Ölürüm Sana !


***Bu yazı yüksek dozda kendini beğenmişlik içerir ! ***

     Bakın direk ana fikri belirttim.. Sonra amma da kendini övdün demeyin.. Evet yaptım ama bi sor bakalım niye yaptım ?

     Mükemmel erkek - biliyosunuz bu ben oluyorum - ve arkadaşları kop kop geceler için göt donduran soğuklarında yine dışarılarda.. Bir de üstüne üstlük duş alıp dışarı çıkıyorum, böyle de bi manyağım.. Hal hatır hoş beş güzel muhabbetlerden sonra yanımıza gelmeden parfüm kokusuyla beni cezbeden ve tek amacım sevap kazanmak olduğu için kafamı çevirip baktığım güzel kız gecenin dönüm noktası oluyor. Merak etmeyin kıza evlenme teklif etmedim...

     Gecenin konusu artık kızlar olmuştu. Ben ve benim mükemmel prensiplerim... Allah beni kahretmesin.. Ne geliyosa başıma hep bu inadım yüzünden geliyo zaten.. Herkes benim çok ince eleyip sık dokuduğumu düşünüyor. Dışardan bakınca hatta şu yazıyı okuyunca ( Bkz. Şu Yazı) bilemedin bu yazıyı (Bkz. Bu Yazı) okuyunca çok şey istiyormuşum, böyle bi kız anca peri masallarında olurmuş gibinize geliyor. Bakın yeni bi kelime türetttim. Allah'ım çok mükemmelim.. Ama aslında yok öyle bi şey.. Ama gel de bunu anlat.. Tamam dış görünüşe fazla takılıyor gibi görünüyor olabilirim ama aslında güzellikten çok bakımlı bi kız olsun istiyorum.. Güzel sevgilim olsun istiyorsam suç mu ? Hayır anlamadığım bi şey de şu.. Belirtmeden geçemiycem kusura bakmayın.. Kızlar yakışıklı erkek ararken iyi de erkekler güzel kız aradığında niye kötü oluyo ? Bana bunun cevabını mantıklı bi şekilde açıklayın.. Hele bazıları var burdan isim verip rencide etmek istiyorum ama neyse.. Kaslı erkek diye nerdeyse ölecek.. Git üşenme eski sevgililerine bak o çok istediği baklavalardan eser yok hepsi tulumba.. Yok, olduğunu iddaa eden varsa hemen ona yakışıklı ve bir o kadar kaslı sevgiliyi ben ayarlıyorum. Evet Bis bu hizmeti de sağlıyor.. Halka hizmet Hakk'a hizmet !

     Bir diğer konu kızların bi masada bi erkekten etkilenebilme, hoşlanma olasılığındaki süreç.. Bu konuda ikiye bölündük.. Ben ilk izlenimin yine dış görünüş olduğundan yanayım.. Giyimine dikkat eden bi erkeğin her zaman bi adım önde olacağını düşünüyorum. Tabi bu ilk karşılaşma için geçerli genel olarak söylemiyorum, yanlış anlaşılmalara meyil vermeyeyim. Ben bi kızın yakışıklı bi erkek olan bi masada ilgisinin direk ona kayacağı taraftarıyım.. Masada edebiyat parçalayan başka bi erkek ne derse desin yakışıklı olanın sadece gülmesi bile her şeyi değiştirebilir. Tabi bundan sonra kızı elde etmek yakışıklı olanın becerisine kalmış. Tabi bi de zeki olan kızlar var... İşte orda ben devreye giriyorum..

     Genelde erkeklerin zeki kızlardan hoşlanmadığı ya da hoşlansa da sevgili olarak düşünmedikleri düşüncesi kızlar arasında hakim.. Ama ben de ille de zeki olsun istiyorum. Beni sözleriyle sıkıştırsın istiyorum. Yeri geldiğince cevap veremeyeyim istiyorum. Bugüne kadar sevgilim olmamış olabilir ama kızlar hakkında çok fazla şey bildiğimden eminim. Belki daha önce de yazmışımdır hatırlamıyorum ama kızlar hakkında sayfalarca yazı yazabilirim. Ve bu hayatımdaki en büyük yanlışlardan biridir. Bazen soruyorum kendime ne vardı oğlum bu kadar şey bilecek.. Bi kızdan hoşlanıyorum ama kızın düşünceleri beni etkilemiyo.. Verdiği tepkiler çok standart.. Trip atacağını 5 mesaj önceden görebiliyorum.. Ne anlatmaya çalıştığını biliyorum, elini kaldırsa ne söyleyebileceğini tahmin ediyorum. Ve inanın bu artık kabak tadı vermeye başladı. Bi adım sonrasını görmek istemiyorum. Klasik mesajlar atsın istemiyorum. Aradan geçen aylar sonrasında " Ben seni rüyamda gördüm " mesajını atınca, o kadar aklından çıkmıyosam bu zamana kadar beklemeseydin demek istemiyorum. Bi de hiç arayıp sormuyosun mesajı var. En nefret ettiğim şeylerden biri de bu .. Aramak istesem arardım zaten.. Madem konuşmak istiyosun basit bi naber napıyosun mesajı at, çok daha güzel olur.. Ben de aramadığım için bi bahane uydurayım özür dileyeyim.. Bunlar bilindik mesajlar diye yazıyorum, daha neler neler var. Bi de anlamadığım bi şey sevgilim değil bi şey değil trip atmaya çalışıyo.. Sonra kötü olan da ben oluyorum.. Hayır ben senin tribini yer miyim ?  Kıskanılmayı, kıskanmayı severim.. Yerinde olursa trip atılmasından hoşlanırım. Sevgilim karşımda çatır çatır konuşsun isterim. Böyle olmayacaksa aşık falan olamam ben...

     Her zaman erkeklerin kolay kandırıldığı söylenir ama bence kızlar çok daha kolay kandırılıyo.. Hele egosunu erkeklerle tatmin etmek isteyen kızlar.. Gözünü kapat git, elinden tutar getirir seni.. Tabi doğru yaklaşmak gerek :)

     Bak yazının sonunda aklıma ne geldi.. Herkes Megan Fox ile ilgili bi şeyler yazmış. Ben yazmasam küsersiniz diye düşündüm. Twitter'da olan biten neydi Allah aşkına ya.. Megan Fox sizin sümüklü sevgilinize mi kaldı ? Gideyim kendime Türkiye'den koca bulayım diye mi düşünmüş.. Yani olay bu mudur ?

Megan uçağa binmiş ya nasip demiş !

|̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]


                  Bir İnce Ses

Kardelen !



     Final dönemine bomba gibi giren, çalışmaktan bir adım ilerisini göremez hale gelen, uykusuzluktan göz altları çöp torbasına dönen gençler, yarın Pazartesi deyip mahalle baskısıyla psikolojik bunalıma giren çalışanlar veee bugün de koca bulamadık iyi mi diyen genç kızlar... Herkese merhabaaaa !

     Yazıya çok hızlı bi giriş yaptım farkındayım ama hızlı olmak zorundayım. Yazmam gereken bi proje var ve ben daha 4. sayfadayım.. Madem işin gücün var ne diye post yazıyorsun diye soracak olursanız doğru bi cevap veremem. Ama cevabı hepimiz biliyoruz.. " Çok çalıştım biraz dinleneyim... "  Geçtiğimiz hafta içerisinde özellikle Twitter'dan derlediğimiz son dakika haberleri ve tespitleriyle BİS Group olarak karşınızdayız... 

     Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ konusuna girmek istemiyorum, yeterince üzücü.. Takip ettiğim kullanıcıların büyük bölümünü blog yazarı ve üniversite öğrencileri oluşturduğundan dolayı ana konu tabiki sınavlar oldu.. Sevgilisinden ayrılanlar, eski sevgilisine demediğini bırakmayan ama bi ışık görse koşarak gidecek olan kızlar/erkekler, sevgilisinde aradığını bulamayan ama hiç yoktan iyidir diyenler, aşırı cool takılanlar ama işaret fişeğini bekleyenler, son model Beyaz Mercedes'i olup acımdan ölüyorum modunda takılanlar, tuvalete gitse tweet atıp sonra evime hırsız girdi deyip ağlayanlar, dönemlik isyeeaannkar şarkıcımız Halil Sezai ve vazgeçilmezimiz Feriha bu hafta gündemin diğer konularını oluşturdu...

    Sınav haftası öğrenci modeli bildiğiniz gibi ( bakın öğrenci dedim, oturup saatlerce ders çalışanları katmadım ) kendinden geçmiş.. Her zaman olduğu gibi " Bu sefer günü gününe çalışıp, sınav günü rahat olacağım " cümlesini vizelerden sonra kurdu.. Ve sınav günü yaklaştığında ki bir çin atasözünde bu duruma hakaşaki mikahoto deniyor, yani yumurtanın kapıya dayandığı gün, oturup çalışmaya başlıyor.. Her ne kadar iyi görünmese de en azından çalışmaya başlaması da güzel bi durum. Fakat atılan tweet'ler durumun hiç de iyi olmadığını gösteriyor.. Yarım saat çalışıp Angry Birds oynayan mı dersin, dur ben bi 5 dakka kestireyim deyip 3 saat uyuyan mı dersin, büt var yeaaa hadi PES oynayalım deyip kendisiyle beraber diğer arkadaşını da yakan mı dersin.. Menü çok geniş, acıkan bile var..
 
     Bir de benim gibi son dakikacılar var.. Hayatımı kul sıkışmadan hızır yetişmezmiş modeliyle yaşıyorum.. Aylardır aradığım ve bulamadığım bir dosyayı yaklaşık 2 saat önce buldum. Belki inanmayacaksınız ama bu dosya tahminlerimin de ötesinde bir seviyeye ulaşarak projemin %60'ını oluşturuyor. Evet her şey çok güzel projeyi bitirmemem için artık hiç bir engel yok(!). Teorik olarak toplamda 1035 sayfadan oluşan 17 dosyayı, max. 80 sayfadan oluşan tek bir dosyada toplamam gerekiyor.. Ama olmuyor.. Sanıyorum bi hastalığım var.. İnternetten çıkamıyorum.. Bilgisayarı kullanmadığım dönemlerde çok güzel ders çalışabiliyorum ama önümde bilgisayar olduğu sürece ayrılamıyorum. Biliyorum yalnız değilim.. Sürekli takipçilerim bilir ki çok meraklı bi insanım.. Her an her şeyi merak edip araştırabilirim ve buna kimse engel olamaz. Aklıma o an bi şey takıldı mı mutlaka bakmalıyım.. Misal, Twitter'da bi tweet gördüm bilmediğim bi kelime var.. O kelimenin ne anlama geldiğini, nerelerde kullanıldığını, eğer laf sokan bi cümleyse hangi durumlarda kullanabileceğimi öğrenmem gerekir. Bu da benim min. yarım saatimi alır. 

    Müzik dinlemeyi çok severim. Yerli, yabancı hiç farketmez.. Ama yabancı şarkılara da ayrı bi tutkum var. Sözlerinin tek kelimesini anlamıyorum.. Hatta Türkçe çevirisine bakıyorum yine hiç bi şey anlamıyorum. Burdan yabancı şarkı çevirenlere sesleniyorum, arkadaşlar lütfen bi bütünlük içerisinde çevirin.. Okuyunca güzelim şarkının ne boktan sözleri var demek istemiyorum. Bazı şarkıların kendisi de sözü de bi başka güzel tabi.. Gavur yapmış yaaa diyebiliyosun.. Tabi ki benim için önemli olan ders çalışırken hareketli şarkılar dinlemek.. Slow şarkılarda uykum geliyo elimde değil.. Burda da şöyle bi sorunla karşılaşıyoruz kii hareketli şarkılarda yerimde duramıyorum.. Allah kahretsin bu içimdeki Clubber BİS'i ! Ama onun da çözümü var. Acaba bu bilgisayarın kamerasından hacker'ler beni dikizleyip, görüntülerimi ders çalışırken kayışı koparan çocuk adı altında youtube'a verirler mi düşüncesiyle kendimi frenliyorum.

     Evet yeni şeyler öğrenmek istiyorum.. Eğitime aç bi Kardelenim ben.. Ama bence bu kadarı da fazla olmaya başladı.. Artık şu projeyi bitirmek istiyorum.. İşin aslı ne biliyo musunuz ? 

Eğitim sistemi ! ( Şaka şaka biz çalışmıyoruz :) )

Haa bu arada aklıma gelmişken Ricky Martin bile koca buldu siz evde kaldınız kızlar... :)


                 Bir İnce Ses

Nerede Kalmıştık !



     Sözlerime başlamadan önce herkese sağlıklı, mutlu, huzurlu ve başarı dolu bir yıl diliyorum. Biliyosunuz her ne kadar iyi dileklerimizi sunsak da hepimiz için iyi bir yıl olmayacak. Tecrübeyle sabit.. Bkz. Geçen yıl

     Yazmayalı nerdeyse 2 ay olacak... Geçen yazımda size bi kaç sorundan bahsetmiştim ve yazmayı bırakmak istememin sebebini kısaca açıklamıştım. Ama gelin görün ki çoğunuz bunu yanlış anladınız ve blogu, birilerine tepki olarak bıraktığımı düşündünüz. Aslında yazmama nedenimi çok açık belirtmiştim.. Kendinizi öyle bi kaptırmışsınız ki son kısmı anlamamışsınız... Yaptığınız yorumlara cevap yazdığımda doğruyu anlatmaya çalıştım ama yazıdan sonra yorumları okumadığınız için genelde benzer şeyler yazdınız :) Hiç önemli değil ben herkese tek tek cevap yazarım. Bu benim görevim.. Halka hizmet hak'ka hizmet :)  Ama darıldım, kırıldım aynı zamanda gücendim.. Ya benim bi başkası yüzünden blogu bırakabileceğimi nası düşünürsünüz ? Sorarım sana sayın izleyici.. Beni böyle mi tanıdınız ? Ya da ben mi böyle tanıttım size kendimi ?

     Gördüğünüz gibi gitmedim blogdan ki söylemiştim  gitmeyeceğimi.. Elimden geldiğince yazılarınızı yetim bırakmadım.. Sağolsun bazı arkadaşlar mail attı onlar da beni yalnız bırakmadılar. Günde hiç gelmese 5 farklı kişiden " yazmazsan ölümü ısır maili aldım ! " demek isterdim ama demiyorum. Çünkü almadım.. Burdan isim verip mail atmayanları rencide etmek istemiyorum. Mail atan arkadaşlarıma sevgi ve saygılarımı sunuyorum... Veeee en önemlisi witchieofstars  'ın gönderdiği yılbaşı kartı. (Bkz.Kart) Annem aradı sana yurtdışından bi mektup var isim yazmıyo dedi.. Bu kadının bana gelen postaları açması da beni bitiriyo.. Özel hayatın gizliliği diye bi şey yok... Bi kız bana olan aşkını yazıp gizlice posta kutusuna atsa annem yüzünden ilişkimiz başlamadan bitecek.. Neyse efendim bu haberi alınca akşam işten eve ışınladım kendimi.. İlk defa böyle bi hediye aldım.. Böyle bi sevinç bi kendinden geçiş hakim oldu.. Burdan kendisine tekrardan tekrardan çok teşekkür ediyorum :) Hediye almak güzel bi şey ya.. Valla bak.. Sevdiklerinize hediye alın sevindirin onları.. Hediye almak için özel bi günü beklemenize de gerek yok.. Maddi anlamda çok pahalı bi şey olması da hiç önemli değil..

     Yazmadığım günlerde neler olduuuuu ? Ekstra bi şey olmadı açıkcası.. Bi giyim markasının İstanbul'da Blogger toplaşması buluşması varmış. Beni de çağırdılar. Tabi ben maili okuyunca ne yazdığını tam olarak anlayamadığım için bi kaç kere okudum. Maili gönderene baktım.. Ama benim çağrılma sebebimi bi türlü idrak edemedim. Hayır bacım beni niye çağırdınız da diyemiyosun.. Saf ve bir o kadar temiz duygularımla biri mi oynuyor, organ mafyasının eline mi düştüm yoksa beni çağırıp tecavüz mü edecekler bilemediğim için sordum soruşturdum. Sağolsun Wear A Smile ben de davet edildim deyince içim rahatladı. Tabi ikimiz de neden benim çağrıldığım konusunda bi fikir birliğine varamadık. Sonuçta moda blogu değilim.. Yanlışlık olduğuna karar verdik :)  İstanbul'da olmadığımdan mütevellit gidemedim.. Mail biraz daha erken gelmiş olsa elbette ki giderdim, yanlışlık falan dinlemezdim :p O hafta Galatasaray- Fenerbahçe derbisi de vardı. Bi taşla iki kuş mode on :) Dedikodu blogunda da manşetlere çıktık kii o konuya hiç girmiyorum :)

     Vee bu zaman dilimi içerisinde tespit insanı olan ben, kendimle ilgili bir tespit yaptım.. Evet terzi kendi söküğünü dikti. Yazamama sebebim aslında konu bulamamam değil, konuya odaklanamam.. Aslında yazabileceğim bi çok şey var. Taslaklarda o kadar çok yarım kalmış yazım var ki.. Bugün hepsini okudum.. Çok güzel başlamışım ama bi türlü sonlandıramamışım.. Bitirip yayınlamadığım yazılar da var.. Onlarda herhangi bi konu yok... Hani birine bi konuda bi şeyler anlatırsınız ama sonra başka bi konuya geçersiniz ve ben ne anlatıyodum dersiniz ya.. Hah işte tam olarak öyle.. Kafamın içerisinde o kadar çok şey var ki.. Hayatımı bu kadar etkileyeceğini tahmin etmezdim.. Bazen kontrolü kaybediyorum.. Nerdeyse klavyemden CTRL tuşunu koparıp cebimde taşıyacağım.. O derece kontrolsüzüm.. Ve inanın hiç gücüm yok..

     Kızlarla işimiz bitmedi demiştim hatırlarsanız.. Bi kendime geleyim burnunuzdan getirmeye devam edeceğim hiç merak etmeyin.. Sizin yüzünüzden güzel güzel yürüyen ilişkiler saçma sapan sebeplerden dolayı bitiş noktasına geliyor, başlamak üzere olan ilişkiler başlayamıyor. Dün direkten döndük, yılbaşı gecesi zehir olabilirdi. Bir diğer arkadaşım başlayamadan bitirdi. Hep bu kızlar yüzünden.. ( Evet bu sefer genel konuştum, hep siz mi erkekler diye başlayacaksınız cümlelere ) 

     Sonuç olarak şu anki durumuma fırtına öncesi sessizlik diyelim.. Benim gibi mükemmel (!) bi erkeği bile kızdırdılar.. Neyse nerde kalmıştık...


                 Bir İnce Ses