi şey yok.. Çoo afedersiniz 25 yıllık hayatım boyunca bu kadar boktan bi dönem yaşamadım.. 40 yıllık devlet memurları gibi sabah işe akşam eve geliyorum.. Hayattan soğudum yemin ederim.. Bir nevi fırın oldum. Zamanı gelince yemeği pişiriyorum sonra fişimi çekiyolar olduğum yerde kalıyorum. Yine de mutlu olabileceğimiz anlar oluyor tabi.. Tümden bir felaketin içinde değilim.. Son 10 gündür bazı sebeplerden ötürü yaşadığım uyku problemini aşmış durumdayım.. Uyumak isteyip uyuyamamak çok kötü arkadaşlar.. Yalnız vücut geçmiş günlerin acısını çıkarıyor gibi aniden uyku bastırıyor bu sefer de ben uyumak istemiyorum. Neyse işte uyumak güzel.. Hah.. Bakın mesela herkes cuma gününü iple çekiyo ben çekemiyorum arkadaş.. Cumartesi yine çalışıyorum.. Hadi tamam aramızda Cumartesi çalışanlar da var ama onlar da Cumartesi akşamı neler yapsam diye plan yapıyor.. Ben onu da yapmak istemiyorum.. Çünkü Pazar gelsin istemiyorum. Pazar günü tatil güzel bi gün falan ama çok çabuk bitiyo.. Ertesi gün yine iş var.. Bir tatil günü bu kadar çabuk bitmemeli bu gidişe bi son vermeliyiz.. #DirenPazar