Galiba Büyüyoruz !

Ne kadar hızlı, ne kadar değişik, ne kadar garip bi hayatın içindeyiz farkında mısınız bilmiyorum.. Farkında değilseniz farkına varın.. Sanki büyük bi kumarhanenin içinde yaşıyoruz... Düşünsenize bi ne kadar büyük riskler alarak hayatımıza devam ettiğimizi..

En basitinden nefes almak.. Bir dakikada ortalama 15 kez nefes alırız.. Zehirli bi hava soluyup ölebiliriz.. Yediğimiz yemekler, içtiğimiz su, kullandığımız araba, bindiğimiz otobüs, her şeyden bi haber yürüdüğümüz kaldırımlar.. Yahu hepsini geçtim artık kitabın son sayfasına gelmiş bile olabiliriz.. Çok büyük risk altında yaşıyoruz.. Her sabah uyandığımızda yepyeni bi heyecanla güne başlıyoruz.. Evden çıkarken akşama görüşürüz sözü ne kadar da çelişkili değil mi ? Belki de görüşemeyiz.. Aldığımız tüm bu risklere rağmen bi şekilde günümüzü doldurup, bi sonra ki günün hayalini kuruyoruz... 

Son bi ay içinde yaşadığım bazı olaylar beni biraz silkeledi.. Sanki bi kendine gel hadi aç gözünü dedi.. Ama ben yine de anne 5 dk daha demekten alamıyorum kendimi.. Belki de cidden uyanığım ama yataktan çıkmak istemiyorum.. Emin değilim.. Çok değil alt tarafı 20 gün önce bi arkadaşımın düğününe gittim.. Daha önce de evlenen arkadaşlarım olmuştu ama ilk defa düğüne gittim.. İlk defa bi düğün garip geldi.. İlk defa düğünü detaylı detaylı inceledim. Yaza kardeşim dediğim adamın düğünü var.. Sizin düğünde şöyle yapalım şu olsun bu olsun dedim..  İlk defa takı takmak için sıraya girdim.. İlk defa damadın yakasına firkete geçirdim.. Şöyle bi etrafıma baktım.. Ben nerdeyim dedim.. 


15 gün olmadı kataloglardan yüzük seçeli.. Üniversiteden sınıf arkadaşım mı bana daha yakın yoksa sevgilisi mi hala karar veremedim.. Üniversite hayatım boyunca tek kız arkadaşım o oldu galiba.. Oturup saatlerce yüzük seçtik.. Ve tahmin edersiniz ki ben hiç birini beğenmedim.. Bi kere yüzükler çok pahalı arkadaşıma yazık.. Bunun sözü var nişanı var.. Her seferinde bi yüzük alırsa çocuk batar yani.. Yüzüklere bakmayı bıraktığımızda yüzümde garip bi gülümseme oldu.. Ne gülüyosun yine dedi.. Aklımda tek bi soru vardı.. Biz o kadar büyüdük mü ?

Mağaza mağaza elbise arardık biz.. Ayakkabı bakardık.. Ne ara büyüdük de yüzük bakar olduk.. Ne ara düğün telaşına düştük.. Yahu biz ne ara büyüdük de bankalar bize kredi verir oldu.. Biz babamızın arabasıyla gezen adamlardık.. Ne ara kendi arabamızı alır olduk.. Düğün salonlarına yemek yemek kola içmek için gidiyoduk biz kendi düğünümüz için menü seçmeye değil.. 

Yazın arkadaşım evlenecek.. Düğün tarihi bile belli ben hala inanamıyorum.. Ya bi düşünsenize hadi gel de bi PES'de eline veriyim diyemicem.. Ya da gece 12'de hadi çorbaya gidelim diyemicem.. Hafta sonu bilmem nereye yemek yemeye gidicez dediğimde zaten bi pazar günümüz var onu da ailemle geçireyim dicek.. Lan bi düşünsenize artık bi kişi eksiğiz..

Bence biz bu kadar büyümemeliydik.. Ya biz çok büyüdük ya da ben çok yoruldum.. Eğer çok büyüdüysek lütfen biri zamanı biraz durdursun.. Ben daha gençliğimi yaşayamadım bile.. Sanki bi Blackjack masasındayız.. Büyük açan masadan kalkıyo.. Masada ki oyuncu sayısı yavaş yavaş azalıyo.. Galiba ben hep küçük açıyorum.. Masadan kalkmıyorum ama sürekli kaybediyorum.. Her kaybedişim benden bi parça bi şey götürüyo.. Galiba delikanlı yoruluyor...

Hayat bi kumar evet.. Her gün yeni bi oyun içinde bir o yana bir bu yana savrulup duruyorum, duruyoruz.. Ama gün gelip kağıt isteyen değil de kağıt dağıtan olduğum zaman koltuğuma yaslanıp derin bi nefes alıcam.. Belki iki dudağımın arasından basit bi cümle çıkar... Kim bilir..

Winner winner chicken dinner !

13 yorum:

Mia Wallace dedi ki...

ne tesadüf günlerdir yazı yazıcam derken bu gece yazmaya başlarken sen yzını yayınladın :)

harika bir yazı olmuş bis.
çok sevdim.

me güzel anlamtışsın. doğru. maalesef büyüdük.

daha az önce anneme "martta 26 olucam" dedim. kadın "nolur daha büyümeyin!" dedi. yeter yani. 26 ne ya.. hof!

hayat cidden kumar. aldığımız kararlar ne kadar etkili. tıpkı nefes almak gibi..

morfea dedi ki...

sanki uzun süredir düşündüğüm, hissettiğim şeyleri yazıya dökmüş gibisin. bugün hastaneden arkadaşlarla ev misafirliğine gittik. 2 bebek, 1 köpek epey şenlikliydi, aynı zamanda da düşündürücü... zaman geçtikçe çevremizde kalan bekarların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor... bugün de öyleydi, sonra sorular...
"haydi kızlar elinizi çabuk tutun seneye de sizden bekliyoruz."
"durun daha nereye! aday bile yok, hem daha genciz biz"
acaba öyle miyiz?
sanki insan 25'ine kadar genç, hala öğrenci modunda, 25'ini geçince birden "büyümüş" oluyor. o aradaki "büyüyorum" süreci yok, yani kayıp...

bir de şu mesele var: ne kadar çok büyürsek o kadar alışıyoruz yalnızlığımıza... kafamıza esip bir yemek yemek için şehir değiştiriyoruz, kafamıza esiyor, dışarı çıkıyoruz... sohbet ederken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz, bir bakıyoruz ki sabah olmuş, evde bekleyen yok, oradaki kanepeye kıvrılıveriyoruz... şurada bir konser varmış haydi ona gidelim. bu haftasonu dalışa gidelim, bir de kış gelse de bir kayak mı denesek ki, eğlenceli olur... sıkıldığımızda mağaramıza çekiliyoruz, evimize, kendi dünyamıza... Orada kimse rahatsız edemiyor bizi.

biri beni durdursun... yorum yerine ben de mi bi post atsaydım acaba :)

Gece Yürüyüşü dedi ki...

Çok derin olmuş bu.
İyi ki gece okumuşum. :)
Ben bunları düşünmeyi bıraktım biliyor musun? Anlamsız geldi bir süre sonra.
Kucağında çocuğu olan arkadaşlarım var benim. Daha 22 yaşında. Ben gibi. Onlara inat bem yavaş büyüyorum. Ama şu büyüme işini durduramıyorum.
Gelecek yıl öğretmenim. Düşünsene sınıfım olacak. Benim her şeyi bildiğimi düşünen veletler... Bu kadar büyümek fazla sanki bana.

banu dedi ki...

Bunları düşünerek yaşanmaz ki:) simdi otursam bisürü şey bulurum ne ara bu kadar büyüdüm diyeceğim, ama çok bunalıyorum o zaman, koyver gitsin kısaca:)

Pembe Kereste dedi ki...

İlk başta dediğin ne kadar doğru hiç kimse altı saat sonra ölmeyeceğinin garantisini veremezken yılların planlarını yapıyoruz.

Ben akşam tatil planı yapıtığım insanların sabah tabutunu gördüm.

Hayat bir kumarsa kimse kazanamıycak tavuklar soğudu bile! :)

Lily Aldrin dedi ki...

Büyüyoruz evet çünkü senin yazılarında ciddileşmeye başladı.. :)

Bir İnce Ses dedi ki...

@ Mia: Bence annen sizin elinizde kaldı :)

@ Morfea : Ben halkın sesiyim tabiki düşündüklerinizi yazıcam. Yalnızlık konusunda hak veriyorum fakat Üzerinde Çalışmak lazım:)

@ Gece Yürüyüşü : Yahu o kadar da derin değil abartmayalım. Gündelik şeyler :)

@ Banu : Ben zaten yaşamıyorum yaşadığımı sanıyorum :)

@ Pembe Kereste: tamamen kazanamasa da kazananlar var bence en Azından iidare ediyo:)

@ Lily: Arada oluo kadar :)

Aner dedi ki...

cok harika bir yazi olmus. cok ince anlamli ve derin. Galiba buyuyoruz bundan mutlumuyuz bilemiyorum ama buyuyoruz olgunlasiyoruz, bir adim daha yaklasiyoruz
Sevgilerimle

francesca mckennitt dedi ki...

Acaba sen gelen yorumları mı onaylamıyorsun yoksa ben bu yazıya yorum yazmayı unuttum mu?
Aynı şeyleri ben de düşünüyordum geçen gün... Yaşlanıyoruz :(

Bir İnce Ses dedi ki...

@aner : ben büyümek istemiyorum galiba :)

@francesca : Ben naklen yayın bloguyum ya onay yok direk yayınlanıyo :) Bildiğin okumamışsın işte :p

francesca mckennitt dedi ki...

Yoğğ, okudum ama yazmamışım demek :)
Hahah yalnız direk seni suçlamış gibi oldum ya, utandım :$

Bir İnce Ses dedi ki...

@francesca : Gibi miiiii ??? :p

francesca mckennitt dedi ki...

Gibi tabii... %50 ihtimal vardı orda bi' kere, direk sen yayınlamamışsın demedim kii :)