Seyir Defteri Vol 1 : Gaziantep !

Sen geçen hafta bu saatlerde Gaziantep'te katmer keyfi yap bu hafta gel "dizi çıkmış pijamalarınla "
(pijamayı vurgulamak zorunda hissettim bi an) blog yaz..  Neyse hadi size geçen haftayı anlatayım.. 

Sabaha karşı 04.30 sularında uyanan kahramanımız saçını başını yapıp kıyafetlerini giyerken annesi de uyanmış ve mini bir kahvaltı hazırlamıştır.. (Ben annem gibi bi kız bulamam, kesin evde kaldım) Saatler 04.55'i gösterirken yola koyulup arkadaşlarımı toparlayayım derken saat 05.30'u buldu ve kaptan şöförünüz Bis kendini Antep yollarına attı.. Tabi Antep'e gideceğimizi söylediğimizde herkes şok geçiriyor. Malum önümüz bayram et desen var tatlı desen var ama lezzet ? 

Kendini sadece yemek yemeye adamış biri sizce o yolu nasıl gitti ? Ben de anlamadım aslına bakarsanız bi baktım ki Antep'teyiz.. Yöresel yemeklerden falan bahsedilince sabahları beyran içilir dediler.. Foursquare'ı yapan adamdan Allah razı olsun kapısına kadar götürdü bizi.. Ben ilerde bi kahvaltı gibi bi şey bekliyorum. Sonuçta beyran dediğimiz şey bir nevi çorba ve ben kahvaltıda doymak nedir bilmeyen bi insanım.. Beyin ve mide kahvaltı sırasında işlevini yitiriyor. Masada ki tabakların boşaldığını farkettiğim an duruyorum. Çünkü yiyecek bi şey kalmıyor artık.. Neyse beyranı anlatayım bilmeyenler için.. Bildiğimiz salçalı suyun içine bi kaşık pul biber, atılıp kaynatılıyor. Ama her kase ayrı kaynıyor. Koca bi tencere değil yani.. Sonra bu kasenin içine daha önceden haşlanmış kaburga eti ve pirinç atılıyor. Biraz birbiriyle özleşmesi beklendikten sonra servis ediliyor. Çorba önünüze geldiği an bile hala kaynıyor.. Hemen saldıramıyosunuz tabi şey yani yiyemiyosunuz. Yavaş yavaş.. Fakat insanlar sabahın o saatinde ailesiyle falan süslenmiş püslenmiş gelmişler.. Onları görünce doğru yerde olduğumuzu anladım..

Ee tabi sabahın dokuzu.. Her yer kapalı napalım napalım derken biraz çarşıyı gezelim dedik.. Güzel bi çarşısı var. Aradığınız çoğu şeyi bulabiliyorsunuz. Ordan kendime iki tane araba aldım.. Oraya kadar gidip bi şey almadan mı döneydim ? Evden aldığımız siparişleri de nereden alacağımızı kesinleştirdikten sonra bi katmer yiyelim dedik.. Öğleden sonra katmer kalmaz dediler.. Oraya kadar gittik bi Zekeriya Usta'yı ziyaret etmeyelim mi ?  Yine bi Foursquare etkinliğiyle yolumuzu bulduk fakat oturacak yer bulamadık.. Evet arkadaşlar oturacak yer malesef yoktu ve 20 dk ayakta çay içerek beklemek zorunda kaldık.. 20 dk bekledikten sonra bi yarım saat de katmerin pişmesini bekledik.. Katmer önümüze gelip ilk lokmamı aldıktan sonra ağzımdan çıkan ilk söz şu oldu... Bi tane daha söyleyinnn !!! 

Bir parça hamur alınıp merdane yardımıyla biraz büyütüldükten sonra el yardımıyla genişletiliyor ve incecik bi yufka yapılıyor. İçerisine kaymak, toz şeker, bolca antep fıstığı ve yanlış görmediysem tereyağı katılarak bohça gibi dört tarafından katlanarak fırına veriliyor. İşin sırrı yavaş yavaş pişirmekte hızlı pişerse tadını alamazsınız diyor Zekeriya Usta.. Eğer yolunuz Gaziantep çevresinden geçiyorsa mutlaka uğrayın derim.. Öğlen olmadan katmer tükeniyor.. Hesaplarınızı ona göre yapın ve bu lezzeti kesinlikle tadın..

Öğlen olmuş yemeğe biraz ara verip gezelim dedik.. Bayram arefesi olması sebebiyle çarşı insan kaynıyor. Yürümek bile çok zor.. Biraz mağaza gezelim hoşumuza giden bi şeyler olursa alalım diye ordan oraya geçtik.. Birden kendimizi SankoPark'da bulduk.. Bizim burda ki Avm'nin nerdeyse iki katı büyüklüğünde bi yer fakat insan yoğunluğuna bakarsanız nerdeyse yarı yarıya.. Orda ki insanlar da gördüğüm şey şu oldu ve kesinlikle takdir ettim.. Antep halkı kendi esnafına değer veriyor, kendi esnafı kazansın istiyor.. Avm'de ki bütün mağazalar büyük mükellef ve gelirler tamamen İstanbul'a akıyor.. Gaziantep'in tek kazancı iş istihdamı.. Fakat para yine İstanbul'a gidiyor.. Adamlar paralarını kendi piyasalarında kullandırmak varken neden il dışına göndersinler ki ? Bizim burda herkes Avm'lere koşuyor kendi esnafımız kan ağlıyor. Piyasada para yok para dönmüyor... Neyse bunlar işsel mevzular fazla girmeyelim.. Gaziantep halkını bu konuda tebrik ediyorum tekrar fakat sokaklarınız yollarınız çok pis lütfen biraz daha dikkat edelim.. 

Avm'den çıktıktan sonra Masal Park diye bi yere geçtik.. Biraz dinlenelim bi şeyler içelim dedik.. Ayyuş Hanım diye bi yere gittik gitmez olaydık.. Hayatımda içtiğim en iğrenç kahveyi orada tattım.. Ekstra bi şey de istemedim.. Sade Türk kahvesi.. Hani şu kız istemeye gelindiğinde içiliyo ya haa ondan işte.. Adamlar bildiğin suyun içine kahveyi atmış karıştırmış getirmiş.. Ne kahveye benziyo ne suya.. Baş parmağım kadar bi fincana koymuş yarısı zaten telve.. O küçücük fincanı bile bitiremedim.. Bi de arkamızda bi kız car car car konuşuyo.. İnsan bi susar arada bi nefes alır ya da der ki umumi bi alandayım belki rahatsız olan vardır biraz sesimi kısayım.. İlk defa geldiğim bi şehir şimdi hemen kendimi belli etmek de istemedim.. Neyse işte buraya gitmeyin ben beğenmedim.. 

Akşam yemeği ve tatlı için Çulcuoğlu'na gidelim dediler gittik.. Çulcuoğlu'na giderken Tahmis diye bi cafenin önünden geçtik.. Şöyle bi içeriye göz attım sazlı sözlü güzel bi yerdi. Dönüşte uğrayıp öyle gidelim dedik ama çok geç oldu uğrayamadık.. En çok üzüldüğüm şey oraya gidememek oldu. Yolunuz düşerse uğramadan sakın dönmeyin.. Bak sakın..

Çulcuoğlu' na gidip garsona durumu izah ettim.. Kilometrelerce yolu sadece yemek yemek için geldiğimi anlattım o da anlayışla karşıladı sağolsun.. Çulcuoğlu tarihinde ilk defa bir Pazar günü açık o da size denk geldi çok şanslısınız ,ben hallederim bana bırakın dedi.. Çorbasından, lahmacununa, içli köftesinden sayısız mezesine kadar her şeyi daha yemek gelmeden yedik.. Artık mezeden, salatadan, cacıkdan masada yer kalmadı. Tabakları üst üste koymak zorunda kaldık.. Çok güzel bi ayranı var söylemeden geçemiciim.. Bir yemek yedim böyle bi şey yok.. Tabi yetmedi bünye hala istiyor. Üstüne bir de Ali Nazik söyledik.. Tekrar dönmeyecek orada kalacak olsam daha da yerdim yani.. Yemekten sonra garsonun sorduğu soruyu size söyliyim de biraz gülün.. Tatlıya yer kaldı mı ? Bana sorulan soruya bakar mısınız ? Bi de böyle çekine çekine soruyo.. Dedim arkadaşım gönder gelsin gönder.. Bir künefe geldi ki gözler görmedik.. Lan dedim olum bu künefe nerde sadece fıstık getirmişsin sen.. Böyle bi lezzet yok.. Ben hayatımda böyle hafif bi künefe yemedim.. Yemek güzeldi ama künefe tam bir harikaydı..

Vee böylece Gaziantep yolculuğumuzunda sonuna gelmiş olduk. Yapımda, yayımda, sürümde, yiyimde emeği geçen herkese teşekkür ederim. Bir sonraki lezzet durağında görüşmek üzere.. Hoşçakalın..

Not : Bu yanda ki arkadaş künefe taam mı fotoğraflar arasında aramayın.. Hani göremezsiniz diye bi uyarayım dedim... Bi de arada yediğim ufak tefek şeyleri yazmadım.. Ama insanım bi de çatlamadım. Nası gittiysem öyle döndüm :p

6 yorum:

Milena dedi ki...

afiyet bal şeker olsun.Valla Antepe gitmek lazım bunu anladım:)

Gece Yürüyüşü dedi ki...

Allah'ım resmen acıktım.
Yalnız çorba gibi şeyler içinde pek et sevmiyorum ben ya.
Normalde etçil bir insanım ama öyle çok karışık geliyor midemi karıştırıyor

Şirvan dedi ki...

Omo omo... BİS, ne çok şey yemişsin öyle. Son sofrada ben olsam çatlardım sanırım :))

Jennifer Law dedi ki...

Merhaba :)
Şu yazının başına yazsaydın 'geç saatlerde okumayın, agız sulanması yapar ' diye şu an fena halde canım tatlı, katmer çekmeyecekti belki de.
Afiyet olsun bi de. :)

-Awi- dedi ki...

500 kilo oldun mu bari :D bu kadar da anlatılmaz ki ya, giden var gidemeyen var, yiyen var yiyemeyen var ://

Bir İnce Ses dedi ki...

@Milena : Kesinlikle gidilmeli gitmemek büyük kayıp olur :)

@Gece Yürüyüşü : Taştan yumuşak ne bulursan ye gitsin ben öyle yapıyorum :)

@Şirvan : Aslında çok değil size öyle geliyo.. Bence az bile oldu :)

@Jennifer Law: Yasal uyarı olarak hamileler de okumasın desem iyi olabilirdi aslında :)

@Awi : Hala çok fitim kızlar lütfen kıskansınlar :)