Eleştir Beni Bebeyim !


     14 Şubat'ın üzerinden tam olarak 45 gün geçti.. Ve her gün özenle baktığım inbox'umda herhangi bir mail göremedim. Dikkat ederseniz cümle içerisinde ingilizce kelimeler kullanarak ben ingilizce biliyorum mesajı verdim. Bu önemli çünkü ilerde project manager falan olurum, ingilizce bilmiyo demesinler.. Tabi burda önemli olan hiç kimsenin mail atmaması.. Hizmeti ayağınıza getirdim. Elinizden tutayım bi şekilde tanışın buluşun dedim ama yok.. Hatta üşenmedim özel yazı yazdım. (Bkz. Yazı)

     Esra Erol'a gidersiniz, bilmem hangi tanışma buluşma sitesine üye olursunuz, Twitter'da açıklama kısmına Blackberry Pin'inizi yazarsınız.. Tolki'de elin kızıyla/oğluyla beş dakika konuşmak için can atarsınız ama iş Bis'e gelince hiç bi şey yapmayın. Burda tüm işimi gücümü bırakıp sizlere hizmet etmeye kendimi adamışken, sizin bu yaptığınız oldu mu şimdi ? İzleyici kitlemi kızların oluşturduğunu düşünürsek size yaranılmaz arkadaş.. Hayır yani ne yapsam bilemedim.. Kimseyi bulamazsak ben kendim evleniyorum diye kampanya mı yapsam acaba ?

     Biliyosunuz yazılarımın çok büyük bölümünde bi şekilde kızları eleştiririm. Bir önceki paragrafta bunun örneğini görmek mümkün.. Blogumun sol tarafında Eleştir Beni başlığında bir link var. İstediğiniz zaman bu linkten beni eleştirebilrsiniz.. Daha önceden kullanmamış olanlar için küçük bi açıklama yapayım. Eleştirinizi isterseniz hazır şablonları seçerek, isterseniz de düşündüklerinizi yazarak yapmanız mümkün.. İyi de olsa kötü de olsa eleştirilmekten kesinlikle hoşlanırım. Çünkü eleştirinin beni bir adım daha ileriye götüreceğine inanırım. Fakat şunu da belirtmek isterim ki, aklıma-mantığıma yatmayan bi şey olduğunda illa ki sorup soruşturmak isterim. Sebebini öğrenmek ister, yanlışımın ne olduğunu bilmek isterim. Allah kahretsin ki çok meraklı bi insanım.. Bunu bastıramıyorum malesef, elimde değil :)

     Dün tesadüfen linki Twitter hesabımdan paylaştım, olur da bi iki eleştiri gelir diye.. İki olmasa da bi eleştiri geldi.. Fakat ben cevap hakkımı kullanmak istiyorum.. Böyle düşündürecek ne yaptığımı bilmek istiyorum. Sizlerin de görüşlerini almak istiyorum aslında.. 

     " Kızlara karşı çok acımasızsn nasıl bütün erkeler aynı değilse bütün kızlar da aynı değil ayrıca insanları küçümser bir tavrın var biraz daha mütevazi olabilirsin. "

     Küçük bi hesap kitap yaptım.. Twitter'da ki takipçilerimin çoğu Blogger'lar.. Böyle bi eleştiri yazabilecek birinin blogumu iyi bi şekilde takip ettiğini düşünüyorum. Muhtemelen bu yazıyı da okur.. Bana direk cevap yazmasını istemiyorum. Genel olarak sizin yorumlarınızı almak istiyorum aslında.. Kızlara karşı gerçekten çok mu acımasızım ? Tamam bazen çok sert yorumlar yapıyorum, kabul ediyorum ama hepimiz bi çok blog okuyoruz. Okuduğumuz blogların çoğunda erkekler şöyle böyle diye yazılıp, çizilirken herkes hak veriyor. Ben kızları yazınca kötü mü oluyorum ? Kızlara acımasız davranma meselesinde sizlerin ortak görüşüne göre karar vericem.. O konuda muallaktayım.. Hala burnunuzdan fitil fitil getirebilecek potansiyele sahip olduğumu düşünüyorum :) Ama insanları küçümser tavrım gerçekten beni üzdü.. 

     İlk defa böyle bi şeyle karşılaşmıyorum aslında.. Daha önce de bu tarz şeyler söylendi bana ama pek önemsemedim.. Bir iki üç derken benim de kafam karışmaya başladı. Yazılarımı okurken sizi ya da başkalarını küçümsediğimi mi düşünüyosunuz ? Siz de öyle bi etki mi bırakıyorum ?

     Bu eleştiriyi yapan kişiye ne kadar teşekkür etsem azdır.. Yaptığı eleştiri beni üzse de en azından bunu düzeltmem için bana bi fırsat verdi.. Demek ki doğru yaptığımı düşündüğüm şeyler yanlış olarak algılanıyor. Blogumu okuyan, yorum yapan kemik bi kadro var. Biliyorum beni seviyorsunuz. Hayır elinizde değil biliyorum.. Ben de sevilmeyecek çocuk değilim hani :p  Öhmm.. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz, beğenmediğiniz, şu olmasa iyi olurdu diyeceğiniz neler var bi yazın bakalım.. Hep siz beni okuyosunuz, biraz da ben sizden kendimi okuyayım :) 

     Yorum yazan herkese şimdiden teşekkür ederim.

Not : Düşüncelerinizi yorum olarak atmak istemiyorsanız, birinceses@gmail.com adresine mail olarak da atabilir ya da Eleştir Beni linkini kullanabilirsiniz.


I ♥ Bahar !

  
      Hani böyle görünce içiniz ısınır sanki.. Yüzünüzde hafif bi tebessüm olur. Hep yanınızda olsun, sizinle olsun hiç gitmesin istersiniz. O'nunla beraberken üzerinizdeki ağırlıklardan, fazlalıklardan kurtulmuş, kendinizi hafiflemiş hissedersiniz. Hayatınıza girdiği andan itibaren her şeyin değiştiğinin farkına varırsınız. İnsanlar daha mutlu, çocuklar daha çocuk, çiçekler daha çiçek, böcekler daha böcek gelir size.O varken evde hapis olmak istemezsiniz. Bi bahane bulup kendinizi dışarı atarsınız.Tek düşünceniz anı yaşamaktır belki de. Bilmiyorum kaçınız şu an bu duyguları yaşayabiliyorsunuz ama ben bi süredir O'na derin duygular besliyorum. O kim mi ? Bahar !

     Yokluğumu ne kadar farkettiniz bilmiyorum.. Uzun süredir ne bloga yazı yazıyorum ne de yazdıklarınızı okuyabiliyorum. Twitter'da da pek aktif değilim.. Kısacası sanal alemden biraz uzak kaldım.. Biriniz de bir mail atıp da demedi ki, Bis nerdesin ?, Öldün mü kaldın mı ?, sensiz buralar çok sessiz, sen gittiğin günden beri karalar bağladık, yemeden içmeden kesildik, " AŞK " hayatın nasıl, dön bebeğim dön çaresiz başım, ayrılık böyle uzun sürmez ki vs. vs..Her şey güllük gülistanlık değil tabiki.. Az daha beni Bombacı Mülayim sanıp içeri atıyolardı. Amerikan filmlerinden beter olaylar yaşadım. Nerdeyse polis memuru bana haklarımı saymaya başlayacaktı.. Neyse konumuz bu değil tabiki.. Bugün şöyle hava da güzelken biraz çıkayım bir alışveriş yapayım, aklıma takılan şeylerden bilgi edineyim dedim hem biraz da gözlem yapar siz sevgili okurlarıma bi yazı yazarım dedim..

     Halamın sponsorluğunda ahenkle dans eden saçlarımla attım kendimi dışarı.. Allah kahretsin bir de yakışıklıyım bir de yakışıklıyım.. Ne giysem yakışıyor arkadaş.. Mükemmel miyim neyim ? İnsanların arasına karışayım biraz park bahçe gezeyim, oturup bi çay içeyim dedim.. Bi merkez nokta bulup etrafı izlemeye başladım.. Çağa çoluk gelenler mi dersiniz, hamile olup eşiyle yürüyüş yapanlar mı dersiniz, el ele dolaşan çiftler mi dersiniz ne derseniz deyin herkes dışarda.. Evde oturan yok sanki.. Hava da öyle güzel ki.. Ne sıcak ne soğuk.. Sanki insanlar o temiz havayı içlerine çekmek, güneşten alabildiklerince fazla ısı almak istiyolar.. O küçücük çocukları izlemek kadar zevkli bi şey yok.. Düşüp ağlayanlar bi yanda babasının yakasını çekenler bi yanda.. Bir iki adım atıp yere düşen bebekleri hiç söylemiyorum.. İnsan onları görünce çocuk yapası geliyo.. Allah'ın bi mesajı mıdır, yoksa beni mi sınıyo bilmiyorum.. Ne zaman böyle güzel bi çocuk görsem o sıra yanımdan güzel bi kız geçiyo.. Yani nerdeyse kıza gel seninle çocuk yapalım diyecem o derece güzel bi kız.. Ama yanlış anlaşılırım diye susuyorum. Halbuki kız kabul etse evlenebilirim.. Kız güzel sonuçta.. Bu devirde güzel kız nerdeee ? Şimdi aranızda güzelim kız seni ne yapsın diyenler olacak.. Onlara da cevabım bu devirde koca nerde ? Benim gibi kocayı bulmuş da kabul etmeyecek.. Yok canım daha neler !

     El ele gezen çifleri izlemek de ayrı bi zevk.. Tartışanlar ya da tartışmış olanlar gerçekten çok komik.. Çift dediklerim de hani gençler işte.. Yaşları en fazla 25-26 olanlar.. Erkekler bu kadar tepkisiz olamaz dedim bugün kendi kendime.. Adamda tık yok yahu.. Kız kendini paralıyo.. Saniyede kaç kelime üretti sayamadım zaten.. Bence çocuk ne dediğini anlayamadığı için tepkisiz kaldı. Bakın bu da bi tespit ! Bi de tartışmış ama hala birbirini seven hatta tartıştığı için pişman olmuşlar var. Tartışan çiftler hep yürüyolar. Çünkü oturdular, tartıştılar ve artık eve gitme vakti.. Yalnız bu tartışmadan dolayı bi soğukluk var.. El ele kol kola bi yürüyüş malesef olmuyor. Kızın suratı asık,biraz ağlamış, gözler hafif kızarmış. Erkek suçlu belli ama az suçlu, başı biraz önde ama yürürken hep kıza bakıyo.. Yürürken hiç konuşmuyolar. Halbuki biri güzel bi söz söylese o olaylar hiç yaşanmamış gibi olacak. Ama kız naz yapıyo, erkek gururuna yediremiyo.. 

     Tabii herkes tartışmıyor.. Bir de mutlu çiftler var.. Böyle yüzlerine bi gülümseme yerleşmiş. Sanki ağlayarak değil de gülerek doğmuşlar.. Kol kola girmişler küçük adımlarla ilerliyolar.. Bu yol hiç bitmesin, zaman hiç ilerlemesin der gibi bi halleri var.. İnsanın onlara baktıkça bakası geliyo.. Mutluluğun resmini çizebilir misin derseniz bu çiftlerden oluşan bi albüm yapabilirim.. Ben galiba sevdiklerimin ya da hiç tanımadığım insanların mutlu olduğunu bilmekten, belki de onların mutlu olduğunu görmekten mutlu oluyorum..

     Hani hep mutsuz olduğumuzdan bahsediyoruz ya.. Hayatımızda iyi şeyler olmadığından, istediğimiz şekilde ilerlemediğinden.. Sürekli başkalarının mutluluğuna imrenek hep onlara özenerek yaşadığımızdan.. Aslında mutluluk uzak değil.. Sadece doğru açıdan bakmıyo olabiliriz.. Doğru açı belki bi parktaki çay bardağının ince belinde, belki bi alışveriş merkezindeki kahve fincanında.. 


                 Bir İnce Ses


Bu Bir Grup Mim'dir !

     Evet yanlış okumadınız bu bir grup mim. Mim furyasından her zaman olduğu gibi ben de nasibimi aldım. Sevgili Laliş ve Milena beni mimlemişler. Fakat iki hatta üç farklı mim var. Hepsini nasıl yazacağımı bilmiyorum.. Milena'nın ikinci mim'ini sanırım cevaplayamayacağım. Cevaplarını belki defalarca yazılarımda anlattım sizlere..  Sorulardan oluşan mim'leri cevaplamayı çok sevdiğimi daha önceden de belirtmiştim zaten. Neyse yazı zaten uzun olacak başlayayım artık.. Su küçüğün mim büyüğün deyip Milena'nın mim'inden başlıyorum.

     1. Hayatınız filme çekilse adı ne olurdu ve sound trackinde hangi şarkı olurdu ?

" Ve Tanrı Beni Yarattı ! "  Dünya üzerinde eşi benzeri bulunamayan, Facebook'da adını yazsanız sadece bir sonuç çıkan başka kim var ? Tabi ki ben.. Zaten benim filmimde öyle iki saatlik bi şey olmaz... Seri yaparız..  Şarkı da muhtemelen bu olurdu.. |̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]  Çok sade ve serin bi şarkı.. Dinleyince dinlendiğimi hissediyorum..

     2. Birşeyleri değiştirme gücünüz olsa, neyi yada neleri değiştirirdiniz ?

Sanırım önce kendimden başlardım.. Kimse kalkıp savaşları engellerdim, açlığa çözüm bulurdum dememi beklemesin. Böyle bi şey yazsam sadece sizi kandırmış olurum.. Ama bi imkanım olsa şu Fatmagül'ün ağlamasına bi çözüm bulabilirim. Yazık kız her bölümde ağlıyo..

     3. Sizi en çok etkileyen sinema sahnesi nedir ?

Aşk Tesadüfleri Sever'i ne kadar sevdiğimi daha önceden de yazmıştım. En çok etkileyen sinema sahnesi de elbetteki bu filmden olmalı.... |̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]

     4. Yaşadığın şehir bir günlüğüne yalnızca sana tahsis edilmiş, senden başka hiçkimse yok. Ne yaparsın ?

Napayım ben boş şehri.. Bari iki güzel kız olsaydı.. Şehrin orta yerine sıçarım :)

     5. Şu sıralar ilgiyle takip ettiğiniz diziler nelerdir ?

Pretty Little Lairs.. İzlemem için Leah önermişti.. Çok beğendim, mükemmel bi dizi. Tabi mükemmel olmasını sağlayan bi sebep var ;)

     Sıra geldi Laliş'in mim'ine.. Oturmuşlar 5N1K yapmışlar.. Ben de böyle pat diye sorulanlara cevap veremem ki.. Çok düşündürücü ve zor bi mim bence..

     Ne ?

Bir insan.. Bir hanımefendi.. Bir lady.. Bir afrodit !

     Nerede ?

Yanılmıyosam Amerika'da..

     Nasıl ? 

Boyu boyuma, huyu huyuma..

     Ne zaman ?

O ne zaman isterse...

     Neden ?

Güzel kızlardan hoşlanıyorsam suç mu ?

     Kim ?

Ashley Benson.. Pretty Little Liars dizisini Ashley için izliyor olabilirim emin değilim. Emin olduğum bi nokta varsa o da şudur... Ashley beni tanısa kesin çok severdi.. 

                 Bir İnce Ses