İnce Ses İkilemde !

     
     Büyümek zor zanaat... Küçükken ohh rahat... Para kazanma derdi yok, sevgili derdi yok, yarın ne giysem acaba diye düşünmek yok, acaba kilo mu aldım diyet mi yapsam demek yok.. Yok yok yok ! Okula git, eve gel, git dışarda oyun oyna, dışarda oynamıyosan evde bilgisayardan oyna, annen zaten ne bulursa tıkar ağzına aç kalma sorunun yok... Okul da zaten herkes aynı elbiseyi giyiyo... O sıralar aklın fikrin oyun zaten sevgili olayı aklında yok...

     Fakat büyümeye başlayınca hayat kişinin üstüne bazı sorumluluklar yüklemeye başlıyo. Bu güzel bişey elbetteki... Hayata tutunmayı öğrenmek gerekiyo.. Paçasından yakalamalı... Yerlerde sürünsen de üstün başın param parça olsa da bırakmamalı... Beni öldürmeyen acı bana güç verir parolasıyla yola çıkmalı insan... 

     Az çok biliyosunuz işte beni... Hani bilmiyosanızda açın okuyun x tane post yazdık oraya... Okulu şu an için yarım dönem uzatmış insan evladıyım... Seneye bu zamanlar makine mühendisi yada ona benzer bişi yazan bi diploma verecekler bana.. Ee napayım ben bunu rulo yapıp.. Töbee töbee yaaaa !!! Vakti zamanında her şeyi iyi tartıp düşünemedik. Sayısal iyi dedik, güzel meslekler var dedik seçtik... Neyse bi hata ettik bu üniversiteye de geldik... Hadi bi bok daha yedik, birinci sınıfın sonunda ben üniversiteyi bırakacam diyip bırakmadık. Götümüzdeki kıllara kadar ağartarak dördüncü sınıfa geldik... Ee geldik de ne oldu yani ? 

     Bölüme ilk girdiğim sene şöyle olursa şöyle olur, bu seçmeli dersi alırsam şu işleri yaparım... Şu dersler tam benlik kesin almalıyım diye düşünmüştüm. İlginç bi şekilde her şey yolunda gitti ki, bu benim hayatımda olağan bişey değildir. İstediğim şeylerin önüne genelde hep bi engel çıkar. Olacağı varsa olmaz, olursa da sorunlu olur... İstediğim bütün dersleri aldım okuldan. Tasarladığım iş için gereken tüm dersleri öğrendim. Ama bu sene mühendislik beni sarmamaya başladı. Derslerimi büyük zevkle dinliyorum. Çünkü o dersleri öğrenmek istiyorum. Ama bir yanım da kalk git diyo... Ben bişeyler hesaplayacak, bişeyler çizecek, hatayı bulacak, nasıl tamir edileceğini düşünecek biri değilim... Yaparım elimden geldiğince ama içimden gelerek yapmam... 

     Her zaman kocaman bi işyerim olsun diye hayal ederdim. Orada oturayım, çalışayım, bişeyleri düzenleyeyim, işleri yoluna koyayım, toplantılarım olsun ne bileyim işte... Böyle şeyler hayal ederdim... Ben aslında yönetici olmak istiyodum.. İşin özü bu yani... Bu sene aldığım bi karar doğrultusunda yeniden bir üniversite okumaya karar verdim. Hatta babamdan onay alsam, bu sene okulu bile bırakabilirdim. Fakat önce mühendislik diploması istedi... Sonra ikinci üniversite için askerlik falan gerekiyomuş dediler. Kılavuzda mı ne öyle yazıyomuş... Ondan da vazgeçtim... Ne yapayım ne yapayım derken... İşletmeden yüksek lisans yapmak aklıma geldi... Koşa koşa gittim ales'e girdim... Puanım iyi geldi ama tekrar girmem gerek çünkü diploma notum pek iç açıcı olmayacak ee bi de kpds, üds falan onlardan da iyi bişi çıkmaz sanırım... Yönetim ve organizasyon için yüksek lisan sanırım sadece Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde var... Yani her şey yolunda giderse seneye bu zamanlar size Eskişehir'den bildiriyor olacam...

     Ee bundan bize ne demeyin.. Çünkü benim aklım acayip şekilde karışık... Yardıma ihtiyacım var... Arkadaşlarımın ve çevremdeki insanların hepsinin bana güveni tam... Böyle bi işin bana göre olduğunu söylüyolar. Yapabileceğimden benden daha fazla eminler.. Ama ben yumurta kapıya yaklaştıkça daha da korkuyorum.. İçimdeki "not" eki günden güne daha da gözüme büyüyo.. Ya yapamazsam diye yusuflamaya başladım... Daha yüzüm tam olarak oturmadı, hala çocuksu... Kim bana yönetici diye iş versin! Şu an ki yaptığımız işten dolayı işleri düzene sokmayı, nasıl ilerleyeceği hakkında yorum yapmayı, biraz ileri görüşlü olmayı biliyorum diyebilirim. Bazı kişiler için benim okumam bile çok saçma... Evin tek çocuğu olduğum için bütün işler ilerde bana kalacak diye liseden sonra tam olarak işlerle ilgilenmem gerektiğini düşündüler... Ama ben istemiyorum işte... Yaptığımız iş küçümsenecek bişey değil, şu an iyi bi noktadayız. Ama benim hedeflerim daha büyük... Ben o hedefler için yeterince büyük müyüm ? O daha da büyük bi soru işareti... 

     Arkadaşlarımın neredeyse hepsi benim bi yerde yöneticilik yapacağımdan nerdeyse adları kadar eminler... Ama ben değilim işte... Bana pollyannacılık oynamayın nolur... Biraz bişeyleri yüzüme vurun benim.. Yapamazsın deyin... Sen de şu özellik yok deyin... Kendimi bir buz dağı gibi görmeye başladım... Ben bakınca sadece suyun üstündeki kısmını görüyorum. Ama onlar bakınca suyun altını da görüyolar... Ve ben her seferinde ya buz dağı erirse diyorum !

|̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]

Ali... Burda ! Ayşe.. Burda ! İnce.. İncee... Ben Aslında Yokum ! (MiM)


     En son süper ötesi bi mim yazmıştım. Röpörtaj kıvamında.. Ahh ahh ne mim'di bee :p (Bkz: O mim ) Yıllardır mim yazmamıştım biliyosunuz.. İki hafta falan oldu düşünün ne kadar uzun bi süre... Bi baktım Laliş bana teeee Toronto'dan mim fişeklemiş.. Geç olsun güç olmasın dedim. Çekirdeğimi son tanesine kadar çitledim. Dudaklarımda sanki bi şişlik hissi var.. Ama pes etmedim yazıyorum efenim... Mim'imizin konusu ;
    
     Biz neden bu dünyaya geliyoruz? Niye bir varız, bir yokuz?

     Sene bin dokuzyüz bilmem kaç ben ortaokuldayım... Sizde hatırlarsınız ekosistem falan vardı. Böyle piramit falan çizerdi hoca tahtaya... En altta ot, börtü, böcek üstte fare, yılan, kartal falan filan... Hayat bi döngü yani.. Zincirin bozulmaması için biz de arada bi halkayız... Bir bitkiden, bir hayvandan ne farkımız var peki ? Bazılarının farkı yok elbetteki, bazılarını görünce hayvana kurban olasım geliyor... Onları ayrı sınıflayalım... Düşünme, karar verme, akıl bunların hepsi hayvanlarda da var merak etmeyin... Ben düşünüyorum, kendi kararlarımı veriyorum demeyin hiç... Hayvanlar bizden daha iyi bu konuda emin olun ! İnsanlar sadece bütün yeteneklerini bir arada uyum içinde kullanabiliyolar... Aklıma gelen en basit cevap bu... Dini bilgim sıfır, sıfır olmasa bile dinen bu olayı anlatan olursa okurum ama ne kadarına inanırım allah bilir. Burdan ateist olduğum çıkmasın :)

     Niye bir varız bir yokuz ? 

     Dönem dönem elbetteki sıkıntılarımız, acılarımız oluyo. Psikolojimiz ister istemez bu durumdan etkileniyo... Gençlik dönemlerimizde bir var oluruz, bir yok oluruz. Aşk acısı çekiyosak yaşamak sadece nefes almaktan ibarettir... Hayatımda o olmadıktan sonra benim var olmamın ne önemi var ! gibi o an çok anlamlı gelen bi cümle kurarız.. İşte o an yokuz !

     Ee tabi her zaman da ağlamıyoruz, üzülmüyoruz... Best of 32 diş günlerimiz de var ! Bana baktı biliyomusun ayy çok tatlıydı ! Olum kız bana ayar oldu ayaarrrr şşşşşş ;) Gel de şimdi yok ol hadi...

     Birini seviyorsanız ve onun yanındaysanız, pili çıkarılmış saat olmak istersiniz...

     Birini seviyorsanız ve onunla yanyana değilseniz, akrep ile yelkovan olmak istersiniz...

     Birini seviyorsanız ve karşılık alamıyorsanız, bir var olursunuz bir yok...

*Not: Laliş sen çok Sertap Erener dinliyosun :) |̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅]

Vize Mi !


     Geçen yazıma başlarken bahsetmiştim hatırlarsanız, başka bir şey yazacaktım diye... Biliyorum merakınızdan öldünüz ne yazacaktı acaba diye... Herkesin bildiği basit bi konu aslında... İki kelime de ben söyleyeyim istedim... Aslında bi gün daha beklediğim iyi olmuş, daha fazla tepki görme imkanım oldu, sebepsiz bi tutuşma, ateşlenme gördüm kızlarımızda... Artık dikkat çekmek için mi , yoksa laf olsun torba dolsun diye mi bilemiyorum...

     Biliyorsunuz Ukrayna ile Türkiye arasında vizenin kalkması gündeme geldi. Hala vize kalkmış değil yani.. Ama kalkması için çalışmalar başladı sadece... Yani hadi ben bilet alayım da akşam yemeğini Ukrayna'da yiyeyim deseniz, gidemezsiniz... Fakat gelin görün ki, iki gün önce sınavdan çıkmış yorgun bir öğrenci olarak tivit dırt' ımı açtığımda milyonlarca isyan yazısı gördüm. Hani sabahtan beri üniversitedeyim olaydan haberim de yok. Ama Ukrayna, kızlar, erkekler... Allah allah diyorum noluyo böyle Ukrayna'lı bir kafile Türkiye'ye mi geldi ? Hemen google abi ye sordum, abi durum nedir noluyo diye... İncem sesim hadi erkeklere gün doğdu Ukrayna'ya vize kalkıyo demez mi... Dur bi de facebook'u açayım orda durum ne diye baktım bakmaz olaydım... Aynı durum orda da var. Kızlar Ukrayna' ya saldırıyo resmen...

    Sonra şöyle bi durdum düşündüm bu kızlar niye böyle bi panik ortamı yarattı diye... Çok ciddi olarak söylüyorum aklıma hiç bi şey gelmedi... Yani erkeklerin hiç işi gücü yok.. Taa burdan kalkacaklar, gidecekler Ukrayna'ya... Ordaki kızlarla birlikte olup gelecekler... Bu mudur yani ? Tek kelimeyle saçmalık ya... Vizenin kalkması iyi bişey tabi ki... İnsanın rahat rahat başka ülkelere girip çıkması güzel olur. Tatil olur başka bişey olur,  sevgilini,eşini dostunu alır gidersin... Eğlenir gelirsin... Ama kızlar resmen bu olayı " Kanka hadi gel bu akşam dışarı çıkıp takılalım" a dönüştürdüler. Yok erkekler elimizden gitti de yok daha bize bakmazlarda... Zaten  Ukrayna'lı kızlar da açmış bekliyodu.. Töbe yaleppim ya :)

     Efendim, üşenmedim kalktım sizin için araştırdım. Mali analiz yaptım sizin için... İstanbul'dan Ukrayna'ya uçak bileti 2 kişi ( tek başına bi erkek gitmez oralara ) gidiş-dönüş 1097,23 TL ( Net ) En az bi hafta orada kalırlar, yerler, içerler eğlenirler, gezerler, tozarlar... 2500 TL ! Kişi başı 1250 TL harcanıyor ve ve ve... Gittiğine değecek mi o da var. Riskli bi iş sonuçta.. Şimdi sorarım size bir Türk erkeği bu riski göze alıp, bu parayı harcamayı düşünür mü ?

     Gelelim panik ortamının yaratılmasındaki fiziksel özelliklere... Tamam allah var kızlar güzel hani :) Ama Ukrayna' ya vize kalktı diye sevinen erkeklerin niyetini az çok biliyosunuz... Erkekler elden kaçtı diye üzülüyosanız yazık yani... Size gerçekten acırım... Ayrıca bi de şu var... Neden kendinizi onlarla kıyaslıyosunuz... Ne bu çekememezlik... Ülkemizde onlardan daha güzel kızlar yok mu ? Elbette var... Kendinize bakın azcık.. Ne bulursanız homidi gırtlak yiyosunuz, oturuyosunuz ! Tamam yemeyin demiyorum, yiyin için spor yapın ! Ama yok ben yiyip, içiyim oturayım... Yok öyle ! Çirkin kadın yoktur bakımsız kadın vardır diyen boşuna dememiş sonuçta... İğneyi bi kendinize batırın, çuvaldızı başkasına batırın ! Lanet olsun tamam getirin bana batırın :)
 
   Bu olayın yaşandığı gün geçen post'umda bahsettiğim Sevgili Miyuki bi yazı yazdı... Genç kızın çeyizi hakkında... Efendim bu post'u okuyun. ( Bkz: Post ) Biraz dalga, biraz şaka ama gerçekten doğru bi tespit. Burdan kendisine teşekkürlerimi sunuyorum efendim.. Başarılı bi iş çıkardı... Günümüze uygun çeyizler bekliyoruz artık... Güncelleyin sandıkları hadi bakalım !

     Ortada ben güzelim, ben en iyisiyim, en mükemmel benim diye gezinen kızlarımızın bu denli tutuşmasına gerçekten anlam veremedim. Bütün yazılanların bir şakadan ibaret olduğunu düşünüyorum (!) Hani bazı çekemeynlerde hiç umrunda değilmiş yazıları yazdı, gözümden kaçtı sanmayın ;) 

     Laf aramızda merak etmeyin, kimse sizi bırakıp gitmez... Erkeğinizi elinizde tutamıyosanız önce kendinize sorular sorun... Yanlış seçimler yapıp sonuçlarını bütün erkeklere mal etmeyin... Yaa o değilde ;

     Bi yanık kokusu mu var !

Çok Önemli Açıklama !


     Aslında bugünkü post için başka planlarım vardı ama dün gece yaşanan olaylar, bana yazılan mentionlar sonrası acil olarak bi kendimi temize çıkarma yazısı yazmam gerektiğini düşündüm...

     Dün tivit dırt'ta twitburc kod adlı astroloğumuz yükselen burçlar hakkında yardımcı olacağını söyledi. Söyledi söylemesine de hani ben bi türlü yardım göremedim. Sırayla açıklar dedim ama yok valla... Tam olarak dört kere bilgilerimi yazdım gönderdim. Beşinciyi de yazdım da lanet olsun dedim göndermedim.. Bi türlü geridönüş olmadı. İnceledim biraz 3 dk. içerisinde geri dönüş yaptı çoğu kişiye... Kadın erkek eşitliği istiyoruz arkadaşım ne bu ! Hep hemcinslerine cevap yazdı... Senin derdin neydi o kadar demeyin efendim... Ben iki farklı sitede iki farklı yükselen burçla karşılaşmış bi insanım. Gerçekten bilmek istiyorum... Konu bu değil tabi... 

     Bu tivitler sırasında Leah ve Miyuki'yle de tivitleşiyoruz. Miyuki benim siteye iki de bir yanlış diyo.. Artık para mı alıyo kendi baktığı siteden ne yapıyo bilemiyorum... Bi baktım bi tivit geldi Miyuki'den...Tabi ben bi şok kaldım böyle....

     " Bir de bazen düşünüyorum ki bis hani kadınmışsın da erkeğim diye bizi kekliyomuşun "   (Adı geçen bis ben oluyorum)

Nerden çıktı bu falan derken ben işin aslını merak ediyorum cevap geliyor...
     " Fal - alışveriş - kadın kıvraklığında zeka ki pek çok erkekte olmaz :D " 

Kadın kıvraklığındaki zeka daha fazla ezilmiyim diye söylenmişmiş yalan yani orda yazdığına bakmayın :)

     Gecenin ilerleyen saatlerinde tinkerim ekolim katılıyor tivit dırt'a...  O da demesin mi aslında bende bi ara öyle düşünmüştüm.Çok kibar buldum seni... Ben yıkılıyorum tabi.. Böyle başımdan aşşağı dökülen  kaynar sular falan... Leah konuşmanın içinde diye ben 3 kişi benim kadın olduğumu sanıyor diyorum... Leah'nin iki tivitinden biri ben demedim ben demedim.. Beni saymayın.. Çırpınıyor kendini kurtarmak için... Amma ve lakin elimizde net iki kişi var !

     Bi durdum bi kendime geldim... Bi geçmişte yazdıklarıma bakayım ben nerde hata yaptımda böyle düşünceler ortaya çıktı diye... Oturdum bütün yazılarımı tek tek inceledim... Bu yanlıgıya düşürebilecek bi kaç post buldum ama onların da içeriğinden net bi şekilde benim erkek olduğum anlaşılabiliyo :)  Şurda reklam olmasın diye ismimizi, resmimizi koymadık diye yapılacak şey miydi bu şimdi...

     Saçlarımdan bahsetmişim günün birinde... Bakmayalım mı yani.. Mat mı dursun.. Pambık gibi olmasın mı... Mis gibi kokmasın mı ! Saçımıza başımıza soğuk duş etkisi yaratan, kışın kullandığımızda götümüzü donduran saç kremi aldık diye hata mı ettik !

     Bir diğer konumuz benim alışveriş merakım... Erkekler alışveriş yapmayı sevmezmiş... Size zibilyar kere diyorum ki genelleme yapmayın.. Bakın sonunda karışıklık oluyo böyle... Seven birileri var elbet... Tabi ki alışveriş yapmaya gittiğim zaman 5 mağazada gezcem, 10 mağazada gezcem... En güzelini, en iyisini, bana yakışanını bulcam... Giyinmeyi seviyorum arkadaş ne var bunda yani... Yeni bişey almak hoşuma gidiyo... Nasıl bayramda çocuklara kıyafet alınca sevinirler, bende öyle seviniyorum.. Mutlu oluyorum... Güzel şeyler giyinince kendime bi güven geliyo... İlla bayramda alınınca mı sevinmek lazım... Benim için hergün bayram... Deliye hergün bayram sonuçta :) Yeri gelince alışveriş yapmayı seven erkek aranır (!)

     Son konumuz fal... Ben günlük,aylık, yıllk burcunu okuyan biriyim... Merak ediyorum.. Okumak hoşuma gidiyo.. Bazen yazanlar dikkatimi çekiyo ona göre hareket ediyorum... Ha kahve falıdır, tarot falıdır, cart falıdır, curt falıdır inanmam ! Ama baktırmaya bayılırım... Kahve falına arada sırada gerçekten iyi bakanlar çıkıyo, onlara bişey diyemicem saygılarımı sunuyorum :)

     Başımdan geçen olayları falan da yazdım hanii... Erkek olduğum bariz bi şekilde ortada diye düşünüyorum... Merak ediyorum şimdi.. Acaba zamanında veya halaa sizin aranızdan da benim kadın olduğumu ama kendimi erkek gibi gösterdiğimi düşünen var mı ? Varsa nedenleriyle birlikte mutlaka yorum yazsın... Her türlü dilek, şikayet ve istekleriniz için birinceses@gmail.com adresine mail atabilirsiniz. Benim hakkımdaki düşüncelerinizide belirtirseniz mutlu olurum. Yanlış yaptığım şeyler varsa bilmek isterim... Son olarak ;

     Bir kadın koluna bacağına nasıl sim süreceğini bilmiyorsa bu kendi eksikliğidir ! Sen nerden biliyosun sorusunu sorma hakkı yoktur ! ;)

Aynısı Değil İşte !


     Cep telefonlarımız var ya hani şu cebimizde çantamızda duran, üstünde numaralar falan var. Mesaj çeker, birilerini ararız, yeri gelir kulağımıza, elimize yapışıkmış gibi yaşarız onunla... Farkında mısınız bilmiyorum ama cep telefonları vazgeçemediğimiz bi şey...

     En mutlu anlarımızı onun o küçücük kamerasından çektiğimiz fotoğraflarla, videolarla ölümsüzleştiririz. Annemizden, babamızdan çok görürüz, sevgilimizden daha çok ona dokunuruz. En güzel haberleri de en kötü haberleri de o getirir bize.. Bazen çalsın diye onu bekleriz... O an hayatta istediğimiz en önemli şey onun tepki vermesini beklemektir. Yalnız olduğumuzu düşündüğümüz anlarda, takarız kulaklığını kulağımıza ya açar radyosunu dinleriz yada kendi yüklediğimiz müzikleri... Bazen o kadar çok çalar ki bıkarız artık... Ne kadar bıksak da usansak da ondan vazgeçemeyiz... Sevmediğimiz, istemediğimiz bi ortamda olduğumuz zaman en büyük kurtarıcımızdır o bizim... Hemen çıkarır elimizde oynamaya başlarız. Ya boş boş menüleri gezer, ya mesajlara girer yada oyun oynarız... Ama her seferinde de sanki çok öenmli bişey yapıyomuş izlenimi veririz çevremize...Yeni bi cep telefonu aldığımızda hemen çıkarır masaya koyarız. Koyacak bi masa yoksa nolur çalsın diye dua ederiz. Hiç olmadı kolumuzda saat olmasına rağmen çıkarır saate bakarız. Küçükken sarılıp yattığımız küçük ayımızın yerini almıştır. Yatağa girdiğimizde bile elimizdedir bırakmayız...

     Bütün sırlarımızı o bilir... Bütün aşklarımızı, kavgalarımızı, heyecanımızı, hüznümüzü... Saklar içinde taa ki siz istemeyene kadar yada hafızanız yeter artık diyene kadar... Çoğu kişi cep telefonu haberleşme aracıdır siz oyuncağa çevirdiniz der durur. Çoğu kişinin ailesi yeter şu telefonla oynadığın diye kızmıştır... O aslında bir telefon olmaktan çıkmıştır bazılarımız için... O başka bişeydir... O bizim bi parçamız gibidir aslında... Söylemek isteyip de söyleyemediğimiz şeyler vardır. Yazmak daha kolay gelir... Bazen yazmamıza rağmen gönderemeyiz... Elimiz hazırda bekler sadece dokunmamız gerekir ama belki onu da yapamayız. Kimseye söylemeyiz o yazdığımızı sadece o bilir... Bi o kadar da nanköndür kendisi... Bi kere göndere bastın mı geri dönüşü yoktur...  Biz de bir anlık olan cesaretin devamını getirir o...

      Ben onunla genç oldum... Beş sene önce tanıştım onunla... Ondan önce de cep telefonum vardı ama bu başkaydı... O benim ilk kameralı cep telefonumdu. İlk mp3 çalan telefonum O'ydu... Otobüse bindiğimde, yolda tek başıma yürüdüğümde bana ses veren tek şey O'ydu... Yemek yerken bile elimden düşürmediğim, mesaj çekmekten her seferinde babamdan azar işittiğim, sabahları hadi kalk okula gideceksin diyen arkadaşımdı O benim... Zaman zaman çalsın diye yalvarsamda, zaman zaman sus be kadın! desem de bir gün bile tepki vermezdi... 10 dk.sı 1 kontör olduğu zamanlarda, 15-20 sn de konuşacağım şeyi " hakkımız kullanmalıyız ! " diye uzattığım, önceleri 5000 sonra 10000 mesajın sınırlarını zorladığım sırdaşımdı... Geceleri göz kapaklarımın daha fazla dayanamadığı zamanlarda küçük ayım olan cep telefonumdu o benim...

     Ama artık o yok... Her bozulduğunda yaptırmak için tonla para verdiğim, tamirine harcadığım parayla nerdeyse yeni bi telefon alabileceğim o telefon beni bu kez yarı yolda bıraktı. Geçen sene yenisini alınca diğer hattımı ona takıp az kullanmaya başlamıştım, yorulmasın diye... Demek buraya kadar dayanabiliyomuş... Aynı model, aynı renk telefon babamda da var. Üzüldüğümü görünce onu bana verdi. Babama göre aynısıydı... Hatta çoğu kişiye göre bile aynısı... Sonuçta rengine kadar aynı olan bi telefon... Ama değil işte...Aynısı değil !

Siz Hiç Trene Bindiniz Mi !

     
     Bazı şeyler vardır ya hani... Aslında sevmezsiniz. Belki de sevmediğinizi kendinize kabullendirmek istersiniz. Ama hep bi şekilde yanınızda olsun istersiniz... Belki unutmak istersiniz... Bitsin artık, bana ne ki dersiniz. Ama ne ondan kendinizi alabilirsiniz ne ondan kendinizi almak istersiniz... Aslında istersiniz de  olmaz işte bir türlü... Ondan kaçtıkça daha da yakınlaşırsınız... Farkındasınızdır her şeyin, her zorluğun her acının... Acı çektiğinizi görmek hoşunuza gitmez ama kendinizi alamazsınız... Sadist mi oldum diye düşünmeye başlarsınız. Ama hala bir eliniz onun üstündedir. Hala onu ararsınız. İçinizdeki şey ne kadar git dese de kendinize söz geçirmezsiniz. Siz çok çabalarsınız bişeyler değişsin diye ama hiç bişey değişmez. Her şey rutin olarak devam eder. Çünkü bu tek başınıza yapabileceğiniz bi şey değildir. Kendinizi kandırırsınız aslında.. Bu tek başınıza değiştirebileceğiniz bi şeydir. Nedendir bilinmez ama insanlar ne hatalarını kabullenirler ne yenilgilerini... Bilmezler ki her hata, her yenilgi sonuca ulaşmak için atılmış bir adımdır.Bir tren gibidir hayat, siz isteseniz de istemeseniz de yolunda ilerler. Yeri gelir makinist olursunuz, yeri gelir yolcu, yeri gelir trene el sallayan arkadaki son kişi... Bazen kendinizi makinist olarak görürsünüz ama tren hareket etmeye başladımı birden yolcu olduğunuzun farkına varırsınız... Yüzünüzde belki hafif bir tebessüm olur, belki gözlerinizden akan iki damla yaşın izleri... Gözyaşlarınızı silmek istediğinizde bir elinizin havada sağa sola gittiğinin farkına varırsınız istemeden... Tren bu çizilmiş bir yolda ilerler... Günü gelir rayını değiştirir... İstediğiniz yerde durdurabilirsiniz belki ama istasyon olmadıktan sonra ne fayda...

     Her şehirde bir istanyon vardır ve her istasyondan bir tren geçer. Ve her geçen trene el sallayan biri elbet bulunur...


İmkansız Bir Aşk Hikayesi ! ( Vol 4 )


Okumamış-merak eden-tekrar okumak isteyen ? Vol 1  Vol 2 Vol 3

     Tatilde fırsat buldukça otelin bilgisayarından msn'e, facebooka girdim. O, bi ileti paylaşmıştı facebooktan... Ben de yorum yazmıştım. Ertesi gün baktığımda yorum silinmişti. Galiba çok belli ettim bi sorun oldu diye düşünmeye başladım. Mesaj atamadım yine... Ne telefondan ne facebooktan... Tatilin son günü msn den konuştuk. Ne zaman geliyorsun ne yapıyorsun diye… Yorumu niye sildiğini sordum, belli belirsiz bişeyler söyledi ama alamadım bi türlü istediğim cevabı...Eve geldiği gün msn'e girdi... Konuştuk biraz havadan sudan... Ama ben hala o cevabı istiyordum.Tekrar sordum...

     Yorumu kim sildirdi ? Kimse sildirmedi ben sildim problem olsun istemedim. Kim problem çıkaracak ki ? Görüştüğüm insan...Sevgilin !

     Hani çok kızarsınız etrafı dağıtmak istersiniz ya, o ekranı kaldırıp fırlatmak istedim… 2-3 dk. Hiç bir şey yazamadım… Orada mısın dedi… Hiç bozuntuya vermedim. Çok mutlu olmuş gibi davrandım. Çocuk kimdir necidir diye sordum… Sordum sordum ama siz bir de gelin bana sorun… Bir aydır falan görüşüyoruz dedi… Ben tatile başladığım ilk gün çıkmaya başlamışlar…

     Her yoruma atlıyorum, bilip bilmeden, seni de zorda bıraktım özür dilerim. Böyle yaparsan kızarım ama sana. Kız kız.. Daha bana kızacak çok kişi var. Kim sana niye kızsın ki ? Boşver kızacak çok kişi var...

     Niye kıszını var mı... Herkes benim bişeyler yapmamı beklerken, ben sevgilisi varmış dersem kızarlar tabi...  Ama gel de bunu anlat... Geç kalmanın acı sonu böyle oluyor işte !

     Arada sırada yine konuştum msn den… Yaklaşık 1 yıldır belki de daha fazla konuşmadık hiç… O artık daha da farklılaştı. İstanbul O’na yaradı… Gün geçtikçe daha da güzelleşti… Kendini geliştirdi. Bir yanı kadın bir yanı çocuk bir görüntüsü var. Takıldığı ortamlar değişti… Arkadaş çevresi genişledi… Sevgilisinin olmamasının imkansız bir hal aldığı bir durumda… Hani derler ya " O, sana sümüğünü bile atmaz! " öyle bişi işte :) Bu saatten sonra ben istermiyim ? Geçmiş, geçmişte kalmıştır....

     Peki ya ben ?

      Üniversiteden beklediğimi alamadım biliyosunuz. Çok şey mi kaybettim ? Evet kaybettim kimse bana pollyannacılık oynamasın... Ben dört sene üniversitede ne yaptım peki ? Ben dört sene internete girdim. Kimisine göre boşa zaman kaybettim. Bana göre burada yapabileceğimin en iyisini yaptım. İnternetten en az 200 kişi tanıdım. Yeri geldi yüceltildim, yeri geldi aşağılandım. Yeri geldi konuştum, yeri geldi konuşturdum. Peki ben hiç mi bişe öğrenmedim, hiç mi bişe eklemedim. Öğrendim, öğrettim, öğreniyorum ! Uzun süre internette kalmam, aynı anda 7-8 kişiyle msn de görüşmem bir hiçmiş gibi geldi çoğu insana... Ama nedense ben internette çok şey öğrendim... Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı derler ya hani... Gezemiyosan okuyacaksın... Buralarda öğrenemeyeceğim çok şey öğrendim. Belki uygulayamadım ama öğrendim...

     Peki bu ne işe yarar ? Açıkcası bilmiyorum. Gözü kapalı bi çok şey yapabilirim, yorumlayabilirim... Bazı olayların, bazı yazıların nasıl bi yol izleyeceğini bilebilirim belki... Kimle, nasıl, ne zaman, ne türlü konuşacağımı da bilebilirim belki... Belki de sadece bildiğimi sanıyorum :)

     Ben hep yazı bekledim... Geçen yazı beklediğim kadar hiç bi yazı beklemedim. Siz siz olun beklemeyin... Tekrar böyle bişi olsa bekler misin derseniz.... Galiba ben yine beklerim... Niye diye sormayın... Ben utangaç, ödlek, korkak herifin tekiyim...


     Ama yine de aşk tesadüfleri sever...

|̲̅̅●̲̅̅|̲̅̅=̲̅̅|̲̅̅●̲̅̅] Müzik setine tıklayınca çalmaya başlıyomuş :p

the end !

Ayna Ayna Söyle Bana !


     Efenim herkesin giyimle illa ki bi sorunu vardır.Özellikle kızlar sorun yaşar, yakıştı mı oldu mu basenlerim çıktı mı falan... Ama bu sorun erkeklerde de var. Kızlar kendini tek sanmasın. Erkekler modadan anlamaz üstlerine ne bulsalar geçirir çıkarlar falan demeyin. Haa böylesi erkekler daha çok prim yapıyo orasını anlamış değilim ama neyse işte :)
    Ben, bildiğiniz gibi zayıf ne biliyim işte ince uzun bi görüntüsü olan (çok uzun deil) nası anlatsam işte böyle çubuk makarnamsı gibi bişeyim... Biliyorum yani tipte iş yok... Hani kız olsam kendimle çıkmam :) Ama böyle giyime karşı aşırı bi istek var bende... Seviyorum yani giyinmeyi... Alışveriş yapmaya bayılıyorum... Normal bi erkek alışveriş yapmaktan nefret eder, ben saatlerce alışveriş yapabilirim. A-normal bi yapım var galiba...
    Süper giyineyim kızlar baktımı off yılan gibi çocuk, şşşş yavrum hepsi senin mi falan desinler de demiyorum. Aynaya baktım mı kendime düzgün görüneyim yeter yanii... İnsanın kendine değer vermesi gibi bişey bu benim için.Yaka paça bi yanda, saç kalk gidelim sakal yok la otur iki lafın belini kıralım demesin... Ama bi sorun var bende hissediyorum artık bunu...
     Güzel güzel kıyafetler almışım, hepsi üstüme tam oluyo, ayrı ayrı seçmiş hepsini, birbirine kombinlemişim... Üstüne üstlük bunları giymişim. Efenim aynaya bakıyorum... Son rütuşları tamamlıyorum... Tamam ya süper oldum valla yılan gibiyim diyorum... Yahu dur bi resim çekineyim ilerde torunlarıma gösteririm düşüncesiynen alıyorum 5 Mp cep telefonumu çekiyorum kendimi.... Bakıyorum cık olmamış diyorum.Bahaneyi telefona buluyorum... Gidip fotoğraf makinesini alıyorum... 15-20 tane resim çekiyorum.. .Yine bakıyorum yok arkadaş yok... Bakıyorum bakıyorum... Yok yani... Çektiğim resimler bi boka benzemiyo... Ha suç resimde mi hayır bende :) Konuda geçen boka benzemeyen şey aslında benim :)
     Ama anlamadığım bi konu var... Aynaya bakıyorum beğeniyorum, resim çekiyorum beğenmiyorum... Yahu ikisi de benim... Aynada da bi sorun yok... Peki sorun nerde ya ? Bilen duyan gören varsa bi beni bilgilendirin... Ben eğitime, bilgiye aç bi insanım... Ben kardelenim ya...

Elimi Sallasam Ellisi !

     Yepyeni bir videoyla karşınızdayım. Bir önceki post ta erkekler için faydalı bilgileri içeren bi video yayınlamış, deney sonucu hakkında kısa yorumlar yazmıştım. Vee bayan bloggerların duygu ve düşüncelerini istemiştim. Yorum yazan herkese teşekkürü bir borç bilirim.Borç yiğidin kamçısıdır. Ben de çok yiğit bi insanım ama borcu, harcı sevmem. Yorum yapanlara teşekkürlerimi sunuyorum.

     Biliyorsunuz ki ülkemizde kadın erkek eşitliği var.Pardon kadın ve erkek eşit haklara sahip... Buradan yola çıkarak bu videonun kız versiyonunu da yayınlamalıyım. Evet yapmalıyım.  Hatta yaptım olacak ! Yine aynı ekip çalışmış, çabalamış emek harcamış bizler için test edip onaylamışlar.

     Video hakkında ki yorumumu merak ediyorsanız ki kesin ediyorsunuzdur ;

     Bilindiği üzere Türkiye sınırları içinde yaşamaktayız.Biliyorum beni takip eden bi çok ülkeden insan var.Yani Kore den bile takip edenler var :) Ama çekim Türkiye sınırları içinde yapılmış. Yani bi kızın bi erkeğe gelip, tanışma cümlesinin kurmasının pek mümkün olmayacağı, hatta imkansız olacağı bi yaşam alanındayız. İnkar edecek bişe yok sonuçta herkes biliyo.. Önce erkeğin yaklaşması lazım(mış). Zaten bu kuralı kim çıkardıysa bi bulsam ! Sonra kadın erkek eşit diyosunuz. Nerde eşitlik nerde bu millet nerde bu devlet ! Aslında aradığımız kız şablonu budur efendim. Nasıl bi erkek bi kızdan hoşlanınca, yaklaşıyosa kız da aynısını yapmalı.Yükümüz hafiflemeli bu konuda. Yani en azından ben böyle düşünüyorum. Hani benden hoşlanan falan varsa burdan söyliyim :p Sonuç olarak,  böyle bişeyle ben karşılaşsam ben de hayır derim. Saf ve temiz duygularımla oynandığını düşünürüm. Sonra evet derim arkamdan laf çıkar... Şu çocuğa bi şaka yaptık hemen atladı salak falan derlerse katil falan olurum. Sonra arkadaşlarım bana temiz iç çamaşırı falan getirir. Niye insanlara boş yere eziyet edelim :) Haa bi de şu var... Elimi sallasam ellisi yani :p

     Neyse hadi izleyelim.. Çok süper cevaplar var...

video

Pardon! Bi Sn Bakarmısınız, Selam, Meraba.... Hepsi Çöpe !

     Vay arkadaş... !  Biz yıllardır uğraşalım. Emek sarfedelim.İlk cümleyi nasıl kuracaz diyelim. Zihnimizde zibilyar tane giriş cümlesi kurup, arasından sadece bir cümle seçmeye çalışalım.Bu kadar uğraş sonucunda o bir cümleyi bulamayalım. Elin oğlu bir tek cümlede işi halletsin. Arada ters tepenlerde oluyo o kadar da olur.Adam direk sonuca gidiyo helal olsun takdir ettim gerçekten. Şimdi aynı soruyu size sorulmuş farzedin ve gerçekten ne tepki vereceğiniz yazın.Yaa benim sevgilim var aşığım hastayım ölürürüm biterim ona hemen terslerim demeyin. Sevgiliniz olmadığını farzedin. Bi de gerçek cevap istiyorum haa ona göre.. Sadece o an neler düşünürsünüz onu merak ediyorum. Yoksa size kalsa hemen terslerim dersiniz, bok sürdürmeyeceksiniz ya!  İzleyelim  :)

Sen Sor Ben Söyleyeyim ! (MiM)


     Ta taaaa !!! Yine bir mim ve yine ben ve yine rakipsiz bonbon missbone ! İşim gücüm yok anca mim yazıyorum :p Neyse yine engin bilgi,duygu,düşünce ve daha sayamadığım bilimum şeye göre cevaplanması istenen sorular var... Güzel bi mim konusu... Herkes hazırsa başlıyoruz.Kemerlerinizi bağlayın.. Kaptan pilot Bir İnce Ses hayırlı yolculuklar diler !

-Dindarsınız ya da değilsiniz,inancınız var ya da yok , dinlerini yaşadığını söyleyen insanlarda en çok sizi iten şeyler ne ve neden ?

Bu bir soru değil başlı başına bir konu bence... Hayatımızın her anından örnekler verebileceğimiz, karşıt düşünceleri birbirine düşürmesi kuvvetle muhtemel bi konu... Burda beni iten değil de anlam veremediğim, bana göre mantıksız gelen ve haklı bi açıklama alamadığım konulara değinebilirim. Günlük karşılaştığımız olaylardan örnek vermek istiyorum... Alkolle başlayalım mesela...

Dindar veya dindar görünen insanların alkole haram diyip gerekçesinde ilk olarak "alkol vücuda zararlı Allah'ın bize verdiği emaneti korumuyoruz.Emanete hıyanet ediyoruz" derken gözümün içine baka baka püfür püfür sigara içmeleri... Ee onlar da haklı tabi ne de olsa akciğer kanseri,nefes darlığı, kalp hastalıkları falan sigaradan olmuyo... Allah'ın hikmeti işte...

İkinci olarak da içince kendini kaybediyosun beynin uyuşuyo kendinden geçiyosun gibi bi savunma yolu var. Şimdi bi insanın içkiyi içmesi vardır, bir de içkinin insanı içmesi vardır. Bugün canım sıkkın hadi içelim.. Ya sınav kötü hadi içelim, borcum var hadi içelim... Canım sıkılıyo hadi içelim... Dik şişeyi kafana ohh yarasın koçuma ! Ee sen böyle yaparsan tabiki sapıtırsın... Her şeyi tadında bırakırsan hiç bişi olmaz !

İkinci örneği kızlardan vercem.
Bakın genelleme yapmıyorum dikkatli okuyun! 
Efendim başı kapalı kızlarımız mevcut biliyorsunuz.Ve toplumumuz bu tür kızları görünce sanki sütten çıkmış ak kaşık sanıyolar.Son KPSS ve ALES'e girenler bilir biz nası arandık onlar nası arandı !Başı açık kızlar her haltı yer ama başı kapalı kızlar evden okula okuldan eve gelirler.Başı açık kızların erkek arkadaşları olur ama başı kapalı kızların eli erkek eline değmez.Çevrenize bakarsanız giyim tarzları bellidir çoğunun klasik standart bi giyimleri vardır.Bazıları biraz daha modernize etmiştir kendini.. Ama bazıları da var mübarek baş kapalı boyundan aşşağısı çarşamba pazarı ! Madem öyle giyinecektin başını niye kapıyosun ? Belli işte aile baskısı... Dinde zorlama yoktur diye biliyorum ama neyse artık o konuya hiç girmeyelim...

Üçüncü örneği de faizdir şans oyunudur o konudan vereyim.Şimdi bu düşünceye sahip insanlar şans oyunlarından gelen paranın,bankada faize yatırdıkları paranın haram olduklarını savunurlar.Ama gelin görün kiii borsa haram değildir derler.Sebebi de şudur : Borsaya para yatırdın mı şirkete ortak oluyosun paran orda çalışıyo... Yani her şeyin de kılıfı hazır Allah'a çok şükür :) Ben olaya şu açıdan bakıyorum... Sonuçta sokak arasında iddaya girmiyo insanlar... Milli piyango, sayısal loto, iddaa vs vs.. Bu işlemlerin devamı için bi çok insan çalışıyo.. Bi çok insan evine ekmek götürüyo... Madem borsada şirkete ortak oluyosun ordaki çalışan senin eklediğin paradan maaşını alıyo... Bu da aynı sistem... Kimse oynamasa nolacak adam işsiz kalacak... Haa bi de şu var şans eseri bi kere oynasa para çıksa hiç yok da demezler :)

Son bişi daha ekleyeyim... Şu kul hakkı olayına küçük bi değineyim bu soru çok uzadı... Her şeyden sonra helallik isteyip de işe gireceğiniz zaman torpil aramayın... İhaleye gireceğiniz zaman fesat karıştırmayın... Milletin gözü açık kör değil.. Ama bakmakla görmek meselesi işte ;)

Sabaha kadar konuşup, akşama kadar yazarım bu konuyu... Ama uzatmanın manası yok. Zaten illaki karşı çıkan olur :)

-Sizi siz yapan özelliklerinizden en belirgin olanı ne? 

Buna benim cevap vermem ne kadar doğru olur bilemem. Çünkü kimse yoğurdum ekşi demez. Arkadaşlarıma çevremdeki insanlara sormak lazım bunu. Yok illam da bi iki bişi söle ölümü ısır falan diyosanız da napim artık öveyim kendimi biraz tempra olayım :p
Yalan söylemeyi sevmem, kimsenin arkasından konuşmam, herkesi dinlerim,önyargılı davranmam,sır saklarım, içimde kötülük yok işte ya, temiz çocuğum :)

-Etrafınızdaki kişilere saygılı mısınız? Neyiniz insanlardan farklı ve ne konuda daha çok saygı bekliyorsunuz?

Elbetteki saygıyı hakedecek kişilere saygı gösteririm.İnsanlardan farklı bi yanım yok heralde.Yani bunu bana değil, beni tanıyanlara sorun.Ben kıyaslama yapamıyorum kendimle bi başkasını :) Bana ben olduğum için saygı duyulsun isterim.İlerde bi mevkim olursa o mevkiye diil...

-İnsan’ın sizdeki tanımı ne ? Karşınızdaki kişi de olmazsa olmaz dediğiniz özelikler neler ve neden sizin için önemli bunlar ?

İnsan'ın bendeki tanımı, bir kadının rahminde büyüyüp gelişen 7 ila 9 arasında bir gelişme evresi gösterip doğan memeli canlıdır :) Karşımdaki kişide olmazsa olmazım bi kere bana karşı düsürt olmalı.. Güvenmeliyim... Herkes hata yapar.. Ama yaptığı hatadan ders çıkarabilen kişi benim gözümde hatasız biridir.Sonuçta hayatı paylaşan insanlarız...

-Hayata bakışınızı paylaşır mısınız? Sürekli bir şeyler için hayatı suçluyor musunuz yoksa hayatta olması gerekenler bunlar ve olması gerekenler yaşanıyor mu diyorsunuz?

Çoğu insan gibi ben de yeri geldiğinde hay ben böyle hayatın diye başlayan cümleler kurarım :) Ama yaşadığımız hayatı düz bir yol olarak kabul edersek, o hayatın keskin virajlarını,köprülerini,alt ve üst geçitlerini, yol ayrımlarını biz belirleriz.Elbetteki yaşadığımız çevre ve ortam koşulları yaşamımıza etki edecektir bu kaçınılmaz bi durum.Dört mevsimin yaşandığı bir ülkedeyiz. Karlı,yağmurlu havalarda ki yol durumlarından bahsetmeme gerek yok sanırım.

-Savaşların asıl nedeni ne sizce? İnsanoğlu kendinde neyi yok etti ki zulüm denen illet yakasını bırakmıyor dünyanın?

Savaşların asıl nedeni güçtür.Bir devlet gücünü artırmak istediği zaman güçsüze saldırır.Toprağını genişletir,kaynaklarını artırır.Gücü artan bi devleti yıkmak da kolay değildir.Söz sahibi olmanın yolu burdan geçer.İnsanoğlu kendinde bi şeyi yok etmedi aslında... Sadece açgözlülük duygusu evrim geçirdi gelişti.Nefsine hakim olamıyor artık...

-Sizi en çok huzursuz eden eksikliğiniz ne ? Şunu da düzeltseydim daha huzurlu olurdum dediğiniz, gerçeğiniz, boşvermişliğiniz, gamsızlığınız?

Hayır diyememem... Kendimden çok karşımdakini, çevremdekileri düşünmem. Etrafımdakileri düşünmekten kendimi düşünemiyorum.Boşverdiğim hep kendim oluyorum

-Kalbinizin sesi mi mantığınızın sesi mi? Neden ?

Her zaman kalbimin sesini dinlemek istemişimdir ama mantığım bi türlü yakamı bırakmamıştır.Nedenini bir üst soruda cevapladım. Kendimi düşünmüyorum !

-Biri size bir kötülük yaptı ve biliyorsunuz ki yapılan şey bilinçliydi, tepkiniz nasıl olurdu? Susar mısınız yoksa aynı anda yüzüne vurur musunuz yapılanları? Kişilere davranışlarınızı neye göre belirliyorsunuz ?

Canı sağolsun işi gücü rast gelsin.Doğru olmayan adamın işi de doğru olmaz, evi de doğru olmaz. Yaptığı şey bilinçliyse ben ne söylesem de ona fayda etmez. Çünkü o, O'na göre doğrudur zaten. Konuşma tarzı,hitap şekli hal ve hareketleri tanımadığım biri için, O'na nası davranmam gerektiğinde en büyük yardımcımdır.

-Sizce, sabretmek nedir ve üzerinizde otorite kurmaya çalışan, sizin hakkınızı yiyen insanlara sabretmeli miyiz yoksa karşılık vermelimiyiz? Tepkimiz nasıl olmalı?

Sabretmek yeri gelir susmaktır, yeri gelir durmaktır, yeri gelir dinlemektir, yeri gelir doğru zamanı beklemektir. Hepimiz insanız sonuçta kimse kimseden üstün değil.Üzerimde ne otorite kurdururum, ne başkasına otorite kurarım.Ne hak yerim ne hakkımı yediririm.

-Bir konuşmada geçti ben böyle bir cümle kurdum:’’ Karşımdaki insan benim için değerli değilse söylediği cümlelerde değerli değildir, isterse hakkımda zanlarla kötü konuşsun hiç farketmez’’ Bunu söylememin nedeni de şu; biliyorum ki bu dünyada en zor şeylerden biri sizi anlamaya kapalı insanlara kendinizi ifade etmeye çalışmak ve birilerini memnun etmeye çalışmak..Peki siz nasıl düşünüyorsunuz bu konuda?

Büyük bölümüne katılıyorum.Karşımdaki insan benim için değerli değilse elbet bi bildiğim vardır ki ona değer vermiyorumdur.Ama ne kadar değersiz de olsa arada bi kurduğu cümleler hoşuma gidebilir. Bozuk bir saat bile günde iki kez doğruyu gösterir değil mi ama ;)
Tanımadığım bi ortama girersem sadece susar ve kişileri izlerim.Bir kişiyi konuşması ele verir zaten... Başka fikirlere kapalı olan bi insana asla ve asla laf anlatmam, ikna etmeye çalışmam.

-Hangi söz sizi rahatsız eder ve neden?

Senin niye bi sevgilin yok! Yok ulan işte yok :D Yılbaşında, üniversitedeki arkadaşlar bi parti düzenlemişler kafede. Benim de gelmemi istediler fakat gelin görün ki damsız almıyolarmış.Saolsunlar düşünüp çağırmışlar ama gelemem dedim. Kız bulamazmısın dediler.. Borç para mı oğlum bu nerden bulayım alla allla :D

-Başkasında kınayıp da sonra sizinde yaptığınız bir şey var mı? (isteğe bağlı paylaşmak)

Aklıma gelmiyor.Ama büyük ihtimalle yapmamışımdır.

Bir an kendimi röpörtaj yapılmış gibi hissettim... Güzel oluyomuş yahu :) Bi kaç kişi mim'leyelim bakalım

İmkansız Bir Aşk Hikayesi ! ( Vol 3 )


      Okumamış-merak eden-tekrar okumak isteyen ? Vol 1  Vol 2

      O günden sonra bir daha da göremedim ne O’nu ne Yağmur’u… Mahalleden taşınmıştık Yağmur’u hiç görmedim… Üniversiteyi kazanmış, 2.Sınıf olmuştum… Eylül falandı sanırım…Facebook’dan birisi beni eklemişti… Ekleyen Yağmur’du. Kabul ettiğim an arkadaşlarına baktım hemen O da var mı diye… Yoktu… Ama ben her Facebook’u açtığımda acaba eklemiş midir diye Yağmur’un profiline bakıyordum. Ekim ayıydı O’nun hesabını eklediğim gün… Ertesi gün kabul etti arkadaşlık isteğimi… Giyimi değişmişti resimlerinden belliydi.. Daha bir resmi giyinmişti sanki… Eski spor hali yok, biraz olgunlaşmış gibiydi… İstanbul’da okuyordu. Havadan sudan konuşuyorduk, o zamanlar neler yaptığımızı soruyorduk birbirimize… Ben dans kursuna gittiğimi söylemiştim... Süper yaa demişti… Sonunda birkaç gülücükle… Dans eden erkekler inanılmaz çekici oluyorlar, çok iyi yapmışsın diye bitirmişti cümlesini… Bu yoruma kayıtsız kalmam nerdeyse imkansızdı… Bu cümlesi bile içimdeki küller arasından bi kıvılcım çıkarmaya yetmişti…Aradan aylar geçti ve ben hala telefonunu isteyemedim.

13 Mayıs 2009… Saat tam 02.00

     Ben yine üniversiteden, bölümden, devam zorunluluğundan şikayet ediyorum. O bana  “ üzüldüğüm şey derse girmen değil, İstanbul’da okumaman “ diyor. İstanbul’u sevmiyorum çekici gelmiyor bana diyorum. O, sen gel, ben sevdiririm buraları sana diyor…

     İçimdeki o küller arasından çıkan kıvılcım artık küçük bi alev haline gelmişti… Sönmek üzere olan ateş yeniden alevlendi… Bir ay sonra yine msn de konuşuyoruz. Hastaydım o zamanlar, yazın sıcağında kütür kütür öksürüyordum. Bana bi ilaç ismi söyledi. Geceleri yatmadan önce sıcak suya biraz limon sık iç sabaha hiç bi şeyin kalmaz, ben yarın seni sorarım dedi. Fırsat bu fırsat telefonunu istedim… O’nunla tanıştıktan 5 sene sonra :)  Ama mesaj atmaya utanıyordum. Ne yapacağımı bilemiyordum… Sanırım bir gün de 100 kere slm, mrb, naber, napıyosun vs vs…yazıp gönderemiyordum.

     Okuduğumuz lise mezun yemeği veriyordu… Belki beraber gideriz diye düşünmeye başladım. O’na sordum beraber gider miyiz diye ? Kesin bir cevap almasam da olumlu olduğunu düşündüğüm bir şeyler söyledi bana… Yine hayallere daldım… Evinden alacaktım arabayla, çok şık giyinecektim. O’na ayak uyduracağım diye kendime ilk defa ceket bakmıştım. Her şey benim hesabıma göre çok iyi gidecekti… Arkadaşlarıma da söylemiştim bu kez… Aradan o kadar yıl geçip benim hiçbir şey yapamayışıma herkes şok olmuştu. Bazıları uzatma söyle dedi, ben telefondan msn den olmaz böyle şeyler diye söylemedim hiç… En azından belli et dediler… Nasıl yapacağımı bilmiyordum. Elime yüzüme bulaştırırım yapamam daha kötü olur diye düşünüyordum. Arkadaşlarımın da desteğiyle az çok belli ettim bir şeyleri yada ben öyle düşünüyordum… O yemeğe gidemedik… O sıralar İstanbul’da kalmak zorunda olduğunu söyledi… Peki dedim… Çok sıradan bir olay gibi… Aradan fazla zaman geçmedi arkadaşlarımla tatile gittim. Ben tatilden döndüğüm sıralarda O’da eve gelecekti… Artık ne olursa olsun söylemeliydim.


to be continued !

Vol 4

Gerçek Kesit (k) ! (MiM)

     Son yazdığım mim'in yorumları yeni yeni bitmişken bir mim daha gelmiş.Fakat öyle sıradan basit bi mim olmamış bu.Yazması gerçekten zor... Rakipsiz bonbon missbone göndermiş mim'i.Konusuna gelinceee :

"Bilgi Üniversitesi'nde tez olarak hazırlanıp hocalara sunulan porno olayı hakkında ne düşündüğünüz."
   
     Biliyorsunuz ki bu olay gündeme bomba gibi düştü.Çünkü ülkemizde bırakın böyle film çekilmesini, filmi izlemek bile büyük tepkiler alıyor.Eğer bu konu tartışılacaksa önce olaya hangi açıdan baktığımıza karar vermemiz gerekir. Önemli olan çekilen film mi yoksa filmin içeriği mi ? Çekilen film bi erkek ve bi kızın aşk hikayesi olsa sizde biliyosunuz ki kimse bişey demez, bu olaydan haberi olan kişi sayısı da 50'yi geçmezdi.Fakat şu durumda görülüyor ki film, film olduğu için değil porno film olduğu için tartışılıyor.Yani akademik olarak hiçbir değeri olmadığı savunuluyor.(Bana göre)
     
     Porno sektörünün ne kadar gelişmiş olduğunu söylememe gerek yok sanırım.Son zamanlar da ortaya çıkmış bişey değil sonuçta... Ve bazı filmler için harcanan paralar dudak uçuklatacak cinsten... Herkes olmasa bile bazı insanlar porno filmleri çekerken bunu bir sanat olarak görüyor.3-5 kişi kendini tatmin etsin ben de aldığım paraya bakayım demiyor.Sen de amma şey biliyomuşsun demeyin sakın...Bunu bilmek için harıl harıl araştırma yapmak gerekmiyor.Günlük kullandığınız haber kaynaklı sitelerde çok rahat ulaşabileceğiniz şeyler sonuçta... 

     Aşk filmi nedir ? Bir erkek vardır, bir kız vardır birbirlerini severler,küserler,ayrılırlar,barışırlar vs vs... Günlük hayatımızda milyonlarca örneği var.Sadece çevrenize bakmanız yeterli...Peki porno film nedir ? Yine bir kız ve bir erkek var. Ve bunların cinsel yaşamı... Bu çok abes bi durum mu sizce ? En basite indirgersem türümüzün devamlılığı için bi gerek sonuçta... Tabi hala leyleklere inanıyorsanız bilemicem.. Yani bu da günlük hayattan bi kesit değil mi ? Aşk filmi ile arasındaki fark sadece konusu... Polisiye filmler de var hayatımızda...

     Filmi çeken öğrenci insan hayatından bi örnek hazırlamış hepsi bu... Ama insanlarımız porno filmi uzaydan gelmiş bi yaratık gibi gördüğü için elbetteki karşı çıkacaklar.Karşı çıkanların  en az %50'si eminim ki ağzı açık film izleyenlerdendir.Özgürlük kısıtlanmış mıdır ? Bana göre kısıtlanmıştır.Kuralları bilmiyorum ama içerik hakkında detay verilmemişse karşı çıkılması bile saçma olur...

     Ayrıca filmin çekilmesinde katkıda bulunan kızı da tebrik etmek lazım. Ama bi de şöyle bi durum var... Film çekimi için kız değil erkek oyuncu bulmakta zorlanmışlar :) Bi terslik var ama çözemedim :p
  
     Sonuç olarak kısa bi özetlersem ;

Seksin hayatımızın bir parçası olduğu ve artık bunun insanların farkına varması, tabuların yıkılması gerektiği anlatılmak istenmiş ama engellenmiştir.

     Haa şimdi bu lafımın üstüne hadi gidip seks yapalım demeyin... Evlenin ondan sonra :p

Not: Yeri gelmişken diziye de bi iki bişi söliyim... İnsanlar ne kadar abarttı ya bu diziyi... Yok öyle değil de böyleymiş..Yok savaşmış kan dökmüş, müslümanlığı yaymış.. Ne biliyonuz ya başını mı tuttunuz. :) Adam harem kurmuş kendine harem... Güzelleri seçip ayırmışlar ne diyonuz siz :) Bi deli taş atmış, akıllılar da atmış...


Mim'i kimseye gönderemicem yazması zor geldi.İsteyen yazabilir :)

Bukalemun !


     Sınav haftasının ilk 5 gününü tamamlamış bulunmaktayım.Zorlu bi süreç olacağını bekliyodum fakat bu kadarını gerçekten tahmin etmiyodum.Günlerce tek bi sınava çalışıp yıkıma uğramak, hocaların hiç beklenmedik sorular sorması, sınav sorularındaki hatalar-eksikler... Hepsi üst üste çok kötü geldi... Doçent olmuş ama hala verdiği proje hakkında bilgisi olmayan ve benden bunu yapmamı bekleyen bi hoca.. Üstüne üstlük projeyi yapmam için bana bi ortak veren ve verdiği ortak hiç sevmediğim, hiç bişeyden anlamayan bir insan(!) kişisi... Sonuç : bitmeyen proje !

     Finaller çok büyük yıkım yaşattı... Bölümde bu sene bi değişiklik var.. Yani soru stilleri, yorumlar, puanlamalar her şey değişmiş... En güvendiğim sınavlar beni ortada bıraktı.. Gözü kapalı geçebileceğim sınavlar resmen gözümü kör etti bıraktı.. Ya labaratuar sınavında bile dağıldım resmen ya... Ya asistanların yaptığı bi sınavda bile tel tel döküldük... Ya hocalar sorsa kalsak umrumda olmaz ama ismail ya.. kel ismail kitledi bize resmen..

     Hiç düşünmüyo mu bunlar anlamadım ki... Ya bunlar 4.sınıf ne bileyim mezun olacaklar... Aptal saptal derslerden kalmasınlar... Hayata bi sene erken atılırlar... Belki evlenecek olan vardır :) Afdan gelenler var ne bileyim adamın çağası çoluğu var sonuçta... Ama yok illa bırakalım.Yarışma mı düzenlemişler napmışlar aralarında anlamadım ki... Kim daha çok öğrenci bırakacak falan..

     Zaten bugün ales'de açıklanmış.Şifrem yok sonucuma bakamıyorum.Yarın haftasonu şifre alamıcam.. Taa pazartesi gününe kadar beklemek zorundayım... Yine kötü şeyler üst üste gelmeye başladı. Önümde sınava gireceğim bir hafta daha var.Daha da zorlu sınavlar bekliyo beni... Bu kadar kötü şey üst üste gelince insanın içinden çalışmak da gelmiyo hiç.. Çalışsam olmuyo, çalışmasam olmuyo... Okul uzadı artık kesinleşti bu durum.. Bakalım ikinci dönem ne süprizlerle karşılaşcam...

     Bi insanın hayatı bu kadar mı karanlık olur... Kendimi bukalemun gibi hissetmeye başladım.Hatta öyleyim diyebilirim.İçimdeki enerji,çoşku,heyecan hepsi günden güne tükendi... Renkli bi insandım.. Belki de bana öyle geliyodu (?).. Karanlık bir şehirde renklerimi kaybettim... Bukalemun gibi üstünde durduğum şeyin rengini aldım belkide... Kim bilir !

İnceden İnceye (MiM)


Bu ara finallerden dolayı pek online olamıyorum.Biliyosunuz ki yılbaşı bile kutlamadım 3 gün sadece 1derse çalıştım. Muhtemelen kalcam o dersten.O kadar emek boşa gitti... Yılbaşında beni arayıp illam gel bişi olmaz diyen arkadaşlarıma hayır ders çalışacam siz takılın artık başka zamana dediğim için zibilyar kere pişmanım... Canım çok sıkkın, moralim çok bozuk... Afedersiniz eşşek gibi çalıştım ki hala da çalışıyorum... Ama artık yeter denecek bi noktadayım.. Neyse konu dışına çıkmayayım.. Sevgili celly mimlemiş beni.. Biraz kafam dağılsın diye mim'e cevap vereyim dedim.Sorulardan oluşan bi mim bu...

1.Kaç yaşındasınız ?  Şu gün şu saat itibariyle 22 hatta 22.5

2.İsminizin son harfi ne ? İki ismim var ama en çok kullandığım ismimin son harfi "N"

3.En sevdiğiniz renk ? Siyah severim ama mavi tonları da hoşuma gider

4.Kilonuz kaç ? 58 ( Biliyorum zayıfım )

5.Boyunuz kaç ? Resmi rakamlar 1.74'ü gösteriyor bazen 1.76 da çıkabiliyorum. 1.75 diyelim

6.Ailenizin kaçıncı çocuğusunuz ? Benim gibi bi insan tabiki 1. olur. Ayrıca bi tane olur tek olur...  Facebook'a adını yazarsın bi tane çıkar.İkinciyi bulamazsın... Dünyada bile eşi benzeri yoktur ;)

7.En sevdiğiniz şarkı ? Şimdi ben buraya hangisini yazayım.. Şimdi mala bağlamışım abidik gubidik bişe yazarım... Bi kaç tane örnek yazayım bari..

-Mustafa Ceceli - Tenlerin Seçimi - Bekle - Yağmur Ağlıyor
&Elvan -Eksik

-Sertap Erener - Bir Damla Gözlerinde

-Gökhan Tepe - Bir Kaç Beden Önceydi

-Duman - Senin Marşın- Helal Olsun

-İnna-10 Minutes

-Rihanna- Rehab ( Coke'n Music konserlerinde çalan maxi remix olan )

-Madcon - Beggin (Remix)

Daha fazla da yazabilirim ama yeter :)

Nerde kalmıştık heeh. 8

8.Sizce esmer mi sarışın mı ? Sarışının adı var esmerin tadı var diyenin bi bildiği vardır elbet ama ben sarışın böyle beyaz tenli seviyorum... Esmerler kusura bakmayın kısmet değilmiş :p

9.Sigara kullanıyormusunuz ? Asla...

10.Alkol ? Eee.. Keyfim yerinde olur ortam koşulları da elverişli olursa fena olmaz hani... Yılda bi kaç kereden bişi olmaz yani :)

11.Çayı fincanda mı içersiniz, çaybardağında mı ? Türk erkeğiyiz evelallah ince belli severiz.. Beyaz atlet giyeriz :p Haa Tarkan giyince bişi demezler biz giyince kro oluruz o ayrı mesele :)

Mim'lenen

İmkansız Bir Aşk Hikayesi ! ( Vol 2 )

 
Okumamış-merak eden-tekrar okumak isteyen ? Vol 1
  
     Üniversiteyi kazanamamış, günlerim dershanede geçiyordu... Öğlen olmuş ders bitmiş eve dönüyordum… Tarih 14 Şubat ! Aşağıdan onların geldiğini gördüm. O ve Yağmur yavaş yavaş geliyorlardı… Okuldan kaçmışlardı… Gördük birbirimizi bekledim onları… Keşke görmez olaydım… O’nun elinde kırmızı bir gül vardı. Beynimden vuruldum o an ! Yüzümde acı bir gülümseme… Sanki onları gördüğüme çok mutlu olmuşum gibi bir ifade takındım… Tek kelime etmedim gülle ilgili… Hiçbir şey sormadım… O gül gözüme gözüme battı o gün. Yanlarından hemen ayrılmak istedim. Acele işim var dedim fazla konuşmadan ayrıldık… O günden sonra Yağmur’a sormadım sevgilisi var mı diye… O zamanlar daha çocuk gibiyim işte… Kendim gibi düşünüyorum O’nu da… O da benden hoşlansa sevgilisi olmazdı diyorum kendi kendime. 

     Aradan aylar geçer… Ben yine dershanedeyim ama hayatımda ilk defa etüte kaldım o gün. Akşama doğru saat 4 civarı dershaneden çıktım… Kapıdan adımı mı atar atmaz onları gördüm karşımda. Ayak üstü bir muhabbet ettik… Onlarda dershaneye gidiyorlarmış. Haftaya buluşma sözü aldım. Eve giderken düşüncelere daldım… Evet bu bir işaret… Hı hım kesinlikle öyle..İlk defa etüte kaldım, dershaneden çıktığım an O’nu gördüm. Tesadüf olamaz bu ! Bir hafta vardı önümde…Tam yedi gün ! O yedi gün nasıl zorlu geldi anlatamam. Bir yıl kadar uzun geldi bana. O gün geldi çattı… Bir şeyler söyleyeceğim artık bugün diyorum. Fazla uzatmanın alemi yok. Planlar, hayaller kuruyorum kafamda. En lüks yerlere götüreceğim O’nu… Bir fırsatını bulup Yağmur’u göndereceğim vs. vs. Türlü türlü planlar uydurdum kafamdan… Zaman geldi ben dershaneden çıktım her zaman gördüğüm yere gittim bekledim gelmesini… Sanırım bir saate yakın gelmesini bekledim… :) Tam umudumu kesmişken geldiler. 
     Yürüyoruz yolda yavaş yavaş… Elim ayağım titremeye başladı daha hiçbir şey söylemeden… Yağmur’un telefonu çaldı… Bir sorun varmış gibi konuşmaya başladı… Tamam dedi kapadı telefonu… “Dershanede etüt varmış gitmemiz gerek başka zaman buluşalım olur mu ? “ dedi. Hiçbir şey söyleyemedim. O’nu bekliyorum.. Bir şeyler söylesin... Boşver gitmeyelim desin... Sen git, ben gelmeyeceğim desin… Masum masum bana baktı… Tek kelime etmedi… Peki dedim… 

     Gittiler ! 

to be continued !

Vol 3 

Dakka 1 Gol 1.... Hoşgeldin 20 "11" !

Çoğu insanımızın çılgınlar gibi eğlenerek giriş yaptığı yeni bir yılın ilk günündeyiz.Tekrar hepimize hayırlı olsun. Umarım herkes yeni yıla iyi bi giriş yapmıştır...

Bir efsanedir bilirsiniz " yeni yıla nasıl girersen bütün yıl öyle geçer" diye... Biliyosunuz ders çalışarak girdim bu yıla... Bi de işin ilginç tarafı kimse inanmıyo... Tamam ders çalışan bi insan değilim... Hele de yılbaşı günü böyle bişiyi söylemem gerçekten inandırıcı değil ama hakkaten ders çalıştım...  30 metrekare odada hiçbir eğlencesi olmayan bi yılbaşı geçirdim daha doğrusu geçirmek zorunda kaldım..

Saatler 00.20 sularını gösterirken tık tık tık.. Bi kapı çaldı arkadaşlardır falan dedik.Kapıyı bi açtık yurt görevlileri gelmiş.Odaya bakıcaz içki falan var mı diye dediler... Ben de ses etmedim gelsin baksın zaten bişi yok... Eğlence olmadıktan sonra içki içmenin anlamı olmadığını düşündüğümden dolayı hiç bişi almadım. Neyse işte sağa sola baktı.. Mini buzdolabını açtı... Bişi bulamadı... Bi baktım dolabımı açmaya yöneldi.. Dört senedir aynı yurtta kaldığım ve güvenliğin yüksek olduğu bi yer olduğu için dolabı kilitleme ihtiyacı duymayız hiç... Ben dolabı açma dedim sakince... Konuşarak halletmeyi denerim her zaman... İnsanlık yaptım... Baktım tınlamıyo... Bu sefer bağırarak dedim açma o dolabı diye... Hala adamın umrunda değil... Tam kapağı açıyo tekmeyi bi vurdum dolaba ! Açma dediysem açmayacaksın anlama sorunun mu var, yoksa topladıklarını içtin kafan mı iyi dedim... O bana pis pis baktı ben ona pis pis baktım.... Ben bu dolabı açarım demez mi... Benim tepem iyice attı... Ağzımı da bozmak istemiyorum.. Baktım yine dolabın kulpuna sarıldı... Dedim yeter lan mq ! Bir kargaşa bi gürültü bi kıyamet... Bütün yurt ayaklandı. Yurdun sahibi falan geldi... Noluyo ne bitiyo diye... Ben çıldırmışım ama... Zaten boktan bi yılbaşı geçirmişim sinirim bozuk bi de üstüne bu olay olunca gözüm karardı... Kim ne derse bağırıyorum...

Başladılar yok yurt kuralları var da yok bilmem ney de... Onun görevi arayacak... Sizi tanımıyo daha tanısa bu kadar uzatmazdı... Kurallardan lafı açınca.. Arama yetkiniz var mı dedim ? Var tabi ben yetki verdim  ona da dedi... Onu demiyorum senin benim odamı aramaya yetkin var mı dedim.. Burası devlet yurdu değil resmi kurum değil.. Sen benim odamı canın isteyince gelip arayamazsın... Polis değilsin jandarma değilsin... İçki bulundurmak yasak tamam ama görürsen alırsın , gelip benim dolabımı açıp da arayamazsın yani... Savcılıktan git kağıt al gel dolabımı aç...

Şimdi olayı bu kadar büyütecek ne vardı demeyin... Benim kızdığım olay arama değil... Benim kimseden gizlim saklım yok... İnsan bi izin alır... Benim dolabımı açıyosun... Özel bi eşyam o benim... Belki dolabımda kimsenin görmesini istemediğim şeyler var. Ne diye dalıyosun hemen dolabıma... Bakabilir miyim dolabına de... Ben de anlarım yani aşağıdan öyle demişler, o da gelmiş söyleneni yapıyo...

Yurtta falan kalan arkadaşlar varsa bunları unutmasınlar... Devlet yurdu nasıldır bilmiyorum ama özel yurtta kalanlar için söylüyorum... Sözleşme imzalarken iyice okuyun... Neye imza attığınızı bilin... Kuralları sormayın direk yazılı kağıdı isteyin kii... Kurallar var demesinler... Unutmayın ki böyle durumlarda arama izni sadece güvenlik güçlerinde... O da arama izni ile olur...

Bizim odadan sonra bi taraflarına baka baka aşağı indiler... Kimsenin de odasını arayamadılar... Evdeki hesap çarşıya uymadı... Nevalesini kaptıranlarda artık şansına küssünler napalım :)

Ne muhteşem bi yılbaşı değil mi ?