Blogger N'lerini Seçti !


     Bloggerlar 10 günlük bir süreç içerisinde enlerini seçti. Uzun zamandır blog yazmayanlar bu mim'i yazdı. Yalnız şöyle bi şey var. Ben buraya ne yazarsam yazayım, siz sonuçlara bakacaksınız. Bu yüzden ben sonuçları yazayım, yazının devamını okumak isteyenler okusun. Zaten büyük bölümü baktıktan sonra sayfayı kapatacak :)

En İyi Tasarıma Sahip Blogger : Birinceses

Sanki ben de biraz torpil oldu gibime geliyor :) Beni takip eden Betwin Us... Gizem kesinlikle tasarım harikası.. Yani blogu demek istemiştim.. :)  French Oje ve Giz'li Teras eşit oy alarak üçüncülüğü paylaştılar..

En Güncel Blogger : Sade ve Derin

Deeptone açık ara önde bitirdi... Onu takip eden Mia Wallace oldu.. Mia ve Hayal Meyal kıyasıya yarıştılar diyebilirim..

En Meraklı Blogger : Mia Wallace 

Baştan sona önde götürdü.. Yaklaşan olmadı..

En Çok Gezen Blogger : Wear a Smile

Üç Blogger arasında sürekli  gel git yaşandı... Başlarda Stil direktörü kazanacak diye düşünüyordum ama ikinci oldu. Lulu yarıştan kopmadı, üçüncü olabildi.

En Çok Bilgilendiren Blogger : Sade ve Derin

Sonucunu merak ettiğim kategorilerden biriydi... Francesca sadece ikiniz arasında geçti..

En Çok Eleştiren Blogger : Leah

Bi ara acaba Miyuki olabilir mi desem de rakipsizdin...

En Çok Kendini Anlatan Blogger : Cips Yiyemeyen Kız

Tam bir şölen yaşadım.. Lazanya ile büyük bi çekişme yaşadı.. Onları eşit oy alarak Missbone ve Mia Wallace takip etti..

En Akıcı Yazan Blogger : Leah

Mia ile saç saça, baş başa bi yarışa girdiler. Ben bile heyecanlandım.. Hangi blogu açarsam açayım ilk baktığım kategori bu oldu. Rakip tanımadılar...

En Aşık Blogger : Tubitos

Tubitos ve Missbone'un aşklarını aşkmetreye koyduk. Tubitos biraz daha aşık çıktı :)

En Çok Güldüren Blogger : Mia Wallace

Başlarda Lütfücüğüm öndeydi.. Ben de O'nun kazanacağını düşünüyodum ama hayat işte süprizlerle dolu..

     Sizlerin eklediği kategoriler oldu.. En çok yazılan kategori ;

En Yaratıcı/Yetenekli Blogger : Mustafa Soydan

N'leri kategori olarak belirledik.. Peki adı en çok geçen Blogger'lar ?

1.Mia Wallace   2.Sade ve Derin   3.Missbone   4.Leah   5.Cips Yiyemeyen Kız

     Neden "En" değil de "N" diye sorular gelmişti. Geçen yazımda açıklamadım bu yazımda açıklıyorum. Benim iki ismim var.. İlk ismim N ile başlıyor, ikinci ismim de N ile bitiyor. Ben de En yerine N kullandım :)

     Sonuçları gördünüz bazılarınız çok sevindi, bazılarınızın hevesi kursağında kaldı. Hevesiniz kursağınızda kalmasın, üzülmeyin. Bu şekilde enleri seçmenin mümkün olmadığını hepimiz biliyoruz zaten. Amaç bloga hareket getirmek, bilmediğimiz yeni bloglar, Blogger'larla tanışmaktı.. Sanırım bunu başardık.. Gördüğüm kadarıyla çoğu blogun izleyici sayısı arttı. Bazı blogların izleyici sayısı hatırı sayılır derecede arttı diyebilirim :) Mim, Blogger dışına taşıp Wordpress'e de sıçradı.. Biz Blogger'ın enlerini seçtik. Blog yazanlarının enlerini değil. Bu yüzden Wordpress kayıtları seçimlere dahil olmadı. Onlara da katıldıkları için teşekkür ederim. Çoğu Blogger yorum gelmedi şeklinde mail attılar. Başlarda acaba unuttum yorum yazmadım mı diye düşündüm ama yorum yazdığıma emin olduklarımdan da mail gelince bi sorun olduğuna karar verdim. Dün yaklaşık 15.00'a kadar bütün blogları tekrar tekrar kontrol ettim.. Mim'i o zamana kadar yazmamış olan bloglara geri dönüş yapmadım. Elimdeki listede adresi olan bütün blogları da kontrol ettim. Blogunuza yorum gelmemiş olabilir. Ama emin olun ki mim'i yazan bütün blogları tek tek okudum. Mim'lenmediği halde yazanlar vardı. Onları da Google aracılığıyla buldum. Yazının başlığını değiştirenler de artık şanslarına küssünler. Ben mim'i başlatırken başlığın ne olması gerektiğini belirttim. Toplamda  226 Blogger mim'i yazdı. 672 Blogger mim'lendi... Bu da demek oluyor ki 10 gün boyunca 672 blog gezdim.. Yepyeni bloglar gördüm. Bi kaçını izlemeye aldım. Çoğunda okumak istediğim yazılar var.. İlerleyen günlerde bloglar hakkında izlenimlerimi de yazacağım. Siz mim'i yazarken kim önde, kim kazanıyo, ben enlere girdim mi şeklinde bi çok mail geldi... Günde min. 40 mail cevapladım. Bazı Blogger'lar kendilerini bi kaç mim'de görünce sanıyorum ki büyük beklenti içerisine girdiler. Çevresi geniş olan, okuyucu sayısı fazla olan ve bazı kategorilerde bu işi gerçekten iyi yapan Blogger'lar kazandı diye düşünüyorum. Mrs.Baros, French Oje, T.B, PuCCa gibi Blogger'lar N olamadı diye itiraz edenler olacak. Ve bu itiraz edenler eminim ki bu yazdığım 4 isim olmayacak... Ülkemizde başkalarının avukatlığını yapmak diye bi bölüm var. Oradan mezun olan sayısı gerçekten çok.. Bakalım beni neler bekliyor :)

     Sonuç olarak bu mim'in bu kadar büyüyeceğini düşünmemiştim. Gördüğüm kadarıyla ve aldığım tepkilerden dolayı iyi bi şey yaptım gibime geliyor. Sürç-i lisan ettiysem affola... Bir sonraki Blogger'ın N'lerini, daha düzenli, daha geniş çaplı ve daha hatasız bi şekilde yapmayı planlıyorum.. Blogger'ın N'lerini burada noktalarken, yıl sonunda " Blogger 2011'in N'lerini Seçiyor !" da görüşmek üzere.. Katılan herkese teşekkür ederim...

     Kim bilir.. Belki de N olmak çoğumuzun gençlik hayaliydi... |̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]

N'lerin İlk Haftası !


     Blogger'da hareketli bi hafta geçirdik... Kategorileri seçmek için yazdığım yazıya gelen yorumlar açıkcası beni çok korkutmuştu.. Ben bi çok seçenek sunulur, işin içinden çıkamam kategoriler arasında boğulurum diye düşünürken sadece üç Blogger'ın yorumlarından seçim yapmak zorunda kaldım. Hal böyle olunca bu mim'i başlatırken gereğinden fazla heyecan yaptım. Düşünsenize Blogger'ın N'leri diye bi mim başlatıyorsunuz ve katılan 15 bilemedin 20 blog.. Eğer öyle olsaydı muhtemelen blogumu kapatır, ceketimi de bir hamlede alır giderdim :p

     Çoğunuz merak ediyosunuz tabi ne oldu, ne bitti kim önde şeklinde mailler geliyo.. Mim'lerin nasıl kontrol edildiği sonuçların nasıl toplandığı hakkında atılan bi çok mail var. Atılan bütün maillere elimden geldiğince cevap verdim ama bir de buradan açıklayayım.. Biraz da sayısal bilgi vereyim..

Şu ana kadar mim'i yazan 119 Blogger var. Mim'lendiği halde mim'i yazmayan Blogger sayısı ise 182.. Mim'i ben başlattığım için kendi blogum başlangıç noktası.. Yani her şeyin başı Bir İnce Ses :p Mim'lediğim kişilerin sayfasından, onların mim'lediği Blogger'ların sayfalarına ulaşıyorum.. Bu arada Nora'da bana arada bi link gönderiyo, teşekkür ediyorum kendisine.. Söz de Pınar'da yardım edecekti ama bilemiyoring :) Öhm.. Nerde kalmıştım.. Evet.. Mim'lenmiş Blogger eğer mim'i yazmışsa, o Blogger için bir dosya açıp mim yazısını kopyalıyorum. Yazısını okuduğuma dair yorum bırakıyorum. Eğer Blogger mim'i yazmamışsa blog adresini alıp ayrı bir dosyaya kopyalıyorum. İlerleyen zamanlarda tekrar tekrar blogunu kontrol ediyorum. Gözden hiç bir blog kaçmasın diye bir elim Google'da.. Arama kısmına " Blogger N'lerini Seçiyor " yazıp çıkan sonuçlara bakıyorum. Özellikle başlık belirttim. Değiştirmeyin dedim ama değiştiren Blogger sayısı hayli fazla... Takip etmesi daha kolay olsun diye bunu istemiştim.. Kimseye emri vaki yaptırmak istemedim. Neyse artık olan olmuş yapacak pek bi şey yok.. Takip etmesi zor olmuyo mu diyenler var. İtiraf ediyorum zor oluyo :) Güzel bi zorluk ama severek yapıyorum bu işi.. Gerçekten böyle bi katılım beklememiştim.. En azından bu yazıyı okuduktan sonra mim yazılarına yorum gelmeyen Blogger'lar bana mail atabilirse çok sevinirim. Mim'lenmediği halde yazan Blogger'lar mail atıyolar. Onlara çok teşekkür ediyorum.. Neden "En" değil de "N" diye soranlar var. Bunun cevabını sonuçları açıkladığım yazıda yazacağım. Mim'in daha fazla yazılacağını pek düşünmesem de ay sonuna kadar olan süreniz devam ediyor. Sonuçları tamamen elde ettiğim an yayınlayacağım.

     Bir hafta sonunda bunlar oldu. Blogger'lar çok mutlu gibime geliyo. Çok güzel mailler aldım. Yepyeni bloglar tanıdım. Farkında olmadığım çok güzel bloglar var. Zararın neresinden dönersem kardır diyip bi çoğunu izlemeye aldım. Bugün beni sevindirici bi resim gördüm... Missbone ellerine sağlık :) (Bkz.Resim) Ayrıca Laliş blogunda yeni bir yazı serisi başlatıyor. " Neler Dedi ? " (Bkz.Blog) İlk kurban benim.. Sohbet tadında bir röportaj yapacakmış benimle... Sorularını sıralamış. Sizin de sormak istediğiniz sorular varsa Laliş'e ulaşabilirsiniz... 

Bunlar bana yetmedi hep daha fazlası diyorsanız ;

birinceses@gmail.com
05367.... şaka şaka :)
 

Blogger N'lerini Seçiyor !

     
     Beklediğimiz gün geldi. Blogger N'lerini seçmeye başlıyor.Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi ( Bkz. Yazı ) mim şeklinde hareket edeceğiz. Anket yaparak Blogger'ları bi yerde toplamaktansa mim yapıp herkesten bi şeyler olsun istedim. Böylece daha fazla blogger tanıyıp, daha fazla blog takip edebiliriz. Kim bilir belki de hiç bilmediğimiz blogları zevkle okuyacağız. Kategorileri belirlemek için sizden yardım istedim. Hep birlikte bir şeyler ortaya çıkarabiliriz diye düşündüm ama beklediğim yorumlar malesef gelmedi. Her neyse biz önümüze bakalım. Şimdi sistemin nasıl işleyeceği hakkında kısa bi bilgi vereyim. Mim'in ne olduğunu hepimiz biliyoruz zaten. Yazıları yazarken dikkat etmenizi istediğim bazı hususlar var. Yazının başlığı " Blogger N'lerini seçiyor ! " şeklinde olmalı.. Bir bütün halinde ilerlemeliyiz. Her kategori için en fazla 3 kişi yazabilirsiniz..  (Sadece bir kategori için 5 tane yazma hakkınız var. Çoğumuzun blog açmasına sebep olan şey, kendimizi anlatmak.) Tabi ki sırasıyla olmalı.. Çok fazla okunan bir Blogger olmadığımdan pek kimseyi haberdar edemedim. Bu yüzden kategoriler yetersiz kalmış olabilir. Bunun için ekstradan 1 kategori daha ekleyip, seçiminizi yapabilirsiniz. Kategori açarken tercihinizi mümkünse en zeki, en güzel, en akıllı gibi şeylerden yana kullanmayın. Tamam birbirinizi tanıyor olabilirsiniz. Ama burda genel bi seçimden bahsediyoruz ve birbirimizi sadece yazılarımızdan tanıyoruz. Yazılardan yola çıkarak sonuca varabileceğimiz kategoriler olmalı. (Kişileri rencide edecek, küçümseyecek türden kategorilere kesinlikle yer vermeyin.)  Aynı kişiyi birden fazla kategoriye yazabilirsiniz. Mim yazılarınız kesinlikle okunacaktır. Yazılarınız okunduğuna dair yorum bırakılacaktır. Bir gün içerisinde yazılarınıza yorum gelmezse mail atarak haber verirseniz en doğru sonucu elde etmiş oluruz. (birinceses@gmail.com) Eee hadi başlayalım :)

En İyi Tasarıma Sahip Blogger : Paper doll , Nora

En Güncel Blogger : Hayal Meyal

En Meraklı Blogger : Mia Wallace

En Çok Gezen Blogger :Ella, Lulu

En Çok Bilgilendiren Blogger : Francesca Mckennitt , Mr.E , deeptone

En Çok Eleştiren Blogger :  MiyukiAmak-ı Hayal

En Çok Kendini Anlatan Blogger : Missbone , Turuncu Masallar, Laliş , Lazanya , Vişne Çürüğü

En Akıcı Yazan Blogger : Leah, Mia Wallace

En Aşık Blogger : T.B , Mystery

En Çok Güldüren Blogger : Mia Wallace , Mystery

     Her türlü soru, istek ve şikayetlerinizi birinceses@gmail.com adresine mail olarak atabilirsiniz. Ayrıca soru sormak için Formspring hesabımı, kısa yorumlarınız için de Twitter hesabımı kullanabilirsiniz. Mim ay sonuna kadar devam edecek ve bayramın ilk günü Blogger N'lerini seçmiş olacak. (Bu kısmı yazdığınız yazıların altına kopyalarsanız çok memnun olurum.)


Mimlenenler
     
     Seçtiğim kişileri mim'lemiş kabul ediyorum. Zaten önemli olan benim mim'lediklerim değil sizin kimleri mim'leyeceğiniz :)  Mim'i yazmanız için illa ki mim'lenmiş olmanız gerekmiyor. İsteyen herkes yazabilir. Hatta herkes yazsın işte.. :)

*Not : Biz daha N'leri seçmeden birileri Blogger'ın en güzel kızını seçmiş.. Geç kaldık galiba :)

Blogger'ın N'lerinden Olmak İster Misiniz ?

    
      Bir pazartesi gününün öğle vakitlerinden herkese selamlar.. Evet yorgunuz, belki biraz da kırgınız... Hatta uykusuz ve bazılarımız malesef çalışmak zorunda.. ( Ben= Bazıları)

     Gün geçmiyor ki yeni bir konuyla karşı karşıya kalmayalım.. Yepyeni fişşekk gibi bir fikirle karşı karşıyayız...  Fazla uzatmayayım.. Blogger'ın N'lerini yazmaya karar verdim... Fakat N'ler ne olmalı ve kim olmalı ? İşte burda söz size düşüyor... 18 Ağustos'a kadar merak ettiğiniz N'leri yorum olarak belirtin. En çok yazılan N'leri seçip yazmaya başlayacağız. Bunu mim haline dönştürmek istiyorum. Bayramın 1. gününe kadar (muhtemelen daha erken olur) bütün mim'leri okuyup yazıları birleştirecem... Düşündüklerimi anlatabildiysem ne mutlu... Bitti bu kadar.. Hadi başlayalım :)

Arkadaşlar yorumlarınızda sadece kategori olarak yazın yahu... Şu özellik kesin benim üstüme tanımam demeyin... For ekzampıl : Akıllı-Zeki- Deli- Manyak- Seksi-Zeka yoksunu- Fışkıran Zeka gibi :)  Örnek Yorum : NORA !

*Not : Fikir ve görüşlerinizi mail olarak da atabilirsiniz...
*Önemli Not : Yorum yapmak ve mim yazmak için benim blogumu takip etmeniz GEREKMİYOR ! :)

birinceses@gmail.com
twitter.com/Birinceses

BİS Başrolde ! (MiM)


     Bir önceki yazım bir o kadar romantik, bir o kadar asi, bir o kadar hırçın, bir o kadar James Bond içerikli olup sonu seven erkeğin romanı gibi bitse de yıkılmadım ayaktayım... Yes it is.. Giden gitmiştir gittiği gün bitmiştir.. Bu lafı da dün öğrendim, bi yerde kullanmam gerekiyodu kısmet bu post oldu. Belirtmek istedim.. Kayıtlara geçsin lütfen.. Yıllardır mim yazmadığımın farkına var Mr.E, 9 numaralı formayı bana uygun görmüş ve beni mimlemiş.. Mim'in konusu ;

     " Çok beğendiğiniz, izlemekten asla sıkılmayacağınızı düşündüğünüz 3 filmi (Üçlemeler üç film olarak sayılacaktır), neden bu kadar beğendiğinizi de açıklayarak yazın"

1.What Happens In Vegas : Bazı kimseler tarafından pek beğenilmese de benim zevkle izlediğim filmlerden biridir. 1milyon kere izlesem, 1milyon1. kez izleyebilirim. Filmin başrollerinde muhteşem iki oyuncu var. Cameron Diaz ve Ashton Kutcher... ( İlk olarak Cameron Diaz'ı yazmamın sebebi yanlış anlaşılmasın. Lady is first yani... )  Muhteşem bi komedi filmi... Canınız sıkıldığında kesinlikle neşenizi yerine getirecek bi film... Karakterler ve oyuncular birbirine çok uyumlu.. Hani Ashton'ın yerinde ben oynasam olur mu....? Mmm olur.. Bu iş olur, olmaz değil ama hepimizi de bitirir, bunu da belirtmeden geçmeyeyim.

2. Iron Man : Blogu okuyanlar bilir.. Şu satırları yazan zat-ı şahane -ki bu ben oluyorum- Makine Mühendisi.. Filmle doğal olarak ister istemez bi yakınlaşma oluyo, kan çekiyo.. Ama ben yıllar önce bu filmde düşünülen şeyleri tasarlamıştım. Benim evimde de bir Jarvis olacaktı.. Günü geldiği zaman anne bize niye almıyorsun, bizde niye yok demeyecektim.. Ama kader işte.. Fikirlerimize değer verilmiyor, elin adamı gelip benim fikirlerimi film yapıyor. Filmi çoğunuz biliyosunuz zaten. Başrol Robert Downey.. Filmde ki karakter Tony Stark... Adam yalnız yaşıyor. Zengin..( benim çok parada gözüm yok :p ) Çok yakışıklı değil... Zeki ( Ben=Zeki).. Evin tek çocuğu.. Clubber.. Burda bar disko olmasa da clubber'ım yani... Cool.. Tamam ben cool olmayabilirim ama içimde bi yerlerde var bi şeyler. Doğru zamanı bekliyorum... Daha ne diyeyim yani Ben=Tony Stark... 

3.Aşk Tesadüfleri Sever : Kanımca ben bu film hakkında baya baya bi şeyler yazdım.. İzlemeyeni dövüyolardı bi ara.. Düşüncelerimi size link link sunayım... İsteyen buyursun okusun... (Bkz. Link)

     Genel bi değerlendirme yaparsak bu üç filmde benden bi şeyler var.. İlk filmdeki Jack Fuller karakterinin benim içimde var olduğu ama benim dışarı çıkarmadığım görüşleri hakim... Sen ne düşünüyosun derseniz dee... Olamaz mııı olabilirr ;) |̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]

     Son olarak da portakalı soyup baş ucuna koyanları yazalım...


     Alfabetik yazdım, kavga etmeyin :)

Söz Geçiremediğim Şeyler Var !


     Böyle hani birini seversiniz ya.. Aslında sevip sevmediğinizden emin de değilsinizdir. Ya da eminsinizdir bi şeyler olduğundan... Ortada bi şeyler vardır.. Ama bunun sevgi olup olmadığına kanaat getiremezsiniz bi türlü.. Hoşlanırsınız bunun farkındasınızdır. Bu hoşlanmanın sebebini bi türlü anlayamazsınız... Güzel zaman geçirmişsinizdir.. Her şey yolunda gitmiştir. Mutlu olmuş da olabilirsiniz.. Sonra ters giden bi şeyler olmuştur belki.. Bi daha da konuşmamışsınızdır...

     Aradan aylar aylar aylar geçmesine rağmen nedenini bilmediğiniz bir sebepten dolayı aklınızdan bi türlü çıkaramamışsınızdır.. Sonra düşünürsünüz neden unutamadım diye... Düşünürsünüz düşünürsünüz düşünürsünüz. Kendinize mantıklı cevaplar veremezsiniz belki de.. Belki de mantıklı cevaplar verirsiniz ama kendinize söz geçiremezsiniz.. Yalnız kalmak istemezsiniz... Belki yalnızlığı seversiniz ama yalnız kaldığınızda aklınıza o gelir diye korkarsınız.. Korkmazsınız aslında çünkü aklınıza o gelir, kaçarı yoktur. Ne yapsam ne yapsam der durursunuz. Pardon durmazsınız.. O'ndan haber almak istersiniz.. Alamazsınız.. Ama içinizdeki merakı yenemezsiniz... Ajanlığınız tutar.. Ulaşabileceğiniz her yeri didik didik edersiniz.. İletişim kurduğu bazı insanlar sizin durumunuzun farkında olduğundan yardım etmek istemezler. Ama sizi kırmak da istemezler.. Bi şekilde O'ndan haber alırsınız.. Bazı şeyleri gücünüz yettiği kadar siz yoluna koymak istersiniz. Bazı şeyleri başarırsınız ama bi yere kadar.. Bazen gücünüz, nüfuzun yetmez... Sizi yarı yolda bırakır... Birileri çıkar Bis yeter artık der... Onlara hak verirsiniz, kendinizde güç bulursunuz.. Ama bu gücü kontrol edemezsiniz.. İnşa ettiğiniz mükemmel bina bir anda yerle bir olur. Kendinize neden diye sormaktan hiç bi zaman vazgeçmezsiniz.. Cevabını bi türlü alamazsınız. Çünkü cevap sizi tatmin etmiyodur. Çünkü bu yaptıklarınızın yanlış olduğunu zaten bilirsiniz.. Herkesin yardımına koşan, yeri geldi mi bağırıp çağıran hatta azarlarken, siz o konuma düşmüşsünüzdür. Terzi kendi söküğünü dikemez hale gelmiştir. Sonra bi gün duyarsınız sevgilisi olmuştur.. Tamam der susar oturursunuz.. Ama bozuk bi musluk gibi aklınızda bi yerde, arada bir şıp şıp damlayan bi su vardır... Çok fazla su harcamaz ama o suyun damlaması sinirinizi bozmaktadır.. Sonra bişeyler duyarsınız.. İçinize dert olur, öğrenmek istersiniz. Haber kaynaklarınız haberi çok önceden öğrenmiş, ama size söylememiştir. Duyduklarınızın doğru olduğunu öğrenirsiniz.. Birisine evlilik aşamasında gibiyiz demiştir. Bunu duyunca damlayan musluk iyice bozulmuş, şarıl şarıl akmaya başlamıştır. Telefon üstüne telefon gelmiştir.. Biraz rahatlamışsınızdır ama betiniz benziniz çoktan atmıştır. İnanmazsınız bi süre.. Belki de inanmak istemezsiniz.. Kim lan bu ! dersiniz.. Ajanlığınız tutar.. Kim olduğunu az çok tahmin edersiniz.. Yok ya bu olamaz dersiniz.. Evlilik falan mümkün değil diye düşünürsünüz.. Sonra arkadaşlarınızla buluşursunuz.. Sonra biri çıkar, senin bu yaptıklarını ben yapsam ağzıma sıçardın der.. Kız güzel bile değil, sen bizim bile böyle bi sevgilimiz olmasına izin vermezsin der... Hak verirsiniz.. Sonra unutursunuz biraz daha, umursamazsınız... Acaba gerçekten doğru mu sorusunun cevabını arar durursunuz, kendinizi alı koyamazsınız... Sonra bi sabah kalkarsınız, Facebook'u açarsınız, O'nun profiline bakarsınız, O'nu bi erkekle görürsünüz.. Gördüğünüz erkek, sizin bulduğunuz erkektir... Bu mu yani dersiniz.. Emin olmak için aynaya bakarsınız... Çocuğa bakarsınız.. Belki biri götü kalktı diyecek dersiniz ama çocukla aranızda dağlar kadar fark vardır.Sonra düşünürsünüz... Demek ki iş tipte bitmiyo dersiniz.. Artık bundan eminsinizdir. Onları öyle görünce kendinize yediremezsiniz... Ama keşke bu resmi daha önceden görseymişim dersiniz, sanki bu resim beyninize reset atmıştır.. Ama üzülürsünüz...

     Yazasım geldi.. Acayip doluydum bi şeyler yazmam, anlatmam gerekiyodu.. Bu yazıdan sonra bana çoğunuz salak, aptal falan diyecek belki ama napıyım diyin :) Sonuç olarak İstanbul Benden Büyük... Winamp'ı açtım bu çaldı.. Muhtemelen 3 gün bunu dinlerim.. Elleri görelimmm, çakmak da olur :p

Yalnızlık !


     Benim hep hayalimdir yalnız yaşamak... Dört senelik üniversite hayatımın ilk üç senesini üç kişilik odada, son senesini de iki kişilik odada geçirdim. Tek başıma kalmak istedim hep ama bi türlü olmadı. İlk seneler boş oda yoktu sonrasında da oda arkadaşımı tek bırakmak istemedim. Ama tek kişilik oda hep gözümde kaldı...

     Yalnızlığı seviyorum.. Belki de tek olan şeylere ilgimden dolayı yalnızlığı seçiyorum. Özellikle bi şey alacağım zaman tek olmasını istiyorum. Bi gömlek bi ayakkabı aldığımda başka birinin üstünde olsun istemiyorum. Bazen çok hoşuma gidiyo ama o kadar çok insanın üzerinde görüyorum ki almak istemiyorum. Tek olan sade olan her zaman daha çekici geliyo.. Aldığım şey diğerlerinden kötü olsa bile en azından sadece ben de var diyebiliyorum. İkinci bi kişinin üstünde kolay kolay görmeyeceğimi biliyorum. Kim bilir belki tek çocuk olmam bile bu yüzdendi, kanıma işlemiş napayım yani :)

     Buralar ne bi İstanbul ne bi Ankara ne bi İzmir...Şehrin gürültüsünden kaçmak istediğiniz zaman kaçıp gidebileceğiniz yerler çok da uzak değil... En fazla yarım saat içinde şehirden uzak, doğayla iç içe bi yere gidebiliyosunuz.. Hep hayal ediyorum şehirden uzak bi yerde yaşamayı... Çevremde kimseler olmasın.. Küçük bi bahçem olsun evimin dışında.. Küçük küçük sebzelerim meyvelerim yetişsin etrafımda.. Çok büyük bi ev de istemiyorum hani... İçini kendim dayayıp döşerim.. Zaten tek başımayım şatoya ihtiyacım yok.. Yalnız olmak derken herkesten uzaklaşayım demiyorum. Evime gelince rahat etmek istiyorum sadece... Kendi yemeğimi kendim yapabiliyorum az çok.. Eee temizlikten de anlıyorum biraz.. Pek fazla sıkıntı yaşayacağımı düşünmüyorum... Ama....

     ... Ama işte sorun burada başlıyor.. Geçen hafta annem teyzemin yanına Ankara'ya gitti. Babam da işleri dolayısıyla dışardaydı eve çoğu gece geç geldi... Garibim sabahın köründe çıkıyo, gecenin bi yarısında geliyo.. Sonra da ben bu adama acıyorum diyince acıma diyolar yahu... Neyse konu bu değil.. Ben işten eve gelip rahat rahat bi duş alırım, yemek yerim, kitap okurum, müzik dinlerim, internete takılırım hesabı yapıyorum.. Yok, olmuyo.. Ya birisi akşam bize gelin burda yemek yiyin diyo.. Ya benim bi işim çıkıyo.. Bi türlü düşündüklerimi yapamıyorum.. Bi gün güzel bi sabah kahvaltısı yapayım dedim erkenden kalktım... Gıda, özellikle de şarküteri ürünleri üzerine iş yaptığımızdan dolayı ayıptır söylemesi bi kahvaltıda aklınıza gelebilecek her şey var dolapta.. Ben de kahvaltıya çok önem veririm. Diğer öğünleri hiç aramam bile.. Nedendir bilmiyorum.. O kahvaltıyı hazırlamak hiç içimden gelmedi.. Çıkardım her şeyi koydum masaya.. Sonra bi etrafıma baktım şöyle.. Koca ev bi ben varım.. Belki güzel bi şarkı çalar kendime gelirim dedim TV'yi açtım.. Yok hep slow hep slow...  Bi yalnızlık psikolojisi aldı mı beni.. Allah'ım diyorum hep yalnız kalmak istiyodum noldu bana böyle... Ama bunda işin de etkisi vardı. Güzel bi kahvaltıdan sonra da işe gidilmez ki arkadaş.. Oturursun bi kahve içersin, açarsın güzel bi müzik keyif yaparsın.. Ben sanırım yaklaşık bi yarım saat bunları düşündüm. Kahvaltı yapmamaya karar verdim. Kibrit kutusundan daha küçük beyaz peynir, iki tane zeytin ve bir parça da helva yiyip masadan kalktım.. Akşam eve geldim yine yemek yemedim.. 

     Artık düşünmeye başladım ben bu işi... Ben yalnızlığı gerçekten istiyo muyum yoksa yalnızlığa özeniyo muyum ? Geçenlerde başımdan bi olay geçti.. Ben biraz üzüldüm tamam itiraf ediyorum çok üzüldüm :)  Ama üzülmemin nedenini bilmiyorum.. Neden bu kadar tepki verdim anlamıyorum. Kendime cevap veremiyorum. Arkadaşım senin şu anda ki durumunda ben olsam sen benim ağzıma sıçardın diyo.. Hak veriyorum çocuğa.. Bu olayların üstüne bazı kız arkadaşlarım beni aradılar.. Baya bi konuştuk.. Artık benim hayatımda biri olsun istiyolar.. Ama ben gerçekten bunu istemiyorum.. Beni gerçekten tanıyanlar az çok ne demek istediğimi anlıyolar. Dışardan bi göz olarak bakanlar da işte sen kız bulamıyosun da bahane uyduruyosun diyolar.. Bu sözümün üstüne geçen yazımı okuyanlar bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diyecekler.. Ben de bu satırları yazarken öyle düşündüm ama durum aslında öyle değil gibi.. Ben biriyle birlikte olmak istersem bi şekilde peşinden koşarım, uğraşırım ama o kızda bi istek gelmedi.. Etraflıca düşündüm bu konuyu.. Yanılıyor muyum, kendimi kandırıyo olabilir miyim diye ama yanılmadığımı düşünüyorum.. Artık olaylara duygularımdan çok mantığımla yaklaşıyorum.. Doğru yolda hareket ettiğimden de emin gibiyim.. 

     Şu an ki zaman dilimi için değil bunu genel olarak söylüyorum.. Yalnız yaşamak istiyorum diyorum ama bunu kimseye anlatamıyorum :) Bazısı daha yaşın genç diyo bazısı sevgilin yok olsa  böyle demezsin diyo.. Ama ben hayatımı ikiye bölmek istemiyorum.. Mantıklı sebepler sunamam belki ama yalnızlık rahatlıktır diyorum.. Haa yalnız kalırsam açlıktan ölebilir miyim ? Geçen haftaki istatiksel analize göre evet ölebilirim... Yine de yalnızlık güzeldir.. Yine tek, hep tek...

*Not : Bu arada bu da 101. yazım.. 101 de tek bi sayı neresinden okursanız okuyun tek :p