Gözden Kaçan Şeyler Var !

     Bu aralar eskiye göre sık yazıyorum farkındaysanız. Ama süper şeyler yazmadığımın da farkındayım. Yazmak için yazıyorum sanırım.. Bugün yazacağım şeyler bi kaç gündür aklıma takılan şeyler.. Sizinle de paylaşayım dedim. Belki aynı şeyleri düşünüyoruzdur. Belki siz de şikayetçisinizdir bu durumdan...

     Her ülkede olduğu gibi bizim ülkemizde de kişilerin maddi durumları ekonomik sınıfların oluşmasına sebep oluyor. Ultra zengin, çok zengin, zengin, az zengin, orta halli, fakir, açlık sınırı, aç, açlık sınırının altında yaşayan... Gördüğünüz gibi bi çok sınıf olsa da asıl bölünme zengin kesimde oluyor. Asgari ücretin 600 TL olduğu ülkemizde tek maaşla evini geçindirmeye çalışan bi insanın halini siz düşünün.. Kira fiyatlarından haberiniz vardır umarım... Ama çarşıya pazara çıkıp sorsanız herkesin borcu var. Herkes parasızlıktan yakınıyor. Borç yiğidin kamçısıdır diyip kredi kartlarına yükleniyoruz. Hani alırken de para vermiyoruz ohh mis..

     Adamın evine iki maaş giriyor... Evi var, arabası var ve bu adam hala fakirim diyor.. Ben buna anlam veremiyorum. Eşi ve kendisi devlet memuru olduğundan her ay tıkır tıkır maaş hesaba yatıyor. Hani ticaretle uğraşıyor olsa borcu var, işleri yolunda gitmiyor diyebilirim. Biz de ticaretle uğraşıyoruz ve ticaretle uğraşan birinin borcu asla bitmez.. Ben kendimi bildim bileli babam borcumuz var diyo :) Her neyse konuyu dağıtmayayım... Bence asıl sorun eve giren para miktarı veya harcamalar değil. Asıl mesele daha lüks yaşayamamak... Elbetteki herkes lüks bi yaşam hayal eder.. Kim daha güzel bi evde oturup, daha güzel bi arabaya binmek istemez ki ?  Geçenlerde X mağazası buraya bi şube açtı.. İlk gün yaptığı cironun 180.000 TL olduğu söyleniyor.. Bunu söyleyen mağazanın bi çalışanı... Burası ne İstanbul, ne Ankara... Sorsan kimsede para yok, herkes acından ölüyo.. Daha lüks yaşayamadığımız için şikayet ediyoruz, bunu kabul etmemiz gerek... Ya da benim göremediğim bi şey var ortada...

     Şöyle bi sıkıntı daha var ki ben de şikayetçiyim... Aslında neye şikayet ettiğimi de bilmiyorum.. Biliyorsunuz ben alışveriş yapmayı severim. Ama ne zaman bi şeye ihtiyaç duysam, onu alacağım zaman olay olur. Özellikle ayakkabıda büyük sıkıntı yaşıyorum. Gına geliyor ayakkabıyı alana kadar.. Dün yine arkadaşımla alışverişe çıktık. Mağazaları gezip hiç bi şey alamadan geri döndük.. Resmen hiç bi şey beğenmiyoruz. Böyle bi kendini beğenmişlik hakim oldu.. Bi şeyleri değiştirelim derken yanlış yaptık galiba.. Lise bitti üniversiteye başladık hadi tarzımızı değiştirelim dedik bi değişime gittik. Bu kez okul bitiyo, biraz daha büyüdük bi değişime daha gidelim dedik. Baştan aşağı bi değişime daha girdik. 10 yıllık berberim Apo'yu değiştirdim.. Şimdi ki berberim Ali Abi'nin yeri apayrı tabiki.. Spor giyimden casual'a geçiş yaptık. Severek aldığım, ayağımdan hiç çıkarmadığım spor ayakkabılarım raflardaki yerini aldı. Yahu parfümü bile değiştirdim.. Böyle bi marka takıntısı kaldı üstümde sanki.. Önceden mutlaka uğradım mağazalara şimdi girmiyorum bile.. Belli başlı gittiğim 3 bilemedin 4 mağaza var. Orada bi şey bulamayınca sanki başka mağaza yokmuş gibi geri dönüyorum. Gömlek alacağım zaman tek bi mağazaya gidiyorum. Bunun nedeni de o markanın gömleklerinin üzerime tam olması.. Gömlekte cep olmaması... Dün şöyle bi düşündüm. Napıyorum ben dedim kendi kendime.. İnsanların özene bezene aldığı markaların mağazalarına girmiyorum. Yemin ediyorum kendimden utanıyorum. Ben nasıl oldu da bu hale geldim.. Aradan çok bi şey geçmedi... 2 senede bi insan bu kadar değişmemeli.. Bi standart yakalamış gidiyorum... Tamam her şey güzel.. Giydiklerim yakışıyo.. Ben giyime önem veriyorum. Ne yalan söyleyeyim güzel giyindiğim zaman kendime bi güven geliyo.. Bi ortama girdiğin zaman gördüğün hizmet, insanların sana yaklaşımı bile değişiyo... Ama ne olursa olsun bi yanlış var ya bi yerde yanlış yaptım ben.. Bi yeri atladım.. Göremediğim bi nokta var..

     İnsanların almak için can attığı kıyafetlere almayı bırakın, bakmıyorum bile.. Eminim benim gibi bi çok kişi var.. Bunun farkındasınız veya değilsiniz ama bu cidden önemli bi konu... Neden ?

     *Not : Bu arada kış geldi.. Hanım hanımcık kızlarımızın bloglarına bakıyorum.. Dizi çıkmış, çamaşır suyu lekeli pijamalar gündeme gelmiş. Gören diyecek temizlik yapmaktan bi hal olmuşsunuz... Halk bunları yemiyor artık.. Bu kadar da acındırmayın kendinizi, herkes her şeyin farkında.. Yok ben alamıyorum diyen varsa da söz pijamasını ben alcam :)

İyi Bayramlar...

7 yorum:

esved dedi ki...

Wuuu :o çok iddialı bir yazı, bir çok kişi aynen böyle ama kim itiraf edebiliyor?!

Başta ben, yıllardır ugradığım magazalara bakmıyorum gecen missbonun bir yazısında farkettim burda gezer diye bir marka var 3 senedir, ugramıyorum, gecenlerde aklıma girdi bi baktım ki popüler hemen her ürün var hem de çok makul fiyatlara.. Ama sorun şu ki aynı giyinmekten nefret ediyorum, marka takıntım yok ama farklı olmalıyım..

Mesela şu aralar herkes kremit rengi ya da taba renk şal alırken ben mor bir şal aldım ve taktığımda inanılmaz mutluydum:)
Herkes kırmızı,kahverengiyken morlar içinde olmak müthiş bir duygu :D

Missbone dedi ki...

Evi arabası olduğu halde 'fakirim' diyen insan büyük ihtimalle ultra zenginlerle kıyaslıyordur kendini :P Öyle bakınca fakir tabi.:D

O değil de senin mağaza takıntını döverim ben. 3 4 mağazanı yerim :D
Benim hiç öyle mağaza seçimlerim yok,Batik,H&M,Zara,topshoptan bi sürü kıyafetim var. Ama pazardan esvedin dediği gibi gezerden aldıklarım da var.:D Güzel kombinleyeyim yeter bana. Ayakkabıda bile marka tercihim yok rahatlığına bile bakmam. Şık durursa mutlaka alırım :D

Ama siz erkekler bizim kadar şanslı değilsiniz galiba.:D Gömlek kesimleri bile değiştiriyor tüm dış görüntünüzü.:D Mesela kiğılının gömleklerinin kesimi çok kötü.:D
Emanet gibi duruyor üzerinizde.

Ayrıca çakma burberry atkılar bizde ne kadar şık duruyorsa sizde o kadar kötü duruyor puhahah :D

francesca mckennitt dedi ki...

Eh tabii ki, herkes kendinden bir üstün olanı istiyor dolayısıyla kapitalizmin beslendiği nokta da bu. Ama bisciğim düşünsene işadamı oluyorsun, mühendis oluyorsun her neyse belli bir noktaya geliyorsun ama üstünde eski püskü bişi var, sonuçta bu insanların bakış açısını etkiliyor gerçekten. Güzel giyinmek ya da marka her şey olmasa da önemli şeyler, ekseriya iş hayatında.

Bir İnce Ses dedi ki...

@esved : Çok pis iddialı yazı yazarım :) Ben de pişti olmaktan nefret ediyorum. Hiç hoş değil :)

@Missbone : Ben başka mağazalardan aldığım zaman kombinleyemiyorum :)

Bi kere Kığılı orta yaşlılar için üretim yapıyo bence.. Genç kesim için hiç ideal değil. Kesimleri geniş oluyo.. Kızlar ne giyse yakışıyo zaten. Çünkü o kadar çok çeşit var ki ürünlerde mutlaka biri birine denk oluyo. Ama erkeklerde öyle mi ? Birbirine benzer şeyler hep.. Sıkıntımız çok büyük :)

@francesca : Zaten asıl nokta insanların bakış açısı oluyo.. Önceden spor giyinip gittiğim bi yere, şimdi gömlekti ceketti giyinip gidince bi hizmet bi hizmet.. Ye kürküm ye her zaman kazanan taraf oluyo.. Bu hali görünce de dış görünümüne önem vermek zorunda kalıyosun. Çok zor günler bizi bekliyor :)

Missbone dedi ki...

Kesinlikle orta yaş için kığılı :P Ve bunu hala anlamayan yaşıtlarım var çevremde.:D Moda faciaları diyoruz biz onlara kısaca :D

GeCe dedi ki...

genelde türkiyede üretilen erkek gömlekleri göbekli erkeklere göre, eşime yıllardır göbek kısmı bol olmayan (kendisi sıfır göbeklidir de :p ) gömlek arıyoruz bulamıyoruz, ama italyan mağazalarında hiç bir yaşın gömlekleri öyle değil, hepsi fit model. Yıllar önce almıstım bir tane onu giyiyor garibim. Son zamanlarda benettondan birkaç gömlek aldık aynı stilde şimdi bazı markalarda çıkardılar fit modelleri ama onlar dapdaracık fatih ürek modeli :))

Bir İnce Ses dedi ki...

@GeCe : Türkiye'dekilerin çoğu dediğin gibi kalıpları geniş gömlekler. italyan kesimler çok dar oluyo. Ben normalde small giyerim ama italyan kesimde medium oluyo. Ama güzel fit gömlekler var, yok değil. Yazık adama yeni gömlek giysin biraz :) Amerikan markalarına dönelim biraz :D