İmkansız Bir Aşk Hikayesi ! ( Vol 1 )

" Bu yazıda kullanılan isimler tamamen hayal ürünüdür üstünüze alınmayın :p"
  
        Yine bir öğlen arası… Zil sesini duyar duymaz koşa koşa beden hocasından futbol topunu almaya gittim her zaman ki gibi. Takım hazır dışarda beni bekliyor… Kravatımı söküp başıma bağladım.. O zamanlar saçıma bant takmak isterdim hep… Ama  okuldayım sonuçta izin yok böyle şeylere... Okulun bahçesinde her türlü spor faaliyeti için alan mevcut… Hepsi ayrı ayrı yerlere yapılmıştır ama biz futbolcular olarak her yeri kullanırız… Maçta bir agresiflik biner üstüme… Hele bir de yeniliyorsak, ben gol kaçırıyorsam patlamaya hazır bomba gibi olurum.. Yine o anlarımdan birinde ben nerdeyse %100 lük bir golü kaçırmışken ayağımın dibine voleybol topu gelir… Ben o sinirle topa var gücümle vurmaya hazırlanırken O gelir… Nazikçe benden topu ister… Ben hiçbir şey diyemem dilim tutulur sanki… Topu O’na veririm teşekkür eder ve gider. Sadece başımı sallarım rica ederim der gibi… Arkasından bakarım bakarım bakarım… Uzun saçları omuzlarına dökülmüş. Saçlarının ucunu sarıya boyatmış kısa kısa… Bolero bir hırkası var böyle nasıl desem mavi desem mavi değil yeşil desem yeşil değil. İkisinin arası bir rengi var. Aynı renkte çorap giymiş. O zamanlar moda olan boğazlı bir spor ayakkabısı var. Arkadaşların bana seslenmesiyle kısa film sona ermiştir. Hiç sevmezdim aslında o tarz giyinen kızları ama o farklıydı neden bilmiyordum ama farklı gelmişti işte… Maç sırasında top ne zaman bana gelse ısrarla voleybol sahasına götürdüm topu, O’nu tekrar tekrar görebilmek için… Maçtan kopmuştum artık aklım O’nda kalmıştı… O zamanlar ayaklı gazete gibiydim… Bir kavga oldu mu 10 dk. İçinde bütün detaylarını tek tek öğrenirdim. Yani O’nun adını, kim olduğunu hangi sınıfta olduğunu sıra arkadaşının kim olduğunu ve en önemlisi de biriyle ilişkisi olup olmadığını öğrenmem çok zor olmadı. İşlerimi büyük bir gizlilikle sürdürdüğüm için hiç açık vermem böyle durumlarda. Yakın arkadaşı bizim servisten bir kız ve benim haber kaynaklarımdan biri… Adı Yağmur’du.Her akşam okulda olup bitenleri birbirimize anlatırdık.O Lise 1 de ben Lise 2 deydim. Hazırlık ve 1.sınıflarla Yağmur, 2.ve 3. Sınıflarla ben ilgilenirdim. Aramız çok iyiydi yani. Ama bu zamana kadar nasıl O’nu görememiştim, nasıl fark edememiştim bilmiyorum. Ya da gördüm görmemezlikten geldim.
        Evet O’ndan hoşlanmıştım ama kimseye söyleyemedim. En yakın arkadaşlarım bile bilmiyordu. O’nunla tanışmak istiyordum ama nasıl yapacaktım bilmiyordum. Yağmur’un yanına bile gidemiyordum artık. Çünkü yanında O vardı. Açık veririm korkusuyla Yağmur’un yanına gitmekten utanıyor, çekiniyordum. Sınıftaki yakın arkadaşlarımdan birinin sevgilisi onların sınıfında ve onların yakın arkadaşı olunca ister istemez artık yakınlaşmaya başladık. Bir gün öğlen arasında ben ve arkadaşım bahçede turlarken Elif-arkadaşımın sevgilisi- ve Yağmur duvar dibinde bekliyor bir şeyler konuşuyorlardı. Yanlarına gittik. Ben Yağmur’dan detayları alırken birden O geldi… Elinde bir paket cips vardı. Bana uzattı “ ister misin ?” dedi.. Allah’ım sanki dünyalar benim olmuştu… Dondum kaldım ama hemen topladım kendimi. Bir tane aldım içinden elim titreye titreye… “Alsana biraz ne öyle bir tane aldın” dedi ama ben o bir tane cipsi nasıl yiyeceğimi düşünüyordum teşekkür ettim yüzümde hafif bir tebessümle… O gün ilk defa konuşmuştum O’nunla… Çok ilginç bir duyguydu.. Hani içimde kelebekler uçuşuyo duygusu vardır ya, aynen öyle olmuştu… O günden sonra muhabbetimiz günden güne arttı. Artık yanlarına giderken eskisi gibi çekinmiyordum. Utanıyordum hala, kalbim hızlı hızlı çarpıyordu ama her an bir şey olacakmış gibi bir tedirginlik vardı üstümde… 2 sene boyunca bu böyle devam etti… Koskoca 2 sene… Ben hiç kimseye bir şey söyleyemedim. Hep içimde sakladım… Galiba kendime bile itiraf edemedim… Aramız günden güne daha iyi oldu ama ben 2 sene boyunca O’nun ne telefonunu isteyebildim ne msn adresini…
  Mezun olduğum gün kendimi toplayıp söylemek istedim ama yapamadım… Sade bir hoşçakal dedim sadece… Yüzüm gülüyordu belki ama içim kan ağlıyordu… En azından telefonunu falan isterim diye düşünmüştüm ama onu da becerememiştim… Yağmur’un evi bize çok yakındı 100 m. İlerdeydi sadece… Nerdeyse her gün görüyordum ama bir türlü dilim varmıyordu O ne yapıyor, nasıl demeye… Hep Yağmur’u gördüğümde söyleyeyim de bir buluşma ayarlasın demek istedim…Sadece istedim… Hiçbir zaman söyleyemedim…

to be continued !

Bu yazıdan sonra bu şarkıyı dinlemeniz İsviçreli Bilim Adamları tarafından önerilmektedir 

7 yorum:

AnceLik dedi ki...

yazı başlığını görünce taam benim ilgi ALanım dedim..oyy oy hazin son yine:( bende öyleyim seni süper ii anlıyorum.

Bir İnce Ses dedi ki...

Dur daha sona gelmedik bu daha başlangıç...

tinker dedi ki...

ya incem sesim ben sana daha ne diyeyim dövmek istemekte haklı değilmiyim liella haklı tam dayaklıksın yane oldu mu şimdi :( ulen bende ayrı bi enteresan varlığım sevdiğim seviyo bende seviyorum ama iş ciddiye binince ben kaçıyorum sonra oda amaaaannn senlemi uğraşcam diyo gidiyo son ra ben yana yakıla gidiyorum peşinden tam dönecekken ben yine kaçıyorum yok yok ben anladım bu böyle olmıcak liella ikimize temiz bi dayak çeksin olmazmı?

Bir İnce Ses dedi ki...

bak sen dayaklıksın tamam yazık çocuğa niye böyle yapıyosun :) ama ben dayaklık değilim :D

Siyah Gül.... dedi ki...

o zmnsa sana zaradan bülbülüm altın kafeste türküsünün nakaratını dinlemeni tavsiye edicem ;)

TasO dedi ki...

iki kelime:
yazik nan.

Ayrı Yazılan De dedi ki...

başlığı görünce konu çok yakın geldi abi bana. bu gece hepsini okuyorum