Hatırlar Mısınız !


     Hatırlar mısınız bilmem eski bayramları, çocukluk dönemlerini.. Şimdi bakıyorum da teknolojinin ilerlemesi, ekonomik koşulların daha elverişli oluşu, daha iyi yaşam şartları bizi geçmişimizden koparıyor sanki..

     Çoğumuz sürekli dışarda.. Çalışıyoruz, geziyoruz, eğleniyoruz.. Sokakta bilye oynayan çocuklar var mı ? Biz burda develeme derdik, bazı yerlerde topaç derler. Ahşap bi oyuncaktır.. Armut görüntüsü vardır ucuna doğru sivrilir, sivrildiği yerde metal bir uç vardır. İp sarıp çevirirsiniz.. Mahallede herkesin bi develemesi mutlaka vardır.. Uzun süre döndürmek büyük marifettir. Ben hiç döndürememiştim içime dert olmuştur :)

     Mesela davin vardı.. Mahale bakkalında mutlaka satılan bi şeydir. İşin ilginci davini de pek kimse bilmiyor. Leblebi gibi görüntüsü vardır. Ağaçta yetişen bi meyvedir. Dışını yersiniz çekirdeği eğlence unsurudur.. Sadece davin hiç bi anlam ifade etmez tabi.. Bi de davin atacağı gerekir.. Davin atacağı dediğim şey de akıllarda soru işareti bırakmasın. Bildiğiniz ince boru.. Plastik de olur metal de.. 20-25 cm'lik olanı kafidir.. Yapmanız gereken tek şey davini yiyip çekirdeğini borudan tükürmek.. Bir çay bardağı davin almak tüm gününüzü neşelendirir...

     Erkeklerin bir diğer eğlencesi futbolcu kartıydı.. Aldığımız sakızların haddi hesabı belli değildi.. Bir de işin ucunda top kazanmak varsa eğlence bi kat daha artardı.. O zamanın en ünlü futbolcusu kimse illa ki çıkmazdı. Her mahalle de bir kişi topu ya alırdı ya almazdı.. Mahalle maçına gidiyosan mutlaka kartları yanında götürürdün ki orda kartlarla oynayabilesin, kartlarına kart katabilesin..

    Facebook olsun, Flickr olsun, Instagram olsun anneler babalar hep çocuklarının fotoğraflarını videolarını paylaşıyolar. Her anı kaydediyolar.. Çocuğunun doğumunu bile çekenler var.. Tabi şimdi film derdi kalmadı adam çektikçe çekiyor.. Bizim zamanımızda 36'lık film vardı.. Cırt cırt sarardık.. Haa bi de makinenin arkasını açamazdık.. Film yanardı.. Kameramız hiç olmadı zaten.. O zamanlar kamera demek çok şey demekti.. Bi tek Almancılar'da vardı.. Zenginlik işte :)

     Bizim zamanımızda bi şey alınacaksa kesinlikle karneye bağlanırdı.. Babam 5.sınıfa geçtiğim zamandan beri bilgisayar alacaktı bana.. Hep karnenin hepsi 5 olsun bilgisayar alacağım derdi.. Bilirdim almayacağını ama umut fakirin ekmeği işte karne günü heyecanla eve koşardım. Ne de olsa bilgisayar alınacak ya.. Şimdiki ailelere bakıyorum.. Eğer çocuk bi şey istediyse illa ki alınıyo.. Karne iyi gelse de kötü gelse de.. Aman çocuğumun psikolojisi bozulmasın.. Aman çocuğum mutlu olsun.. Sokakta parkta bahçede bir tek çocuk yok.. Herkes bilgisayar başına bağlanmış kalmış.. Sonra da çocukların iletişim problemi var diyolar.. Eee bu çocuklar dışarı çıkmazsa, mahalle maçı yapmazsa, bilye oynamazsa kimle iletişim kuracak  ?

     Eskiden soba diye bi şey vardı.. Evet belki bi oda ısınıyodu belki rezilliği çoktu ama onun da ayrı bi güzelliği vardı.. Siz hiç sobanın üstünde ekmek kızarttınız mı ? Kestane pişirdiniz mi ? Her zaman sıcak suyunuz var mıydı ? Siz hiç portakal yedikten sonra kabuklarını küçük küçük kesip sobanın üstüne koyup içeriyi saran portakal kokusunu içinize çektiniz mi ? Siz hiç sobanın üstüne kolonya döküp, kolonyanın balon balon oluşunu izlediniz mi ? Çoğumuz kaloriferli evlerde yaşıyoruz.. Hani bi söz vardır ya kemiklerim ısındı diye.. Soba yanında 10 dakika durunca insanın kemikleri ısınıyo..

     Kış aylarında banyo mutalaka pazar günü yapılır.. Çünkü suyu ısıtmak için banyo sobası kullanılır.. Banyo yaparken o sobanın kapağını açıp içindeki ateşle oynayanınız varsa kesinlikle çok şanslısınız.. Sobanın bi artısı daha var.. İç çamaşırınızı giymeden önce mutlaka sobaya tutar ısıtır öyle giyersiniz.. O sıcaklık hissi paha biçilemez :)

    Eee tabi bi de bayramlar var.. Bayram denildi mi akla çok fazla şey gelmez.. Yeni kıyafetler, harçlık, şeker.. İşimizin saati, zamanı belli olmadığından bayram alışverişi arefe günü akşam yapılırdı.. O zamanlar çocuk sevindirmek diye bi şey vardı. Dolabımız bir mağazanın reyonu gibi olmazdı elbette.. Yeteri kadar kıyafet vardı ve arefe günü bir yenisi daha eklenirdi.. Şimdi alışveriş yapmak günlük sıradan bi şey olmuş.. Markete gider gibi hadi bi şeyler alalım diyoruz.. Hiç heyecanı kalmıyor..

     Harçlık bayramı bayram kılan en güzel şeydir bi kere.. O kadar el öpüyoruz boşuna mı öpelim.. Bayramda harçlık demek bisikletinize alacağınız yeni bi aksesuar demekti bizim için.. Bayramın ertesi günü kendimi tamircide bulurdum.. Amerikan pabucu alacam bisikletime ses çıkarmayan, iyi tutan kaliteli pabuç.. Normal pabuçlar dikdörtgendir, dışında bi metal vardır onu tutan.. Ama amerikan pabucu öyle mi.. Elips bi şekli vardır onun.. Diğerine göre kalındır.. Belli eder kendini ben burdayım der.. Bi de jant kapağı var.. Onu taktın mı bisikletin sesi değişir bi kere.. Kalın tok bi ses çıkar.. En lüks olanı da siyah kuru kafa desenli olanıdır.. Bir de bisikletinde dinomo taktıranlar vardı.. Onlar zengin çocuklarıydı, mahallenin güzel kızları hep onlarla takılırdı. Bu kızlar hiç değişmedi nerde bi zengin orda güzel kız :p

     Bayram tabiki şeker demek.. Bakın şeker diyorum.. Çikolata değil, lokum değil, bilmem ne markanın bilmem kaç milyonluk çikolatası değil.. Şeker.. Renk renk olan boncuk şeker.. Hani şu Türkan Şoray göbeği dediğimiz şeker.. Hani şu susamlı olan şeker.. Dünyanın en pahalı çikolatasını da getirseniz, benim için bayram dendiğinde aklıma bu şekerler gelir.. Şimdi bu şekerler alınmıyo biliyo musunuz ? Çünkü bu şekerler ucuz ve gelenler ucuz şeker almışlar diye laf etmesin diye gidip içi fındıklı, fıstıklı çikolatalar alınıyo..

     Ee bi de bayram günü şeker toplama olayı var.. Kapıyı açtığınızda 4-5 tane çocuk aynı anda "Bayramınız Kutlu Olsuuuunn ! " diye bağırıyosa, bayram gelmiş demektir.. Ne yazık ki geçen senelerde yaşanılan acı olaylar sonucunda artık kimse çocuğunu şeker toplamaya göndermiyo.. Ne kadar üzücü bi durum.. Şeker toplama olayını çok severim ama hayatım boyunca hiç şeker toplamadım.. Diğer çocukların peşine takılıp kapı kapı gezmem derdim.. French Oje'nin bi sözü vardı " Cool erkek o kadar cool ki doğarken ağlamamıştır. " İşte ben bu sınıfa giriyorum.. Düşünün bütün mahalleli çocuklar toplanıp beni çağırırdı şeker toplamak için ben gitmezdim.. O kadar cool'um.. Cool olunmaz cool doğulur dedikleri şeyin tam karşılığı benim :)

     Demem o ki ne zaman eski zaman, ne çocuklar eski çocuk, ne bayramlar eski bayram..

     Sevdiklerinize onları ne kadar sevdiğinizi söylemeyi unutmayın.. Seni seviyorum demek bazılarınız için dünyadaki bi çok şeyden daha anlamlı.. Gülerken ağzınızı kullanmayın artık.. Çok sahte geliyo.. Gözleriyle gülenler evde kalmıyomuş öyle diyolar :p

     İyi bayramlar !

Moda ve Kızlar !

     Çok güzel bi hafta geçirdim demek isterdim ama bunu söylemem pek mümkün değil malesef.. Aslında bu bir mim yazısı ama mim'den önce söylemek istediğim şeyler var. Bazı konular hakkında düşündüklerimi sizlere aktarmak ve biraz da içimi ferahlatmak istiyorum.. 

     Son yazdığım iki yazıyı bi çoğunuz sanırım okudu.. Bis Gözüyle Moda Blogları 2 ve Güzelliğin Tanımı... Bu yazılara yapılan yorumlar, gerek aldığım tepkiler beni yazmaktan soğuttu.. Hadi Moda Blogları yazısı neyse tamam ben hiç bi şeyden anlamıyorum.. Ama güzellikle ilgili olan yazı bazılarınıza baya bi batmış anladığım kadarıyla.. Yazıya sizin gördüğünüz kadarıyla 10 tane falan bi yorum geldi.. Hani derler ya bu buzdağının görünen kısmı görünmeyen kısmı diye, durum aynen öyle oldu.. Bilmiyorum sizde de aynı şey oluyo mu bazen bloga yapılan yorumların maili gelmiyo.. Kumanda panelinden bakmadığım sürece yorum var mı yok mu göremiyorum.. Bundan dolayı 2-3 günde bir mutlaka yorum panelinden kontrol ederim.. Spam'da onlarca yorum olduğunu gördüm ama bunların sizden gelmiş olabileceği aklımın ucundan bile geçmedi.. Bilirsiniz reklamlar genelde spam'a düşer.. Onlarca adsız yorum ve çoğu güzellik yazısına gelmiş.. Tamam yorum yazın ama neden adsız ? İşin en kötü tarafı ne biliyo musunuz.. Yorumu okuduktan sonra acaba bunu kim yazmış olabilir dediğinizde aklınıza bi ismin gelmesi ve bunun içinizde bi soru işareti olarak kalması.. 

    Uzun uzun yazı yazmışım hiç bi yere takılmamışsınız.. Gidip benim espri mahiyetinde yazdığım güzel kız erkeğinin sözünden çıkmaz cümlesine takılmışsınız.. Bu kadar mı zorunuza gitti bu cümle ? Hepiniz için demiyorum ama bi çoğunuz için söyleyebileceğim bi şey bu.. Erkek arkadaşınızdan ayrılmamak için nelerden fedakarlık ettiğinizi bloglarınızdan çok güzel okuyoruz.. En ufak şeyden nasıl zırıl zırıl ağladığınızı yazan da ben değilim.. Ayrıca sevgiliniz yok diye dert yanıp bunu her seferinde belirten de sizsiniz.. Yani diyeceğim şu ki istediğiniz kadar bilmişlik yapın, esin, gürleyin sevgilinizin yanında süt dökmüş kediden bile betersiniz.. Adsız yorumlar yaparak kız başınıza erkeklik yapmayın.. Yok böyle değildi bu söz.. Heh.. En kralına gazoz kapağı !

     Bir diğer konu da şu.. Bazılarının artık ne kadar zoruna gittiyse beni merak etmişler.. Msn muhabbetleri mi desem artık ne desem bilemiyorum bazı konuşmalar geçmiş.. Bu kendini ne sanıyor, kızlara karşı neden bu acımasız diye.. Daha da abartıp dikkat çekmek için Moda Blogları'nı ve kızları kullandığımı düşünmüşler. Arkadaşlar ben acımasız olduğumu düşünmüyorum.. Ama doğruları okumak size acı veriyosa elimden bi şey gelmez kusura bakmayın.. Yazıları yazarken anlattığım karakterleri bi hayal dünyasından getirmiyorum.. Hepiniz bi şekilde karşılaşmışsınızdır çarşıda pazarda.. Kendi penceremden nasıl gördüğümü anlatıyorum hepsi bu.. Dikkat çekmek istesem elime geçen fırsatları şimdiye kadar çoktan değerlendirirdim. Ne kitap çıkarma gibi bi derdim var ne de binlerce okuyucum olsun ben de reklam alayım, beni de bilmem nereye çağırsınlar gibi bi derdim var. Daha önceden belki tesadüf eseri belki bi yanlışlıktan kaynaklı bende bi yerlere çağrıldım. Bulunduğum şehrin konumundan dolayı gidemedim. O kadar dikkat çekme meraklısı olsam, bi uçağa biner giderdim.. Vereceğim 500-1000 TL'de gözüme gelmez. Allah'a şükür elim ekmek tutuyo... Beni merak edenler çok çabalamasınlar.. Ben istemedikten sonra bulamazsınız.. Ama sizin düşündüğünüz kadar çirkin değilim, kızlardan darbe de yemedim.. Kızlardan uzak duruyo da değilim merak etmeyin gay değilim.. Benim yanıma yakışacak birini aradım hepsi bu.. Biraz fazla detaylara indim ama pişman da değilim.. En azından sizin gibi birini kendime sevgili yapmadığım için mutluyum.. Beni bu kadar merak ediyosanız herhangi bi mail adresinden bana ulaşın fotoğrafımı mail atayım size.. Yazık o güzel parmaklarınız yorulmasın.. Fazla yakışıklı değilim ama bi giderim var evet.. Bi de şu konu var yazıyı kızın dış görünüşüne göre yazmışsın demişsiniz.. Evet öyle yazdım. İç güzellik konusu çok eskide kaldı bence.. Güzel dedin mi dıştan güzel olur... Konu et parçasına kadar gelmiş yani o kadar detaylara inilmiş.. Evet ben nefes alsın yeter demiyorum, demem de.. Nefes alması önemli tabi ama yeterli değil.. Güzel ve nefes alabilir olmalı ;)

     Çoğunuza kırıldım.. Cidden kırıldım şaka yapmıyorum bu kez esprisine yazmadım.. Diğer yazılardaki yorumları da güzel güzel okudum, tweetleri de okudum.. Ama susmam gerekiyo bu sefer daha da uzamasın.. İt yesin ciğer işte sevdiğim insanlar var :) Bundan sonra moda ve kızlar hakkında bi şey yazmayı düşünmüyorum.. Blogun ana temasını kızlar oluşturduğuna göre bu da yazmak için yeni bi şeyler bulmam anlamına geliyo.. Yorum yazan herkese teşekkür ediyorum.. Keşke adınızla yazsaydınız, medeni cesaretinizi ayakta alkışlamak isterdim.. Kısmet değilmiş.. Yalnız Blogger'da baya bi güzel kız varmış bunu da öğrenmiş oldum.. En azından 10 adsız ve bir o kadar güzel kız var.. 

     Değişim kararı aldım. Çünkü iyi düşüncelerimle bir arpa boyu yol alamıyorum, üstüne üstlük insanlar hakkımda yanlış düşüncelere kapılıyorlar.. Telefonu değiştirmem biraz baskı sonucu olmuştu ama son zamanlarda anladım ki aslında bu bi işaret.. Bundan sonra eski Bis yok.. İçimdeki diğer Bis'i gün yüzüne çıkarma kararı aldım. Her zaman etraf ne der, bilmem kim ne düşünür deyip durdum.. Şu an anlıyorum ki bunlara hiç gerek yok.. Şu an ki bilgi birikimim ve tecrübelerimle artık yeni modelin piyasa çıkma zamanı geldi.. İlklerin öncüsü Bis Group gururla sunar.. Bis " 4S " !

     Son olarak bir teşekkürüm daha var. Seni arıyolar, dikkat et diye adsız yorum bırakan kişi yada dostum mu desem bilmiyorum.. Senin gibilerin var olduğunu bilmek güzel.. 

     Neyse mim'e geçelim yazıyı çok uzattım.. Canım ciğerim ciğer ve kebap salonunun daimi müşterileri Sylvie ve Melodram beni mim'lemişler.. Sorulu cevaplı mim, en sevdiğim mim'dir zaten :)

Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız ?

     Bu yazıyı geçen hafta yazsam cevabım herkesten uzak bi yerde kimseye yük olmadan yaşamak diye cevap verirdim.. Fakat güncellenmiş Bis 4S olarak cevabım bundan çok uzak olacak.. Biliyosunuz ailenin tek çocuğuyum.. Geride ailemin düşüneceği kimse yok.. Bankadan gider güzelce bi kredi çekerdim. Altıma son model bi araba alır, İstanbul'un en güzel semtinden bi ev kiralardım.. Daha önceden hoşlanıp söyleyemediğim kızlar şu an İstanbul'da.. Onların yanına gider zamanında ben senden hoşlanıyodum derdim çeker giderdim.. Haa sevgilisi varsa da en fazla dayak yerim, zaten ölecem.. Geriye kalan kısmı da o kız senin bu kız benim gezer tozardım.. Hoşuma giden kızlarla da Paris senin İtalya benim ordan oraya gezerdim.. Ben öldükten sonra da babamlar arabayı falan satıp borcu ödesinler.. 

Fobileriniz , takıntılarınız var mı ? Varsa neler ?
 
    Dışarda yemek yerken dişimde yada dudağımın kenarında bi şey olmasından hep korkmuşumdur.. Lavabodan çıktıktan sonra acaba fermuarımı kapadım mı diye hep düşünürüm.. Halbuki her seferinde 100 defa kontrol etmeden çıkmam..

Bir sabah kalktınız ve dünyada hiç bir insan olmadığını öğrendiniz, ne yapardınız ?

     Dünyada hiç bi insan kalmadığına göre  yapacak bi şey de yok demektir.. Yatarım.. 

Dünyayı dolaşmak isteseniz hangi ülkeden başlardınız ? Neden ?

     Fransa'ya giderim.. Hep Fransızca öğrenmek istemişimdir.. Eiffek Kulesi'ni de çok merak ediyorum.. Akşam ışıkları yanarken önünde fotoğraf çektirmeden ölürsem içime dert olacak..

İtiraf edin prens/prenses e dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz ?

     Henüz kimseyi ağzından öpmedim..

En son yaşadığınız küçük düşürücü , unutamadığınız olay ?

    Belediye'de projeyle ilgili bi soru sordular.. O an aklıma cevabı gelmedi ve doğru yaptığımı bile bile onların dediğini kabul etmek zorunda kaldım.. Sonra intikamım acı oldu ama o an cevap verememek gerçekten küçük düşürücüydü..

Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey ?

     Cüzdan, telefon, anahtar.. Kız olsam tek bi cevapta bi çok şeyi yanıma alabilirdim.. Bir çanta nelere bedel.. 

En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi gezegenine götüreceğini öğrendiniz, ne yapardınız ?

     15 yıldır ticaretin içindeyim. O kadar çok insanla tanıştım ki insan sarrafı oldum artık.. Karşımdaki hem de en yakın arkadaşım uzaylı olacak.. Mümkün değil.. Haa uzaylı kısmını geçip sadece en yakın arkadaşım olarak sorarsak, cehennemin dibine kadar giderim, sorgulamam.. 

İsviçreli bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı kullanan ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra yapacağınız ilk şey nedir? 

     Allah aşkına böyle bi şey bulunsa benim gibi birine denetirler mi ?

Kimseyi mim'lemiyorum.. Artık kim dost kim düşman kestiremiyorum.. Her şeye rağmen hoşçakalın.. 

Not : Beni arayan güzellerime bu yazıda bi hediye bıraktım.. Hepinizi ıslak ıslak öpüyorum.. Hepiniz benim bebeklerimsiniz !